Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

Tarihin rotasını onlar değiştirdi

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı sunguralp

  • ****
  • Cinsiyet: Bay
Tarihin rotasını onlar değiştirdi
« : 08 Temmuz 2009, 19:23:11 »
Fark Akademi

                                                        Tarihin rotasını onlar değiştirdi

     Kimi zaman bir film sahnesindeki replikte, kimi zaman bir kitabın satırında yüzyıllar geçmesine rağmen onların ismine rastlıyoruz.  

     Çoğu zaman tarihi birer şahsiyet oldukları, dönemin en heybetli askerleri arasında yer aldıklarını biliyoruz.
Eğer tarih okuma merakımız yoksa ne yazık ki bu sığ bilgilerin dışına çıkamıyoruz. Oysa tarihi bilmek ve anlamak için onları da tanıyor olmamız kaçınılmaz. Büyük İskender, Jül Sezar, Atilla, Cengiz Han, Fatih Sultan Mehmet, Barbaros Hayrettin Paşa, Kanuni Sultan Süleyman, Amiral Nelson, Josef Stalin, Mustafa Kemal Paşa isimlerini dünyada duymayan yoktur. Bu isimler sadece kendi ülkelerinin geleceklerinde önemli birer şahsiyet olarak kalmamış dünya siyasetine de damgasını vurmuş isimler. Her bir isim kendi başına farklı özellikler taşırken en belirgin ortak noktaları asker oluşlarıydı. Değişik zaman dilimlerinde, farklı koşullarda çeşitli savaşlarda lider vasfını taşıyan bu askerlerin hepsi savaşlara girdi ve çıktıklarında da tarihin seyri değişti. Gazeteci-yazar Ali Çimen “Tarihi Değiştiren Askerler” isimli çalışmasında yirmi dokuz askeri bir kez daha hafızaları tazelemek adına bir araya topladı. Yazar bu noktada sınırlandırmayı dünyada sık sık atıfta bulunulan isimleri ön plana çıkararak yapmayı tercih etmiş. Böylelikle referans noktalarına dair okuyucuyu bilgilendirerek en azından kendince daha bilinçli bir gazete okuyucusu ya da medya takipçisi olmalarına olanak sağlamayı amaçlamış. Yani Napolyon’un ismini duyduğunda insanların “Para Para Para”dan daha fazla bir şeyler söyleyebilmesini istiyor.

     Tarihten bir haber olmak bir anlamda günümüzü ve geleceği de doğru yorumlayamamak demek. Fakat ne yazık ki bizler tarihi okuyarak öğrenmek konusunda biraz tembeliz. Fakat son yıllarda özellikle sinema ve diziler dolayısı ile gündeme gelen çeşitli tarihi vakalar bir anlamda tarihi merakı da uyandırdı. Tarihi kitap satışları da bunu doğruluyor. İşte tam da böyle bir ilginin olduğu dönemde yazar özellikle genç okurların kelleyi koltuğa almış yakından tanımanın bireysel gelişim adına bir dayanak noktası olabileceğine inanıyor. En azından kişilerin bireysel özelliklerinin farkında olmadan tarihi nasıl şekillendirdiğini görmek de okur için ilginç olabilir.

     Sevenleri kadar sevmeyenleri de olan tarihi kimlikler ile ilgili kalem oynatırken hiç şüphesiz yazarların zorlanacağı noktalar vardır. Ali Çimen kitabı hazırlarken en çok hakkında yazılı kaynak bulamadığı isimler ile ilgili bölümlerde zorlanmış. Tabii bir de hakkında çok şey yazılan ve neredeyse yazılmadık bir şey kalmayan Mustafa Kemal ile ilgili bölümü aktarırken sıkıntıya düşmüş. Zira Mustafa Kemal ile ilgili yeni bir şey bulup yazmak oldukça esaslı bir iş. Şahsiyetlerin tarihte altını çizdikleri önemli olayların dışında kişilik özelliklerine dair analizler ise kitabın en ilginç bölümleri. Dönemin şartları mı bu isimleri ölümsüz kıldı yoksa kendi yetenekleri mi bilmek mümkün değil. Fakat yaşadığımız dünyayı anlamak için tarihe damgasını vuran bu askerleri biraz daha yakından tanımakta fayda var.

     Tarihi Değiştiren Askerler’den

     Barbaros Hayreddin Paşa, Vezir-i Azam Damat İbrahim Paşa’ya, henüz keşfedilen Yeni Dünya’ya (Amerika) sefer düzenlemek istediğini söylemesine rağmen, ‘Uzak denizlerle işimiz yok. Akdeniz’i ve Hind denizlerini tutmamız kafi.’ cevabını almıştı…

     Yüz kadar savaşta hiç yenilmeyen Halid Bin Velid’in, yatağında ölmeden önce, ‘Vücudumda yaralanmamış yer yok. Gel gör ki, savaş meydanlarında yenilgi yüzü görmeyen Halid, yatağında ölüyor.’ diye hayıflandığı rivayet edilir…

     Büyük Hun İmparatoru Atilla, hayatını, Avrupa Hun İmparatorluğu’nun kurucusu Uldız’ın ‘Güneşin doğduğu yerden battığı yere kadar her tarafı fethederim’ sözünü hayata geçirmeye vakfetmişti…

     Hitler’in ellere karşı bir takıntısı vardı. Kütüphanesinde tarihi karakterlerin el yapılarını analiz eden bir kitap bulunuyordu. Sıklıkla ellerinin, Büyük Frederik’in ellerine benzediğini söylerdi…

     Napolyon, St. Helen Adası’nda sürgündeyken İngiliz basınının kendi hakkında yazılanları merak ettiği için İngilizce öğrenmeye başlamıştı…

     Amerika’nın İkinci Dünya Savaşı’ndaki efsane generallerinden Patton, iyi bir at binicisi, eskrimci ve yüzücü olmasının yanı sıra, aynı zamanda iyi bir atıcıydı. 1912 Stockholm Yaz Olimpiyat Oyunları’na katılmış, modern pentatlon dalında beşinci olmuştu. Aynı zamanda Almanya’daki sivil halkı, toplama kamplarında Naziler tarafından işlenen suçları görmeleri için, zorla kamplarda gezdirmiş, soykırım kurbanlarını gömdürmüştü…

     Bugün kullandığımız 365 günlük devrik yıla dayalı takvim Sezar iktidarının eseridir. 7 ayın 31 gün çekmesine Sezar karar vermiş, Senato da, kendisini onurlandırmak için aylardan birine (Julius- Temmuz) onun adını vermişti…

     Rus Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de hayranlık beslediği Çar Büyük Petro, Batılılaşma hamlesi esnasında sakal uzatmayı yasaklamış, hatta hızını alamayarak, ülkenin önde gelen soylularından birkaçını kendisi tıraş etmeye kalkmıştı…(alıntı)
« Son Düzenleme: 19 Ekim 2009, 07:55:36 Gönderen: Savtegin »

Tarihin rotasını onlar değiştirdi
« Yanıtla #1 : 08 Temmuz 2009, 20:29:17 »
Güzel bir çalışmaya benziyor..
Özellikle kişilik analizleri bölümü dikkat çekici.
Bizler böyle önemli şahsiyetlerin hep özel yaratıldığına inanır "Amaaan o nerde biz nerde canım.." diye geçiştirir onlar hakkında pek kafa yormaya çalışmayız.

Bu analizler,yapılan icraatlerin, bizim gibi insani yönler taşıyan kişiler tarafından yapıldığının farkında olunması açısından önemli diye düşünüyorum..

Bu insanları ne kadar tanıyoruz?
« Yanıtla #2 : 09 Temmuz 2009, 13:18:54 »
                                 Bu insanları ne kadar tanıyoruz?

      İlime katkıları bakımından dünyada; Türk, Müslüman ve Doğu medeniyetine ait birçok şahsiyetin bulunmasına rağmen, batılı medeniyetler bu kişilerden istifade ederken biz sadece izlemekle yetindik.

      Yaşadığımız devirde birçok ilmî konuda katkılar sağlayan bu insanlar hakkında da birazcık bilgimiz olsun istedim. Çok detaylı olmasa da bu metni okuyan birkaç kişinin merak edip araştırması, az da olsa bilgi sahibi olması, bir kazançtır.





     Ortaçağda, bir yanda dogmatik düzenle insanlık adına buhranlı bir devir geçiren Avrupa varken, bir yanda da; matematik, coğrafya, fizik, astroloji, geometri, kimya, maden ve daha birçok alanda çalışmalara imza atıp kendini geliştiren bir medeniyet vardı. Ne yazık ki zamanla bu yolda geri kaldı… Bilim dünyasına bir şeyler kazandırmış
Roma,
İskenderiye,
Atina vs. gibi merkezlerin yanı sıra Buhara,
Şam,
Semerkant,
Konya,
Bağdat ve
Bursa gibi ilim merkezlerinin payını unutmamalıyız...

     Yakın olduğumuz medeniyetin insanlarını yine o kadar uzak olduğumuz garp (batı); bilip, öğretip uygulamakta. Yakınımızdaki birçok kaynağı kullanma konusunda neden bir Avrupalı kadar yetkin olamadık? Bugün Avrupa’daki en ünlü fakültelerde, üniversitelerde, ilim yuvalarında adını bile bilmediğimiz birçok bilimcinin eserleri, araştırmacılar tarafından kendi dillerine çevrilip okutulmaktayken biz çoğunun ismini bile bilmemekteyiz...

     Mesela bir Ebu Kâmil Şuca; kimbilir bu metni okuyan kaç kişinin aklında ''bu kim ki ?'' diye bir soru işareti belirmiştir. Evet bu kişi ''Avrupa’ya matematiği tanıtan insan'' diye anılıyor ama kimler anıyor? (Ondan önce Avrupa'da matematik yokmuş diye anlaşılmasın, kazandırdıklarının önemi yüzünden böyle bir şey söylenmiş olabilir.) 2. derecenin üzerinde bilinmeyen denklemleri hassasiyetle çözen ilk kişilerdendir. Bazı terimler koymuştur, sistematik birçok eserinden yararlanılmıştır. Leonardo Fibonacci (orta çağın en yetenekli matematikçisi olduğu söyleniyor), Ebu Kâmil ve daha birçok Müslüman alim ve matematikçinin eserlerinden yararlanarak Avrupa’ya sistematik birçok bilgi aktarmıştır…

     İbn-i Sinâ; tıbbın babalarından olan, 600 yıl kadar tıp alanında ve başka alanlarda Avrupa’da eserleri ana ders kitabı olarak okutulan ''büyük tabip''…

     Harezmi; bugünkü dijital elektroniğin ve bilgisayar biliminin temeli olan 2’lik(binary) sistemini bulmuştur. ‘’Hesab-ül Cebir vel-Mukabele' adlı eserinde matematik tarihinde 1. ve 2. dereceden bilinmeyenli denklemlerin sistematik ilk sunumunu yapmıştır.
Diophantus ile birlikte cebirin babası olarak anılır. Algoritma ifadesi; Harezmi’nin Latince karşılığı olan ‘’Algoritmi’’   den türemiştir. Dünyanın en büyük matematikçilerinin başında gelir…




Battani; bugünkü
Trigonometrik işlemleri şekillendirmiş formüllendirmiştir ve hala o terim ve formüller kullanılmaktadır. Ebu'l Vefa ise trigonometriye,
kotanjant,
tanjant,
kosekant ve
sekantı hediye etmiştir...



     Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'un fethi için çizimleri yapılıp, meydana getirilen 1 tona yakın büyük şahi topları. O zaman bile 1 km üzerinde mesafeye fırlatılabilmiş bu toplar, 50 büyükbaş hayvan ve yüzlerce askerle taşınıp kontrol edilmiştir. O zamanın şartlarıyla böyle güçlü silahlar!

     Cabir Bin Hayyam; günümüzde atom alanında ilk çalışmaları
John_Dalton'un yaptığı, uranyumun çekirdeğinin parçalanabileceği fikrini de ilk olarak
Otto Hahn’ın ortaya attığı söylense de, kimya alanında ilk laboratuvar kurup çalışmalar yapan bu Türk insanı şu sözleri binlerce yıl önce belirtmiştir: "Maddenin en küçük parçası olan cüz-ü la cüz-ü la yetecezza (atom)da yoğun enerji vardır. Yunan bilginlerinin iddia ettigi gibi, bunun parçalanamayacağı söylenemez. O da parçalanabilir. Parçalanınca da öyle bir güç meydana gelir ki Bağdat'ın altını üstüne getirebilir. Bu ALLAHü Teala'nın kudretinin bir nişanıdır." Ve yine bu insan sayesinde birçok Avrupalı bilimci meşhur olmuştur…



     Hazerfen Ahmed Çelebi; ilk uçuş denemelerini yapıp uçabilen insan, eseri de ilk planördür.
Beyruni; dünyanın döndüğünü, Ümit Burnu, Amerika ve Japonya’nın varolduğunu ilk bildiren kişi olduğu söyleniyor. Colomb’un keşfinden 500 yıl önce bildirmesine rağmen adı bile çoğu kişi tarafından bilinmemekte (Aynı şekilde Piri Reis’in keşiften çok önce çizdiği haritasında o konumlar mevcut)…


Pîrî Reis Haritası

El Cezeri; sibernetik ve robot biliminde ilk çalışmaları yapan insandır. Archytas (Yunanlı matematikçi)’ın M.Ö. 300 dolaylarında buharla çalışan güvercin yaptığı söylense de robot biliminde ilk kayıtların Anadolu’ya ait olduğu söylenmektedir. Yine bilgisayar alanında ilk adımları atan kişilerden olduğu bildirilmekte…



Mimar Sinân; seviyesine şimdi bile ulaşılamayan büyük mimar. Tüm dünyadaki en büyük mimarların başında gelir. Eserleri, kusursuz denilecek kadar estetik şaheserlerdir…



     Pîrî Reis , Gazali, Mes’ûdi, Uluğ Bey, Akşemseddin Farabi, Demiri,gi bi saymakla bitiremeyeceğimiz ve daha tanımadığımız yüzlercesi...

     Bu insanların dünya bilimine katkıları mutlaktır. Az veya çok bir şeyin temellerini atıp devam ettirememek üzücü. Başucumuzda bulunan hazinelerin değerini bilemezsek, muhafaza edemezsek elbette ki olduğumuz yerde saymaya devam edeceğiz. Gerçekçi olmak gerekirse son yıllarda birçok alanda çalışmalar yapmaktayız ancak geç başlayan çalışmalar bunlar. Umarım kaçırdıklarımızı yakalayabiliriz. O yüzden arkada kalmış bazı şeyleri ön tarafa taşımak önemli…

alıntı

Çevrimdışı şimal

  • ****
  • Cinsiyet: Bayan
Tarihin rotasını onlar değiştirdi
« Yanıtla #3 : 09 Temmuz 2009, 19:54:50 »
     Bu insanların dünya bilimine katkıları mutlaktır. Az veya çok bir şeyin temellerini atıp devam ettirememek üzücü. Başucumuzda bulunan hazinelerin değerini bilemezsek, muhafaza edemezsek elbette ki olduğumuz yerde saymaya devam edeceğiz. Gerçekçi olmak gerekirse son yıllarda birçok alanda çalışmalar yapmaktayız ancak geç başlayan çalışmalar bunlar. Umarım kaçırdıklarımızı yakalayabiliriz. O yüzden arkada kalmış bazı şeyleri ön tarafa taşımak önemli…


     Toplumların ilerlemesi yolunda çok önemli katkıları olan, çok değerli büyüklerimizi öğrenmek bir Türk genci olarak vazifemiz olmalıdır.

     Her biri bize birer ışıktır,yol göstericidir.  ;)
« Son Düzenleme: 09 Temmuz 2009, 19:55:52 Gönderen: şimal »

Tarihi yön veren büyük liderler
« Yanıtla #4 : 03 Aralık 2009, 20:34:39 »

                     Tarihi yön veren büyük liderler

Milyonlarca insanı öldüreni de dünyayı korkudan titreteni de var; yaptıkları reformlarla demokrasinin temellerini atan, insanları özgür kılan da. Geçmişten bugüne kadar işte tarihin akışını değiştiren liderler;


Bazıları antik çağların, bazıları Ortaçağ Avrupası'nın bazıları da modern çağımızın en önemli liderleri oldular.

Yaptıkları reformlar ve Dünya haritası üzerinde yarattıkları değişimler ile tarihin gidişatını ve insanlığın kaderini belirlediler.

 İşte geçmişten günümüze tarihin en önemli liderleri;


Odysseus

Yunan mitolojisinde İthaka Adasının kralı olarak geçen Odysseus, Homeros’un adını verdiği kitabında elde ettiği büyük başarıları ile ölümsüzleştirildi. Odysseus’un en büyük özelliği savaşlardaki cesareti ve kurnaz zekâsıydı. Truvalılarla yapılan savaşta ahşap bir at inşa ederek şehre sızmak onun fikriydi. Odysseus, savaştayken İthaka’yı yönetmeye başlayan ve karısına koca olmak için her türlü yolu deneyen tiranları döndüğü zaman devirmiş ve krallığını korumuştu.



Büyük İskender

Acımasız ve efsanevi askeri taktikleri ile Büyük İskender, adını tarihe en iyi askeri kumandanlardan biri olarak yazdırdı. Darios’un barış teklifine rağmen Gaugamela Savaşında onun sonunu getiren Büyük İskender, Asya fethine başlaması ile ordusunun isyanları ile karşılaşmış, Anadolu’ya geçişinin ardından bir daha Makedonya’ya dönemeden, 27 yaşında ölmüştü.



Hannibal

M.Ö. 248 senesinde doğan, dünya tarihinin en büyük askeri dehalarından biri olan Kartacalı kumandan Hannibal, verdiği karar ile İkinci Pön Savaşları'nda neredeyse dize getirdiği Roma İmparatorluğu'nun yok olmasını önleyen insan oldu. Hannibal’in birçok farklı medeniyetten insanla mükemmel anlaşabilmek gibi bir yeteneği vardı. Ordularının neredeyse tamamı farklı dil ve kültüre sahip paralı askerlerden oluşuyordu. Hannibal, M.Ö 218 senesinde 50 bin kişilik ordusu ve savaş filleri ile Alpleri geçerek İtalya’ya ilerledi. Alpleri geçişi ordusunun yarısından fazlası yok etti ancak, Hannibal her geçtiği yerde diplomatik kabiliyetleri ile asker toplamayı başardı.

M.Ö. 216 baharında kazandığı zaferler ile Roma’ya iyice yaklaşan Hannibal, Cannae Savaşında 70 bin kişilik Roma ordusunu yok ederek şehrin surları arasındaki tüm engelleri ortadan kaldırdı. Hannibal, yapılması halinde yıllar sürecek Roma kuşatmasını komutanlarının tepkilerine rağmen reddetti ve 100 bin nüfuslu şehrin yanından geçip gitti. M.Ö. 206 senesindeki Zama Savaşında Scipio Africanus’a yenilen Hannibal, sonuna giden yolu başlatmış oldu.



Jül Sezar

Roma İmparatorluğu'nun ilk imparatoru olan Sezar, M.Ö 27 senesinde İmparator oldu. Gelecekte Sezar adı, kendisinden sonra gelen tüm imparatorlara verilen isim oldu. Ömrünün sekiz senesini geçirdiği Galya’yı Alesia savaşı ile dize getiren askeri taktik dehası Sezar, Roma’da patlak veren iç savaşta Pompey’e üstünlük sağlamaktan da geri kalmadı.



Şarlman

768’de krallık koltuğuna oturan Şarlman, Frank krallıklarını bir araya getirerek ülkesini bir bütün haline getirmiş olan isimdi. Şarlman yaptığı reformlar ile Avrupa’nın demokratik temellerini atan liderlerden biri olarak tarihe geçen bir isim oldu. Altına dayalı para sistemini gümüş üzerinde tekrar düzenleyen Şarlman, muhasebe kayıtları üzerine katı kurallar koyması ve yatırımlarda borcu yasaklaması ile ekonomide büyük atılımlar yaptı. Tüm Latin eserlerin çevrildiği, dini yazıların tekrar yorumlandığı dönemde edebiyat ve sanat alanındaki gelişmeler tarihe Şarlman Rönesansı olarak geçti.



Cengiz Han

Tarihe acımasızlığı kadar büyük başarıları ile geçen bir lider olan Cengiz Han, Orta Asya’da doğan en büyük güç, Moğol İmparatorluğu'nun kurucusuydu. Asya’daki Moğol kabilelerini bir araya getirerek kurduğu Moğol İmparatorluğu ile bitmek bilmeyen seferlere başlayan Cengiz Han, önüne çıkan tüm kentleri kılıçtan geçirerek Batı’ya kadar uzanan bir korku yaratmıştı.



Fatih Sultan Mehmet

Babası İkinci Murat’ın ölüm haberi üzerine atını Edirne’ye koşan ve hiçbir direnişle karşılaşmadan Sultanlığını ilan eden İkinci Mehmet, henüz 21 yaşında bir çağın ve bir İmparatorluğun sonunu getirerek dünya tarihine damgasını vurdu. Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopoli'de gemileri karadan Haliç Körfezi'ne taşıyan Sultan, dönemin en büyük topunu döktürerek askeri kabiliyetlerini ortaya koydu. İki aydan daha kısa bir sürede yeni adıyla İstanbul’u ele geçirmek gibi inanılmaz bir başarı gösteren Fatih Sultan Mehmet, sadece askeri gücü ile var olan bir lider değildi. Çok iyi eğitim görmüş olan Sultan İkinci Mehmet, yedi dil konuşur, Arapça ve Farsça'dan çevrilmiş felsefi eserleri okumaktan hoşlanırdı. Bilime çok düşkün olan Sultan, özellikle astronomiye ilgi gösterirdi. Döneminde İstanbul’a birçok bilgin ve düşünür getirtmişti. 1480 yılında İtalya’yı işgal eden ve Roma’yı ele geçirmek istediği düşünülen Fatih Sultan Mehmet, bir yıl sonra halen nedeni tartışılan ölümüyle hayata gözlerini yumdu.



Birinci Elizabeth


İngiltere ve İrlanda’nın tahtına 1558 yılında oturan Birinci Elizabeth’in lakabı Bakire Kraliçeydi. Sebebi ise ömrü boyunca hiçbir krala bağımlı kalmamış olmasıydı. Kraliçe Elizabeth dünyanın kadınların yönetimini bilmediği bir dönemde en güçlü kadın olarak kendini göstermişti. Onun dönemine kadar kadınlar kralların eşleri olmaktan öteye gidemiyorlardı. Yaşadığı dönemde evliliği Avrupa’nın önemli konularından biri olan Elizabeth, İkinci Philip, Avusturya Arşidük’ü Charles, Fransız Anjou Dükü Henri ve kardeşi François’nın da aralarında bulunduğu birçok erkeği reddetmişti.




İkinci Joseph

Kutsal Roma İmparatorluğu'nu 1765’ten 1790’a kadar başında olan en ünlü imparatoruydu. İkinci Joseph, belki de tarihin gördüğü en fedakâr lider olması ile adını ölümsüzleştirdi. Mutlak gücün mutlak yolsuzluğa giden yol olduğunu düşünen İkinci Joseph, tarihin rastladığı hükümdarlara nazaran halkını ön planda tutan bir liderdi. En büyük reformlarından biri, derebeylik sisteminin ezdiği köleleri özgür kılmasıydı.



Napolyon

Politika ve savaşa doymak bilmeyen bir lider olan Napolyon, Fransız Devrimi ardından Fransa’nın İmparatoru olmuştu. Osmanlı’yı müttefik yapmak için uzun süre uğraşan Napolyon’un, III. Selim’e yazdığı mektup ünlüdür. Devrimin ardından tek öğün yemekle geçinmeye çalışan Fransa’da birçok reform yapan Napolyon, merkezi yönetim ve vergi, eğitim sistemi gibi birçok alanda gelişim sağlamasının yanında; ülkenin yol ve kanalizasyon sistemleri gibi altyapı çalışmalarını da başlattı. Kamu alanında Napolyon yasaları, askeri alanda ise Napolyon taktikleri ile ülkesini yönlendiren Napolyon, 1812’de Rusya işgali ile gücünü yitirmeye başlamış, son şansı Waterloo’da aldığı yenilgi ile Avrupa sahnesinden çekilmişti.



Abraham Lincoln

ABD’nin 16’ıncı başkanı olan Abraham Lincoln, ülkesinin en zor döneminde, İç Savaş esnasında başkanlık yapmıştı. Ülkesinin en bunalımlı döneminde tek parça halinde kalabilmesi için büyük uğraş veren Lincoln, köleliği kaldırması ile dünyanın kaderini değiştiren insanlardan biri oldu. Amerika’nın ilk vergi gelirini düzenleyen ve ulusal bankacılık sistemini oluşturan Lincoln, Şükran Günü’nü ilk uygulayan insan olarak Amerika’nın ekonomik ve sosyal hayatına önemli etkide bulunmuştu. Yedi yüz binden fazla insanın öldüğü iç savaşın ardından ekonomi başta olmak üzere ülkesinin yaralarını sarmaya başlayan Lincoln, reformlarına fazla vakit bulamadan, Konfederasyon fanatiği tiyatrocu John Wilkes Booth tarafından öldürüldü.



Vladimir Lenin

Demokratik eğitim için mücadele veren bir fizik öğretmeninin oğlu olarak dünyaya gelen Vladimir Ilyich Ulyanov, babasını beyin kanamasından kaybetti, erkek kardeşi Çar Üçüncü Aleksandr’ın suikastına karıştığı gerekçesiyle idam edildi, kız kardeşi sürgüne gönderildi. Parçalanmış aile yapısı hayatını çok etkileyen Lenin, 1892’de St. Petersburg üniversitesinde hukuktan mezun oldu. Üniversite sonrası yıllarda Marksist hareketlere katılan Ilyich Ulyanov, yazdığı makale ve kitaplarda Lenin adını kullanmaya başladı. Rusya Sosyal Demokrat Partisine katılan Lenin, 1902 senesinde yayınlanan “Ne Yapmalı?” adlı eseriyle Çarlık Rusya’sında bir anda tanınan ve dinlenen bir kişi olmayı başardı.



Üç sene sonra Sosyal Demokrat Partinin başına geçen Lenin, Avrupa’daki faaliyetlerine başladı. Birinci Dünya Savaşı'ndaki barış hareketleri ile Almanya ile olan savaşın sona ermesini sağlayan Lenin, 1917 yılındaki Şubat Devrimi ardından Halk Komiserleri Konsey Başkanı seçilen Lenin, derhal eğitim, sağlık ve ekonomi alanlarındaki reform çalışmalarına başladı. Ülkesindeki iç savaşı 1920’de sonlandıran Lenin, 1922’deki suikast girişiminden sonra felç geçirdi. Lenin'in 1924 yılındaki ölüm nedeninin aynı neden olduğu ileri sürülse de, bu konuda kesin bir bilgi yok.

Churchill

İngiltere’de köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Churchill, gençliğinde asker üniforması altında Küba, Hindistan ve Afrika’da görevlerde bulundu ve önemli askeri tecrübe edindi. İngiltere’ye dönüşünde ise parlamentoya girdi. Churchill başarılı bir politikacı olmasına rağmen alkol sorunu ön plana çıkıyordu. Baskın karakteri ile ön planda kalmayı başaran Churchill, kendi planı olan ve sorumluluğu üzerine kalan Çanakkale felaketi ile kendi kendini bitirdi. İkinci Dünya Savaşı olmasaydı, belki de adı hatırlanmayacaktı.



Mustafa Kemal Atatürk

11 Ocak 1905 tarihinde Harp Akademisini bitiren Mustafa Kemal, orduya kurmay yüzbaşı olarak katıldı. İlk olarak Suriye’de, ardından 1911 senesinde tabur komutanı olarak Trablusgarp’ta savaştı. Çanakkale Savaşı'nda1915 yılında müttefiklere geçit vermeyen Mustafa Kemal, 1916’da Muş, Bitlis ve Van’ı Rus işgalinden kurtardı. Bir yıl sonra korgeneral rütbesine yükseldikten sonra Filistin cephesinde Arapları yanına alan İngilizlere karşı müdafaa yaptı.

Birinci Dünya Savaşı'nın ardından işgalci karıncalar gibi Anadolu’ya yayılan ittifak ülkelerine dur diyen yine Mustafa Kemal’di. Samsun’a 1919’da geçişinin ardından Erzurum ve Sivas kongrelerini düzenleyen Mustafa Kemal, milli mücadelenin planını çizdikten sonra Ankara’da TBMM’yi açtı. Sakarya ve Dumlupınar Medyan Muharebelerinde yenilen Yunanlıları Büyük Taarruz ile Anadolu’dan çıkaran Mustafa Kemal, İngiliz, Fransız, İtalyanlar dâhil olmak üzere tüm Anadolu’yu düşman kuvvetlerinden temizledi.

Mustafa Kemal 1923 yılında, Türkiye Cumhuriyeti'ni kurdu. Ekonomik, politik ve sosyal alanda yaptığı reformlar ile Türkiye’nin kalkınmasında ilk adımı atan Atatürk, döneminde oldukça ünlü bir insandı. Birinci Dünya Savaşı'nda Bolşevik rejimini yıkan Çanakkale zaferi ve Suriye cephesinde dağılmakta üzere olan ordusu ile yaptığı müdafaa ününü tüm dünyaya yaymıştı.



Mussolini

Elinde güç olan fantezi düşkünlerinin ne kadar tehlikeli olabileceğine dair en iyi örneklerden biri olan Mussolini, kendini Roma İmparatoru Augustus’un reenkarnasyon ile dünyaya gelmiş hali zannediyordu. Nihai amacı da, tıpkı Augustus gibi tüm Akdeniz’i ele geçirmek ve Roma’nın eski ihtişamını tekrar yaratmaktı. Bu hayallerine rağmen en ilginç olan şey, 1922 yılında İtalya’nın Başbakanı olmuş olan Mussolini’nin, ne kadar iyi geçiniyor gözükmesine rağmen Hitler’i bir kaçık olarak görmesiydi. Düşünce düşmanı olan Mussolini, İtalya Komünist Partisinin bir dönem lideri ve en büyük düşünürlerinden Antonio Gramsci’yi 1926’da hapse attırmıştı.

İkinci Dünya Savaşı'na Hitler’in Fransa işgali ardından sırasının geldiğine inanarak giren Mussolini, Afrika cephelerinde alınan ağır yenilgilerin ardından itibarını hızla kaybetmiş, geri çekilen Alman güçleri arasında kaçarken yakalanarak idam edilmişti. Milano’daki Lareto Meydanı'nda, bir zamanlar kendini alkışlayan binlerin önünde cesedi teşhir edilmiştir.

Politikaları ile 10 milyonlarca insanın ölümüne neden olan İkinci Dünya Savaşını başlatan ve milyonlarca Yahudi’nin katledilmesine neden olan Hitler, politik ve liderlik yetenekleri ele alındığı zaman tarihte öne çıkan bir kişiydi.



alıntı


















« Son Düzenleme: 03 Aralık 2009, 20:35:59 Gönderen: hasmetvu »

Albay'dan ölüm talimatı
« Yanıtla #5 : 04 Mart 2011, 09:20:37 »


Albay'dan ölüm talimatı

Çanakkale savaşlarında kendilerinden üstün düşman birliklerini hezimete uğratan Mehmetçikleri siperlere ölümüne mıhlayan 27. Alay Komutanı Albay Şefik Aker'in yazdığı emir notu, 94 yıl sonra gün yüzüne çıktı.


Seddülbahir Çanakkale Savaşları Müzesi sahibi Ahmet Uslu, yaklaşık 11 bin parça savaş eseri bulunan müzesindeki en değerli parçanın üzerinde, "İcap ederse mevzide gömüleceksiniz." yazılı emir notu olduğunu söyledi.

Mektubu, müzelerini gezen Çanakkale sevdalısı bir savaş koleksiyoncusunun hediye ettiğini belirten Uslu, belgeyi Onsekiz Mart Üniversitesi Tarih bölümü hocalarına tercüme ettirdiklerini söyledi. Mektubun, savaşın nasıl ve ne şartlarda kazanıldığının bir göstergesi olduğunu kaydeden Uslu, "Sarı saman kâğıda yazılan belgede, Albay Şefik'in kendi ismi ve imzası var. Bu emir notu, düşman askerlerinin çıkarmasından üç gün sonra verilmiş. İşin en hazin tarafı ise emri alan Yüzbaşı Ahmet Necati Efendi'nin, beş gün sonra Sivritepe'de şehit olmasıdır." diye konuştu.

Mehmetçiğin üstlerine sadakatin ölüm derecesinde olduğunu gösteren belgenin ilk olarak İzmir'de sergileneceğini ifade eden Ahmet Uslu, "Mektup, konuk il olarak Çanakkale'nin yer alacağı 78. İzmir Enternasyonal Fuarı'nda ziyarete sunulacak. Daha sonra da Seddülbahir Müzesi'nde sergilenecek." şeklinde konuştu.

Müzelerinde tescillenmiş 2 bin 700 parça eser bulunduğunu aktaran Uslu, tescil için bekleyen 9 bin parça daha olduğunu dile getirdi.

alıntı