Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« : 14 Temmuz 2010, 19:50:42 »

Fark Akademi

Değişik platformlarda bu konuyu bir çok arkadaşlarla tartışmıştık.Burada da görüşlerinizi almak için bir başlık açmayı düşündüm.
Mustafa Kemal'in kendi El yazmalarının tamamını okumak isteyen burdan konuyu takip edebilir...

http://www.milligorusforum.biz/cumhuriyet-tarihi/37340-mustafa-kemalin-el-yazmalari.html

Aslında her şey gayet açık ve net olmakla birlikte Mustafa Kemal'i olduğundan farklı şekilde din yanlısı, İslam sevdalısı, hatta neredeyse tarikat bağlısı olarak göstermeye çalışan bazı insanların iddiaları üzerine bu başlığı açma lüzumu hissettim. Burada kimse Atatürk'ün kişisel inanç dünyasıyla ilgili değil.İster inanır, ister inanmaz.Herkes hesabını ALLAH'a verir...

Ama gerçekler farklı servis edilmeye kalkılınca buna da verilecek cevabımız vardır.Çünkü insanların doğruyu bilme hakları var.Atatürk hayatı, icraatı ve söylemleriyle çizgisi belli olan bir insan.Niye olduğundan farklı gösterilmeye çalışılır anlamak mümkün değil. Bırakınız O'nu sevenler "olduğu" gibi sevsinler... :)


Alıntı:

"Muhammed'in koyduğu esasların toplu olduğu kitaba Kur'an denir. İslam ananesinde bu ayetlerin Muhammed'e Cebrail adında bir melek vasıtasıyla ALLAH tarafından vahiy, yani ilham edildiği kabul olunur. Muhammed birdenbire ALLAH'ın Resulüyüm diyerek ortaya çıkmamıştır. O, Arapların ahlak ve adetlerinin pek fena ve iptidai ve islaha muhtaç olduğunu anlamış, bunları islah için tenha yerlere çekilerek senelerce düşünmüş ve yıllarca tefekkürden sonra kendisinde vahiy ve ilham fikri doğmuştur."

- Kaynak: ATATÜRK, 1931, Lise için yazdığı Tarih kitabı

"Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."

- Kaynak: ATATÜRK, 1933, Milli Eğitim Bakanı Dr.Reşit Galip'e hitaben, İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeolojisi


"Türk ulusunun yürümekte olduğu ilerleme ve uygarlık yolunda elinde ve kafasında tuttuğu meşale, pozitif bilimdir."
- Kaynak: ATATÜRK, 1933, 10.Yıl Nutku, Söylev ve Demeçleri

"Prensiplerimiz, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

- Kaynak: ATATÜRK, Cumhuriyet Halk Partisi programı, Söylev ve Demeçleri / Cilt 1 / Syf. 389

"Türk'ler Arap'ların dinini kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. Arap dinini kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısırlıların vesairenin Türk'lerle birleşip bir millet teşkil etmelerine hiçbir şekilde tesir etmedi.. Bilakis, Türk milletinin milli rabıtalarını gevşetti, milli hislerini, milli heyecanını uyuşturdu. Bu pek tabii idi. Çünkü Muhammed'in kurduğu dinin gayesi milliyetlerin fevkinde şamil bir Arap milliyeti siyasetine müncer oluyordu. Bu arap fikri ümmet kelimesi ile ifade olundu. Muhammed'in dinini kabul edenler, kendilerini unutmağa hayatlarını ALLAH kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeğe mecburdular. Bununla beraber, ALLAH'a kendi lisanında değil ALLAH'ın Arap kavmine gönderdiği Arapça kitapla ibadet ve münacatta bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe ALLAH'a ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyyet karşısında Türk Milleti bir çok asırlar ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin adeta bir kelimesinin manasını bilmediği halde Kuran'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler."

- Kaynak: ATATÜRK, 1931, Lise için yazdığı Medeni Bilgiler kitabı


"Evet Karabekir, Arapoğlu’nun yavelerini (uydurmalarını) Türk oğullarına öğretmek için Kuran’ı Türkçe’ye tercüme ettireceğim ve böylece de okutturacağım, ta ki budalalık edip de aldanmakta devam etmesinler."
- Kaynak: ATATÜRK, Kazım Karabekir, Paşaların Kavgası

"Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Türkiye'de bir kimsenin fikirlerini zorla başkalarına kabul ettirmeye kalkışacak kimse yoktur ve buna müsaade edilmez. Hiçkimseye dini fikirlerinden dolayı birşey yapılmaz."

- Kaynak: ATATÜRK, 1931, Lise için yazdığı Medeni Bilgiler kitabı

"Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki çok kere din perdesine bürünmüşlerdir."

- Kaynak: ATATÜRK, 1923, Adana Nutku, Söylev ve Demeçleri


"Hırkasıdır diye bir palaspareyi hilafet alameti ve imtiyazı olarak altın sandıklara koydular halife oldular. Gah şarka, cenuba, gah garba veya her tarafa saldıra saldıra Türk Milletini ALLAH için, peygamber için, topraklarını, menfaatlerini benliğini unutturacak, ALLAH'a mütevekkil kılacak derin bir gaflet ve yorgunluk beşiğinde uyuttular."

- Kaynak: ATATÜRK, 1931, Lise için yazdığı Medeni Bilgiler kitabı




Çevrimdışı gazi77

  • ****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #1 : 14 Temmuz 2010, 22:34:43 »

Bunu tartışmak yasal açıdan sorunlar doğurmayacakmıdır. Kişiler içlerinden geleni yazmaya korkar böyle bir konuda ki örnek ben

Ayrıca verdiğiniz örnekleri çok öncesinde okumuş ve değerlendirmiştim. ;)

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #2 : 15 Temmuz 2010, 13:30:55 »

Bunu tartışmak yasal açıdan sorunlar doğurmayacakmıdır. Kişiler içlerinden geleni yazmaya korkar böyle bir konuda ki örnek ben

Ayrıca verdiğiniz örnekleri çok öncesinde okumuş ve değerlendirmiştim. ;)


Forum açısından mı yoksa yazar arkadaşlar açısından mı?

Ben bu konuyla ilgili şahsım adına bir soruşturma zaten geçirdim,halen de takipteyim  :)
Çünkü bu ülkede Mustafa Kemal'e sırf," O Adam" dediği için her türlü adli ve idari kovuşturma bahanesiyle bir Akademisyen Prof.'un hayatının zindan ve sürgüne çevirildiği bir topraklarda yaşadığımız için bu çekincenizde kısmen haklı olabilirsiniz.
Şaka gibi ama acı olan da bunları tartışamıyor olmamız değilmi?

Bütün bu kafamızdaki meçhulde kalan soruların cevap bulabilmesi tam ve muvazaasız bir şeffaflıktan geçiyor.Yasaklar, yalanlar, baskılar dedikodu fabrikası gibidir.Önüne geçemezsiniz.Doğrusunun açıkça söylenmesine izin verilmeyen, yasaklarla etrafı örülmüş tarihi hadiseler ve şahıslar hakkında dedikoduları kesmenin yolu yasaklamak olamaz.Bu gerçeğin bugüne kadar anlaşılamamış olması düşündürücüdür...

Çevrimdışı c_e_n_n_e_t

  • *****
  • Cinsiyet: Bayan
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #3 : 16 Temmuz 2010, 10:28:40 »

vatanını sevmek demek;
resmi bayramlarda balkonlara camlara bayrak asmak demek,
vatanını sevmek demek Mustafa Kemal'i seviyorum demek,
bunun içinde insanların kendilerine sebep bulması gerek
herkes kendi sebebini buluyor yoksa eksik hissediyor yada hissettiriliyor

Böyle yaşamakta zor yaw ALLAH (c.c) yar ve yardımcıları olsun................ :(

ATAAN

Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #4 : 01 Ağustos 2010, 02:52:10 »

1. Herkes Düsünce ve Kanaat Hürriyetine Sahiptir. (Anayasa Md.25)
2. Herkes Düsünce ve Kanaatlerini Söz, Yazi , Resim Veya Baska Yollarla Tek Basina Veya Toplu Olarak Aciklama ve Yayma Hakkina Sahiptir. (Anayasa Md.26)
3. Siddet Cagrisi Icermedikce Sözlü Ve Yazili Ifadeler Cezalandirilamaz. Bu Düsünceler Sok Edici Bile Olsa. (Yargitay Genel Kurul Karari)

Bunlara Ek Olarakta;

ATATÜRK ALEYHİNE İŞLENEN SUÇLAR HAKKINDA KANUN

    Kanun Numarası: 5816

    Kabul Tarihi: 25/07/1951

    Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi: 31/07/1951

    Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı: 7872

    Madde 1 - Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret eden veya söven kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

    Atatürk'ü temsil eden heykel, büst ve abideleri veyahut Atatürk'ün kabrini tahrip eden, kıran, bozan veya kirleten kimseye bir yıldan beş yıla kadar ağır hapis cezası verilir.

    Yukarki fıkralarda yazılı suçları işlemeye başkalarını teşvik eden kimse asıl fail gibi cezalandırılır.

    Madde 2 - Birinci maddede yazılı suçlar; iki veya daha fazla kimseler tarafından toplu olarak veya umumi veya umuma açık mahallerde yahut basın vasıtasiyle işlenirse hükmolunacak ceza yarı nispetinde artırılır.

    Birinci maddenin ikinci fıkrasında yazılı suçlar zor kullanılarak işlenir veya bu suretle işlenmesine teşebbüs olunursa verilecek ceza bir misli artırılır.

    Madde 3 - Bu kanunda yazılı suçlardan dolayı Cumhuriyet savcılıklarınca re'sen takibat yapılır.

    Madde 4 - Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

    Madde 5 - Bu kanunu Adalet Bakanı yürütür.



Konuya Gelecek Olursak, Konuda Bulunan Paylasimlarin On Katini Burda Paylasir Atatürk'ün Müslüman Oldugunu Gösterebilirim..Karsit Görüste Olanlar Baska Paylasimlarla Cevap Verir..Böyle Uzayip Gitmemesi Icin Konunun, Sadece TBMM'nin Acilisi Icin Gönderdigi Bildiriyi Burda Paylasmak Istiyorum..

M.Kemal Atatürk'ün 21 Nisan 1920 Tarihinde
Ülkenin Tamamına Gönderdiği
TBMM'nin Açılış Bildirisi

 

1. ALLAH'ın yardımıyla 23 Nisan Cuma günü, Cuma namazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır.
2. Vatanın bağımsızlığı, yüksek halifelik ve saltanat makamının kurtarılması gibi çok önemli vazifeleri olan Meclisin açılış gününü, Cumaya tesadüf ettirmekten maksat, o günün kutsallığından faydalanmak ve açılmadan önce sayın milletvekilleriyle Hacı Bayram Camii'nde Cuma namazı kılmak, Kuran ve namazın nurlarından faydalanmaktır. Namazdan sonra Peygamberimiz (sav)'in sakalı ve sancağı el üstünde olduğu halde Meclis binasına gidilecektir. Camiden buraya kadar olan merasim için Kolordu Komutanlığı'nca özel olarak askeri tertibat alınacaktır.
3. O günün kutsallığını güçlendirmek için bugünden başlayarak valiliklerde, vali beyefendinin düzenlemesiyle hatim indirilecek, muhayiri şerif okunacaktır. Hatmin son kısımları Cuma namazından sonra Meclis binası önünde tamamlanacaktır.
4. Kutsal ve yaralı vatanımızın her köşesinde aynı biçimde bugünden başlanarak muhari ve hatm-i şerif okutularak Cuma günü ezandan önce selavat verilecek ve hutbede halife padişahımızın adı söylenirken, padişahımızın ve topraklarımızın bir an önce kurtuluşu ve mutluluğa erişmesi için dua edilecektir. Cuma namazı kılındıktan sonra hatim duası yapılarak yüce halifelik ve saltanat makamının ve bütün yurdun kurtulması uğrundaki milli çalışmaların kutsallığı ve milletin her bireyinin kendi temsilcilerinden oluşan Büyük Millet Meclisi'nin vereceği vatan görevlerini yerine getirmesine ilişkin vaazlar verilecektir. Sonunda halife ve padişahımızın, din ve devletimizin, vatan ve milletimizin kurtuluşu, mutluluğu ve bağımsızlığı için dua edilecektir. Bu dini ve vatani törenin arkasından camilerden çıkıldıktan sonra bütün yurtta hükümet konaklarına gelinerek Meclisin açılmasından dolayı kutlama yapılacaktır. Her tarafta Cuma namazından önce Mevlid-i Şerif okunacaktır.
5. Yüce ALLAH'tan tam başarı dileriz.





Ancak Burda Önemli Bir Husus Var, Bir Insanin Dinini Sorgulamaya Kim Yetkilidir? Varmidir Böyle Bir Görev, Yetki? Kimdir Bunda Son Karari Verecek Mercii?
Bunlar Atamizi Dinsiz Göstermek Isteyenlerin Provakasyonundan Baska Birsey Degildir..Bu Tür Karalama Kampanyalari Hep Yapilmistir Ve Yapilacaktir..Ama Bu Bizim Atamiza Olan Bagliligimizi Sevgimizi Saygimizi Asla Azaltmiyor Aksine Daha da Artiriyor..
Bu Sacmaliklara Itibar Edenlere Derimki Atamiza "Gazi" Ünvani Veren O Günkü Meclise Bir Baksinlar Arastirsinlar..Gazilik Ünvani Nedir? Bunu Bir Arastirin..
Mustafa Kemal'in Din Görüsleri Diye Bir Paylasim Yapmak Niyetindeyseniz, Atamizin Dinle Ilgili Düsüncelerini Ifade Ettigi Tüm Bilgi Ve Belgeleri Paylasmalisiniz..Görmek Istediklerinizi Degil Sadece..

« Son Düzenleme: 01 Ağustos 2010, 03:15:42 Gönderen: ATAAN »

Çevrimdışı mutekit

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #5 : 01 Ağustos 2010, 12:02:50 »

Atatürk'ün inancının, ibadetinin tartışılmasından yana değilim. Ne getirisi olacak? Faydası olmayan bir işle uğraşmak zarar doğurur. İbadetler ALLAH ile kul arasındaki özel konulardır, başkasını ilgilendirmez.

Mustafa Kemal'in Kur'an'ın meal ve tefsirini kendi cebinden yaptırmasını bir kefeye koyun, 1923'ten bu yana "dindar" olduğunu her fırsatta dile getiren ve bir yandanda Atatürk'ü dinsizlikle suçlayanların yaptıklarını bir kefeye koyun, ALLAH katında hangisinin ağır basacağını, hangisinin İslam'a daha büyük bir hizmet olarak telakki edilebileceğini "ön yargısız ve vicdanen rahat olarak" düşünün.

Bir insanın dinini, inancını konuşmak saçma geliyor. ALLAH bile kullarına "cüz'i irade" tanımışken, "yalan, dinsizdi aslında, inanmıyordu..." cümlelerini sarfetmek bilerek veya bilmeyerek kendini yaratıcı yerine koymaktır. Müslümanım diyen bir insan müslümandır, üstüne edilecek her cümle laf-ı güzaf olur.

Bu arada tuğrulpaşa abimin alıntıladığı cümlelerin birçoğu Atatürk'ün değil, Afet İnan'ın eserlerinden alıntı, bunun yanında bir kısmı da "şöyle demişti" şeklinde "mişli" kaynaklardan. Teşbihte hata olmaz, Peygamberimiz hakkında çok sağlam olarak inandığımız hadis kitaplarında çok net sahih olmayan sözler vardır, Peygamberimize atfedilen. Peygamber efendimiz için bile bu durum söz konusuyken, Atatürk için, hele ki o dönemin ideolojik ve tinsel ortamında, dedi denilen birçok şeyin uydurma olduğunu düşünüyorum.

Atatürk'ün Filistin, Kudüs konusunda ki ihtarını okuyun. Atatürk'ün ravzanın yıkılması tehdidi nedeniyle, Suudilere çektiği ihtarı okuyun. Bir insanın yaptıkları gerçeği ortaya koyar.

İsim vermeyeceğim, ancak şu an hükümette bir bakan olan kişinin ağzından bu milletin "büyük adamdı, müslüman adamdı, yaşatmadılar işte" diye andığı ve benim hiç sevmediğim bir kişi hakkında birkaç şey anlatmıştı. Dönemin TRT'si ve gazetecileriyle sabah namazına gidiliyor. Ertesi günü, bu dediğim bakan "efendim namaza gidiyor muyuz?" dediğinde şu cümleleleri sarfediyor ilgili zat "dün gittiğimiz görüldü, bir sene yeter bu millete"

Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir....

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #6 : 01 Ağustos 2010, 13:42:48 »

Konu oldukça netameli bir konu...

Ama Atatürk ve Din denildiğinde aklıma Balıkesir Hutbesi gelir ki ki her kelimesinin altına imzamı atar ve her kelimesine saygı duyarım...

O hutbeyi veren Mustafa Kemal eğer bunu "nabza şerbet" olarak vermişse bilemem... ???

Tarih: 7 Şubat 1923 Yer: Zağanospaşa Camii- Balıkesir

Alıntı
"Ey millet, ALLAH birdir. Şanı büyüktür. "ALLAH'ın selâmeti, atıfeti ve hayrı üzerinize olsun. Peygamberimiz Efendimiz, Cenâb-i Hak tarafından insanlara hakâyik-i diniyyeyi tebliğe me'mur rasûl olmustur. Kanun-u Esâsîsi, cümlemizce malûmdur ki, Kur'anı Azumissandaki nusustur. İnsanlara feyz vermiş olan dinimiz, son dindir. Ekmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, hakikate tamamen tevâfuk ve tetâbuk ediyor. Eğer akla, mantığa, hakîkate tevâfuk etmemiş olsaydı, bununla diğer kavânin-i tabiiyye-i ilâhiyye beyninde tezad olması icab ederdi. Çünkü bilcümle kavanin-i kevniyyenin menbai Cenab-i Haktır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber mesaisinde iki dâra, iki hâneye mâlik bulunuyordu. Biri kendi ikâmet eylediği hânesi, diğeri din işleriyle iştigal buyurduğu ALLAH'in evi idi. Kendi husûsi işlerini kendi evinde görür, âmmenin, ummetin hizmetini de ALLAH'ın evi olan câmi-i şerîf'te ru'yet eylerdi. Biz de hazret-i peygamber'in usûlune ikdida ederek, milletimize tealluk eden husus için şu Beytullah'ta toplandık. Şimdi Hazret-i ALLAH'ın huzurundayız. Bunu bana müyesser eden Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarına arz-i şükran ederim. Çok memnunum ve bu vesile ile büyük bir sevâba nâil olacağımı ümid ediyorum.

Efendiler, câmiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Her şeyden evvel itâat ve inkiyâd-i tâmme ile ibâdet, din ve dünya için neler yapılması lâzım geldiğini düşünmek için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferd başlı başına bir hizmet ifa etmelidir. İşte biz de burada din ve dünya için istiklâl ve istikbâlimiz için, bilhassa hâkimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum. Amal-i milliyye, irâde-i milliyye yalnız bir salisin düşüncesinden değil, bil'umum efrâd-i milletin arzularının, emellerinin muhassalasından ibârettir.

Binaenaleyh benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim."



Metnin Bugünkü Türkçesi: "Ey millet! ALLAH birdir, şanı büyüktür. ALLAH'ın selâmeti, sevgi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamber Efendimiz Hazretleri, Cenâb-i Hak tarafından insanlara dinî hakikatleri tebliğe memur edilmiş ve resul olmuştur. Temel nizami, hepimizin bildiği Kur'ân-ı Azimuşşan'daki açık ve kesin hükümlerdir.

İnsanlara maneví mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir. Eğer akla, mantığa ve gerçeklere uymamış olsa idi bununla diğer ilâhî tabiat kanunları arasında birbirine zıtlık olması gerekirdi. Çünkü bütün tabiat kanunlarını yapan Cenab-ı Hak'tır.

Arkadaşlar! Cenab-ı Peygamber çalışmalarında iki yere, iki eve sahipti. Biri kendi evi, diğeri ALLAH'in evi idi. Millet işlerini ALLAH'ın evinde yapardı. Hazret-i peygamber'in mübarek yollarını takip ederek bu dakikada milletimize ve milletimizin şimdiki ve geleceğine ait konuları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde, ALLAH'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni bu şerefe kavuşturan Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu vesile ile büyük bir sevaba nail olacağımı ümit ediyorum.

Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, söylenenleri dinleme ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek, yani birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır. Millet işlerinde her ferdin zihninin başlı başına faaliyette bulunması lâzımdır. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz için her şeyden önce hakimiyetimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım.

Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşüncelerini anlamak istiyorum. Millî emeller, millî irade yalnız bir şahsın düşünmesinden değil, millet fertlerinin tamamının arzularının, emellerinin bileşkesinden ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim."

07 Şubat 1923 BALIKESIR - Zagnos Paşa Camii
« Son Düzenleme: 01 Ağustos 2010, 13:43:59 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #7 : 03 Ağustos 2010, 19:05:39 »

Atatürk'ün inancının, ibadetinin tartışılmasından yana değilim. Ne getirisi olacak? Faydası olmayan bir işle uğraşmak zarar doğurur. İbadetler ALLAH ile kul arasındaki özel konulardır, başkasını ilgilendirmez.

Mustafa Kemal'in Kur'an'ın meal ve tefsirini kendi cebinden yaptırmasını bir kefeye koyun, 1923'ten bu yana "dindar" olduğunu her fırsatta dile getiren ve bir yandanda Atatürk'ü dinsizlikle suçlayanların yaptıklarını bir kefeye koyun, ALLAH katında hangisinin ağır basacağını, hangisinin İslam'a daha büyük bir hizmet olarak telakki edilebileceğini "ön yargısız ve vicdanen rahat olarak" düşünün.

Bir insanın dinini, inancını konuşmak saçma geliyor. ALLAH bile kullarına "cüz'i irade" tanımışken, "yalan, dinsizdi aslında, inanmıyordu..." cümlelerini sarfetmek bilerek veya bilmeyerek kendini yaratıcı yerine koymaktır. Müslümanım diyen bir insan müslümandır, üstüne edilecek her cümle laf-ı güzaf olur.

Bu arada tuğrulpaşa abimin alıntıladığı cümlelerin birçoğu Atatürk'ün değil, Afet İnan'ın eserlerinden alıntı, bunun yanında bir kısmı da "şöyle demişti" şeklinde "mişli" kaynaklardan. Teşbihte hata olmaz, Peygamberimiz hakkında çok sağlam olarak inandığımız hadis kitaplarında çok net sahih olmayan sözler vardır, Peygamberimize atfedilen. Peygamber efendimiz için bile bu durum söz konusuyken, Atatürk için, hele ki o dönemin ideolojik ve tinsel ortamında, dedi denilen birçok şeyin uydurma olduğunu düşünüyorum.

Atatürk'ün Filistin, Kudüs konusunda ki ihtarını okuyun. Atatürk'ün ravzanın yıkılması tehdidi nedeniyle, Suudilere çektiği ihtarı okuyun. Bir insanın yaptıkları gerçeği ortaya koyar.

İsim vermeyeceğim, ancak şu an hükümette bir bakan olan kişinin ağzından bu milletin "büyük adamdı, müslüman adamdı, yaşatmadılar işte" diye andığı ve benim hiç sevmediğim bir kişi hakkında birkaç şey anlatmıştı. Dönemin TRT'si ve gazetecileriyle sabah namazına gidiliyor. Ertesi günü, bu dediğim bakan "efendim namaza gidiyor muyuz?" dediğinde şu cümleleleri sarfediyor ilgili zat "dün gittiğimiz görüldü, bir sene yeter bu millete"

Hiçbir şey görüldüğü gibi değildir....

Lütfi bey kardeşim;

Mustafa Kemal'in bireysel inançsız yada Dindar olup olmaması şahsen beni zerre kadar ilgilendirmiyor.Ancak ;Cumhuriyet'in ilanı ile başlayıp iktidarı tam anlamıyla ele aldıktan sonra uygulamalara bir bakın DİN ile ilgili aldığı kararlar neticesinde oluşan hadisler neticesinde olanlara baktığımızda tevil götürmez sonuçlar alındığını da göreceksiniz.
Ki bu alınan kararlar sonucunda DİNDAR insanlar zarar görüp mağdur olmuşsa bizleri de Mustafa Kemal'in din ile ilgili tasarrufları da ilgilendireceği düşüncesindeyim...

Her kesim Mustafa Kemal'i kendi ideolojisine göre yorumlayıp kendi fikirlerinin Mustafa Kemal'i de fikirleri olduğunu iddia etmeye çalışmakta bunun en önemli nedeni de Mustafa Kemal'in yasa ile korunması ve en ufak bir eleştirinin dahi ağır cezai müeyyidesi olmasıdır.Şayet Dindar ise neden Deist vs gösteriliyor?
Yok eğer dini bir inancı yok ise ısrarla Müslüman gösterilme gayretinin asıl sebepleri nelerdir?

Yazınızda bahsettiğiniz "mış" lı "muş"lu alıntı yaptığımı iddia ettiğiniz kitap'ta bizzat Mustafa Kemal'in el yazılarından derlenip toparlanmıştır.Bu kitap uzun bir müddet yasaklanmış olmasına rağmen aslı bendenizde mevcuttur.Yukarıdaki sözler kendi el yazısıyla deftere kayıt edilmiştir. Esasında bu inkar ve sansürü de anlamış değilim.Neden Mustafa Kemal'in özel ve tüzel alanı binbir yasaklar ile çevrilmiş koruma altına alınmış o da ayrı ilginç bir tezat...

Kim neyi sansürler ise sansürlesin Mustafa Kemal'in TBMM arşivlerinde buna benzer bir çok mevcut konuşmaları var. Örneklerden yalnızca bir tanesi aşğıdaki linkte,buyrunuz;
Tarih'e lütfen dikkat; 1 Kasım 1937
Aynen sık sık bahsettiğim gibi Cumhuriyet'in ilan edilip Tek Adam olduğu günlerde, önceki diğer konuşmaları ve söylemlerinin tam aksi yönde görüşler olduğunu farkedeceksiniz...

"Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz."

http://www.tbmm.gov.tr/tarihce/ataturk_konusma/5d3yy.htm

Bazı arkadaşlarımız kusura bakmasın. Tek tip vatandaşlık gereği Mustafa Kemal'i inançlı zannedebilirler ama şahsen araştırmalarım sonucu inançlı olmadığını düşünüyorum. Bu kesin bir hüküm falan değildir, sadece benim nacizane düşüncemdir. Kimseyi de bağlamaz.Uygulamaları  her ne kadar benim gibi İnançlı inanları direk ilgilendiriyor olsa bile...
Mustafa Kemal peygamber torunu da olsa sabah akşam alnı secdeden kalkmasa da beni ilgilendirmez. Kaldı ki öyle birisi de değildi. Ben yaptıklarına bakarım. Gerisi laf salatası olur...

Buda kendi sesinden ilgili konuşma videosu;

Atatürk'ten dogmalara cevap @ Yahoo! Video

"Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla, asla bir tutmamalıdır. Biz ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil; doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz"
(1937 Yasama Yılı Meclis Açılış Konuşması -
Mustafa Kemal Atatürk)

Tefsir çalışması konusuna gelirsek;İlgili Tefsir çalışmasını Diyanet teşkilatı yaptırıyor. Kararı meclis veriyor. Parasını da diyanet ödüyor. Mümkünse Diyanet gov.tr'ye girip bakınız. O dönemde Türkiye bütçesinin yaklaşkı %2'sine denk gelecek bir servete sahip Mustafa Kemal kendi cebinden ödese dahi bunu marifet gibi sunmadan önce bu servetin nasıl elde edildiğini sorgulasınız diyorum. Tek parti döneminde Mili gelir 80 dolardan 90 dolara ancak çıkabilmiştir.200 milyonluk bütceden 4 milyon dolarlık Savarona yatına para ayrılıyorsa orada düşünmek ve orantı hesabı yapak lazım. Başarı denilen  bu mudur?

Mustafa Kemal siyasi bir lider olmakla birlikte devletin kurucusu olduğundan onun görüşleri haliyle kurulan o devlette yaşayan bütün insanları ilgilendirdiği için yazıyorum,beni bireysel ilgilendirdiği için değil.Dolayısıyla  siyasi icraatlarına bakmak lazım şayet  hayranlık duyulacaksa da, dini inancına değil.Çünkü Dini bir lider olmayıp çok zeki bir siyaset ustası olduğu kesindir...

Çevrimdışı inşirah

  • ***
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #8 : 03 Ağustos 2010, 20:01:15 »

Alıntı
Atatürk'ün inancının, ibadetinin tartışılmasından yana değilim. Ne getirisi olacak? Faydası olmayan bir işle uğraşmak zarar doğurur. İbadetler ALLAH ile kul arasındaki özel konulardır, başkasını ilgilendirmez.

Aynen katılıyorum.Benide kimsenin dini imanı ilgilendirmez, lakin kanlı canlı sözleri varken derin tevillerin manasını bir türlü anlayamam. Tugrul Paşanın linkini verdiği meşhur video buyrun yorumsuz:



Ben şimdi merak ediyorum, bu sözleri söyleyen biri aslında ne söylüyor. Tüm iyi niyetlerinizi kullanarak düşünün.

En iyisini Alemlerin Rabbi ALLAH bilir. Gerisi laf-ü güzaf'dır.

Kusura bakmayın tek linkten çok görüntü çıkıyor ve düzeltemedim ,idare edin.

Selamlar.
« Son Düzenleme: 03 Ağustos 2010, 20:06:21 Gönderen: inşirah »

Çevrimdışı mutekit

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #9 : 03 Ağustos 2010, 23:07:21 »

Diğer konularda konuşmanın bir yararı olmayacak, boşa laf etmenin anlamı yok; ama bir noktada aklıma takılan bir soruyu sormadan edemeyeceğim. Hem sayın inşirah'a hem de tuğrulpaşa abime...

"Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet yönetimimizdeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı prensipler, yönetimde ve politikada bizi aydınlatıcı ana çizgilerdir. Fakat bu prensipleri, gökten indiği sanılan kitapların doğmalarıyla asla bir tutmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya yaşamdan almış bulunuyoruz."

Bu cümlede yanlış birşey yok ki bana göre. Sanırsam bir yanlış anlaşılma var, en azından ben sizden farklı yorumladım.
Dogma nedir? TDK'ya göre "Belli bir konuda ileri sürülen bir görüşün sorgulanamaz, tartışılamaz gerçek olarak kabul edilmesi, Doğruluğu sınanmadan benimsenen, bir öğretinin veya ideolojinin temeli yapılan sav, nas, inak." olarak açıklanıyor. İslam hükümleri "dogma" mıdır? Kur'an ayetlerini dogma olarak mı kabul edeceğiz? "Hiç akletmez misiniz" ayeti ortada dururken, Kur'an hükümlerinin dogma olduğunu ileri süremeyiz. ALLAH ayetler üzerinde düşünmemizi isterken, bir Hristiyanlıkta ki gibi "teslis inancını anlamasan da kabul et" "DOGMASINI" ALLAH'ın ayetleriyle bir mi değerlendireceğiz? İslam'da dogma yoktur, öyleki akıl baliğ olmadan "müslüman kabul edilen"; ama büluğa erdikten sonra "iman etmiş" kabul edilen bir dinin mensupları olarak ufak gözüken; ama bence çok büyük böyle hatalara düşmemek lazım.

Bazı kelimelerin anlamları, tahmin edilenden çok daha başka olabiliyor. Geçenlerde (geçen dediysem olmuştur birkaç sene) bir akrabamızla konuşurken, "Atatürk kendine "hazret" dedirtiyormuş" gibi bir cümle etti.  :) Hazret kelimesinin "sayın" anlamına geldiğini anlatana kadar da başıma hâl gelmişti... :-*

İkinci konu ise "gökten indiği sanılan" deniyor. Bildiğimiz kadarıyla ALLAH her yerdedir, İslam ile alakası olan bir ifade değil bu da.

Edilen sözün iki ana unsurunun da İslam ile alakası olmadığı halde niye sanki İslam kastediliyormuş düşüncesi sarıyor insanları bilmiyorum. Konuşmada İslam ile alakalı bir husus yok ki, ben şahsen hiç üstüme bile alınmadım. Dinimle alakası yok çünkü söylenen sözlerin. Ne için hemen savunmaya geçiliyor bilemiyorum; ancak durum bu, konunun bizle alakası yok. "Müslüman" görünümlü dönemin "din kisvesi altına bürünmüş" şeref yoksunlarını ve onların takipçisi zeka özürlüleri için söylüyorsa, yine bizle bir alakası yok.

Sonra tuğrulpaşa abim, Ayasofya'nın müzeye çevrilmsi ile ilgili geçenlerde bir haber çıktı duydun mu bilmiyorum. Atatürk'ün imzasının olduğu bir resmi belge ile müzeye çevrildiği iddia ediliyordu. Geçenlerde bir haber çıktı, ne kadar doğrudur bilemem. Ancak ne bir düzeltme ne de bir yalanlama yapıldığı gibi, doğan medyası ve avanesi bu kadar önemli bir habere on saniye bile ayırmadılar. Müzeye çevrilmesiyle ilgili belgenin altındaki imzanın Atatürk'e ait olmadığı; ama onun imzasına çok benzer şekilde atıldığı iddia edildi. Dahasını da belirteyim. Sinan Çetin'in bir kısa filmi var izlemişinizdir, forumda da vardı sanırım. 1930'lu yıllarda radyodan Türkü çalınması yasaklanıyor ve sadece batı müziği çalıyor. Sonra bu yasak kaldırılıyor. Kim tarafından? Atatürk tarafından. O nedenle "kendi el yazısı" denilenlerin bile birçoğunun gerçek olduğuna inanasım gelmiyor.

Siz Mustafa Kemal'i dönemi içinde çok güçlü olarak nitelendiriyorsunuz belki; ama tek bir kişidir. Fevzi Çakmak'tan başka çevresinde inanın düzgün insan neredeyse yoktur. (Niye onları devletin başına getirdi, sorusuna cevabı Aytunç Altındal'ın verdiğini söyleyeyim. Hangi kitabıydı hatırlamıyorum; ama o dönemin şartlarında sabataistlere yer vermek zorunda kalındı, demişti ve çok ayrıntılı olarakta açıklıyordu yaşananları) İnanın Atatürk'ün elinden gelen bu kadardı, boşuna bir de yüklenmeyin.  :) Olağanüstü bir varlık gibi göstermeye çalışanların da bana sorarsanız amacı budur. Döneminde yapılan herşeyden onu sorumlu tutmanın en iyi yolu, onu olduğundan kat be kat güçlü göstermektir ki, alakası yok. Mustafa Kemal bilen; ama gücü yetmeyen bir dönemde yönetmiştir ülkeyi, işi zordu, gücü bu kadarına yetti... :)

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #10 : 04 Ağustos 2010, 01:46:59 »

Açıkca ifade etmem gerekirse;sadece Mustafa Kemal değil de bir türlü yüzleşmek cesaretini gösteremediğimiz tarihimizin sansürlenen kısımları birgün açığa çıkarsa o zaman neler olacak çok merak ediyorum...

Lütfi bey kardeşim;

Şunu demek istemiş olabilir mi acaba diye de kendimi, sınırlarımı zorlayarak yazıyorum .Mustafa Kemal milletvekilerine CHP programından bahsederken; "biz prensiplerimizi hristiyanlıktan veya musevilikten değil bizzat hayatın kendisinden alıyoruz, ve bu prensipler CHP prensipleridir" diyor öyle mi?!
Müslümanları kastedmediyse geriye yukardaki iki şıktan biri kalıyor.Bu dogma dediklerinden kasıt nedir?
İslam ile alakası yoksa hangi dogmalar ile alakası var?!
Hani bizimle alakası olmaz diyeceğim de Devrim yasalarının getirdikleri radikal değişim, Cumhuriyet baloları , opera salonları, şapka, tayyör v.s tüm bunlar; Türkiye toplumunu dönüştürmek için yapılan köklü değişiklikler kimleri ilgilendirmekteydi?!
Özetin özü;Atatürk'ün şahsi olarak bireysel  inancı ne bizi ne de bir başkasını ilgilendirir. Ancak kişisel inancını toplum hayatına dayatmışsa bu bizi elbette çok yakından ilgilendirir...

Yukarıda bahsedilen böyle  bir ifade de bulunmaya neden ihtiyaç duymuştur acaba?
Ya da çok zeki olduğu bilinen bir siyaset erbabı meclis kürsüsünde böyle anlamsız ve amaçsız bir cümle kurar mı acaba?
Tüm bunlar ,haklı çıkmak için fazlasıyla zorlama bir yorum... :)
Mustafa Kemal'in ,sizin izah etmeye çalıştığınız manada anlamsız ve amaçsız bir ifade de bulunmasının imkansız olduğunu düşünüyorum. Zira bu zorlama yorum Türk toplumunun aklını hafife alıp küçümsemek olur ki Mustafa Kemal gibi usta bir siyasetçi de bunu yapmış olamaz.Her şeyden önce bu Mustafa Kemal'in zekasına hakaret olur ki, kimsenin aklına müslüman bir ülkede böyle bir ifade de bulunmak gelmezdi.Mustafa Kemal'in hiç gelmezdi sanırım...

Herkes birinci Meclis'i meth edip dururda, ikinci mecliste Kazım karabekir,Rauf Orbay,Refet Bele ,Ali Fuat Cebesoy gibi kuvvai miliyenin paşaları niye ekarte edildiğini bir türlü anlatamaz.  Lozan'a zafer kazanmaya (!) gitmeden önce meclis tarafından heyete verilmiş kırmızı çizgiler vardı. Bu maddelere kesin surette uyulması istenmişti. İlk görüşmelerde antlaşma sağlanamamıştı. Meclis'in aldığı kararları karşı tarafa onaylatmak mümkün değildi. Mustafa Kemal meclisi bu nedenle fesheder. "Kız gibi meclis istiyorum" der. Yeni üyeleri kendisi seçer. Heyet ikinci görüşmelerde antlaşmayı imzalar.

Lozan zafer antlaşması (!) atanmış ikinci meclis tarafından onaylanır.Mustafa Kemal'in kuvayı milliyeci  silah arkadaşları birinci mecliste varken lozan zaferi (!) öncesi yapılan ikinci mecliste neden yoktu?
Lütfi kardeşim ;sizin Mustafa Kemal ve fevzi Çakmak'tan başka diğerlerini -özellikle Kazım Karabekir paşayı- yok saymanız o insanların tarihte yaşamamış olması anlamına gelmiyor.Kaldıki Genel Kurmay bile onca sene yok saydı ama ilk defa bu sene Rahmetli Kazım Karabekir paşayı minnetle anmak zorunda kaldı.

Kazım Karabekir'in anıları neden Ankara kireç ocaklarında yakılıp açığa çıkarılmasından endişe edilmiştir.Madem bu kadar önemsiz bir kişiydi de neden onca hatıraları sansürlenip ömrünün büyük kısmı gözetim altında geçirilmeye mecbur bırakılmıştır.?Ama bu kadere uğrayan bir tek Kazım paşa değildi ki bu Despot rejimin kıskacında açlık ve sefalete mahkum edilenler...
Çook var.Sadece internet tuşunun bir tık ötesinde ...İsteyince bulursunuz.Birde ilaveten benim yazmama gerek yok,inanın... :)




Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #11 : 05 Ağustos 2010, 22:10:54 »

konu tuğrupaşa hocanın getirdiği istikamete yönelirse çok faydalı olucak..
koca kazım paşayı ipe götürün süreç nasıl işledi neler oldu hangi dengeler ne uğruna değişti gibi daha bir çok soru...
(genç subaylar önledi idamı)

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #12 : 05 Mayıs 2011, 11:37:05 »

    Tarih 10 Temmuz 1923...

    Yer Ankara İstasyonu...

    Mustafa Kemal ve Kazım KARABEKİR başbaşa...

    Mustafa Kemal: "Dini ve namusu olanlar aç kalmaya mahkumdurlar. Böyle kimselerle memleketi zenginleştirmek mümkün değildir. Bunun için önce din ve namus anlayışını değiştirmeliyiz. Partiyi bunu kabul edenlerle kuvvetlendirmeli ve bunları çabuk zengin etmeliyiz."

  Kaynak: Kazım KARABEKİR- Paşaların Kavgası, S. 142-143

  Kitabı internet üzerinden okumak isteyenler için link: http://www.4shared.com/file/ZLzMVnUx/Kazm_Karabekir_-_Paalarn_Kavga.html
« Son Düzenleme: 05 Mayıs 2011, 11:40:50 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #13 : 07 Ağustos 2011, 11:29:18 »


"Prensiplerimiz, gökten indiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı, gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."

- Kaynak: ATATÜRK, Cumhuriyet Halk Partisi programı, Söylev ve Demeçleri / Cilt 1 / Syf. 389



Bu sözlerin canlı ve sesli  videosu da varmış...


« Son Düzenleme: 07 Ağustos 2011, 11:30:45 Gönderen: gezginn »

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #14 : 07 Ağustos 2011, 12:54:30 »

    Açıkçası Atatürk'ün din ile ilgili görüşlerinden bugüne dair malzeme çıkarmak çok da anlamlı değil...
 
     Bu konunun ispata ihtiyacı olduğunu da sanmıyorum. Atatürk'ün yaşamı ortada. Özellikle ömrünün son yıllarının bir çok anı kayıt altına alınıp fotoğraflanan birinin bir vakit namaz kılarken görüntülenmemiş olması en yakınlarının dahi böyle bir uygulamasını haber vermemiş olması ve ömrünün sonuna kadar içki içmeyi alışkanlık halinde sürdürmüş olması onun dini konulara bakışının en büyük ispatıdır diye düşünüyorum....



Bu arada tuğrulpaşa abimin alıntıladığı cümlelerin birçoğu Atatürk'ün değil, Afet İnan'ın eserlerinden alıntı, bunun yanında bir kısmı da "şöyle demişti" şeklinde "mişli" kaynaklardan. Teşbihte hata olmaz, Peygamberimiz hakkında çok sağlam olarak inandığımız hadis kitaplarında çok net sahih olmayan sözler vardır, Peygamberimize atfedilen. Peygamber efendimiz için bile bu durum söz konusuyken, Atatürk için, hele ki o dönemin ideolojik ve tinsel ortamında, dedi denilen birçok şeyin uydurma olduğunu düşünüyorum.


  Ama Lütfi'nin yukarıdaki alıntısında "bunlar uydurmasyon atmasyon" anlamına gelen sözlerini sırf onu mindere çekip "Yaşıyor muyuz yav?" konusuna destek olma bakımından hunharca kullanabilirim sanıyorum... :azn:

Çevrimdışı mutekit

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #15 : 07 Ağustos 2011, 22:00:58 »

Kılçık abi artık aynı konuyu, hemde aynı kişilere karşı 40. kez anlatma becerim kalmadı.  :) 
 
"dogma" kelimesinin İslam'ı kastettiğini söylemeye bir müslüman olarak utanırım; çünkü benim inandığım dinde dogma yoktur. Ancak bunu ne kadar anlatırsan anlat "kafada oluşmuş" ön yargılar değişmiyor.
 
Kazım Karabekir paşa iyi bir insan, vatansever bir komutandır. Ancak sonrasında "siyaset" batağına düşen askerlerin hastalığına yakalanan biridir de. (ilginç olan günümüzde askerlerin siyasete karışmasına karşı olanlar nasıl oluyor da o gün "bu asker niye karıştırılmadı siyasete" diyor onu da zaten hiç anlamıyorum) Evet Karabekir paşa haksızlıklara uğramıştır; ama nedense (hani Tuğrul abi de sen de Mustafa Kemal'in 1923'ten sonraki ve önceki konuşmaları farklı diyorsunuz ya onun gibi) siyaseten devre dışı kaldığı dönemden sonra Mustafa Kemal ile ilgili de aktarmaları, görüşleri değişti. Bunu kötülemek olarak değil, siyasete giren bir insanın hayal kırıklığından kaynaklanan bir davranış olarak düşünüyorum. Tabi senin gibi Mustafa Kemal hakkında ahanda delil diye yapışacakları bazı "aktarmalarının" günümüze kadar gelmiş yanlışlar olduğunu da belirtmek lazım... :)
 
Gelelim Atatürk'ün yaşaayışı meselesine. Mevlana'nın bir sözü var; görmek istediğin gibi görürsün diye. Bende Atatürk'ün Fevzi Çakmak gibi beş vakit namazında bir insanı yanından ayırmayışını, orduyu emanet edişini, ona "hocam" diyişini görüyorum. Kendi parasıyla (yani devlet bütçesine dokunmadan) Kur'an'ın meal ve tefsirini yaptırdığını, hadis kitaplarının tercümesini yaptırdığını görüyorum ki, halen bu meal ve tefsirin müfessiri Elmalılıyı temel alıyor milyonlarca insan.
 
Veya Kudüs'ün Yahudilere verileceğine ve o bölgede bir Yahudi devleti kurulacağına ilişkin haberlere "bu kutsal bölgeyi emperyalistlerin eline bırakmayacağız ve bunu yapacak kadar bugün güçlüyüz" diyen bir Atatürk görüyorum ben. Suudiler Vehhabilik inancı gereği mezarların varolmasına karşı çıktıkları için, PEygamberimizin Ravzasını da yıkmayı gündeme getirdiklerinde "Peygamberin mezarına dokunursanız Türk ordusuyla oraya gelirim" (birebir kelimeleri hatırlayamadım şu an, mealen söylüyorum) diyen bir Mustafa Kemal görüyorum...
 
İnsan ne görmek isterse onu görür abi, o dönemde "devletsiz" kalmış Müslüman ümmetin, tek bağımsız devletini kuran Türk Milletinin başındaki kişiye, devletin kurucusuna karşı ben senin gibi önyargı ve insafsız şekilde bakamam. İslami anlayış da bunu gerektirir.
 
Bana kalırsa uğraşın çok gereksiz aynı zamanda. Eline ego tatmini ve duygusal zevk alma dışında ne geçiyor?  :)  Gerçekten faydası olan işlerle uğraşmak bana daha doğru geliyor, o nedenle de bir daha yazacağımı pek sanmıyorum bu konuya... :azn:

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #16 : 08 Ağustos 2011, 00:20:26 »

"Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."

- Kaynak: ATATÜRK, 1933, Milli Eğitim Bakanı Dr.Reşit Galip'e hitaben, İsmet Giritli, Kemalist Devrim ve İdeolojisi



Mustafa Kemal’in yukarıdaki neyi anlatmak istediğini çok iyi anlıyorum da işin içine girsek anlatmak zor.
Aklın ve bilimin olmadığı yerde taklit olur,din o zaman kalıplaşıp dogmalaşır,amacından uzaklaşır.
Fakat gördüğümüz üzere Mustafa Kemal’i savunmak adına olunca bu sözlere sahip çıkılıp,başka kesimleri eleştirmek olunca dinde reform tartışmaları gündeme gelince açık bir tezat ortaya çıkıyor.
Çok isabetli tespitler ancak başka şeylere de imalar var.
Örneğin sanki kendisini “Ben Peygamber gibi size gökten gelen değişmez kurallar içeren bir din yerine daha iyisini akıl ve bilim yolunu bırakıyorum” diyor.
Aslında doğruları söylese de yine hatalı bazı cümleler var.
Çünkü Kuran ve Peygamberde akıl ve bilim yolunu göstermiştir.
İnsanlar bunu iyi kavrayamadıkları için bire bir,aynen taklit etmeye çalıştıkça çağın gereklerinde kopma durumuyla yüz yüze gelir oldular.
Ve din dogmalaştı.
Kalıplaştı.
Değişmeyen,değiştirilemeyecek olan  şeyler aslında ana hatlardı.
Detaylar akıl ve bilim yolunda şartların gerektirdiği doğrulara göre değişkendir.
İş bu noktaya gelince gelenekçiler ile reformcular çatışması çıkar.
“Dinde reform olmaz reform insanlar içindir” dediğimizde karşı çıkışları hatırlıyorum.
Reformcular da bazen işin cılkını çıkarır,reform,yenilik akıl ve bilgi yolu yerine işi özünden koparıp bidatler icat eder oldular kimi zaman.
Fakat değindiğim üzere Mustafa Kemal’inde yanıldığını fark ettiğim ince bir detay var.
Kendisinin mirasını Peygamberin mirası ile kıyaslamamalıydı.
Hata Peygamberde veya onun getirdiğinde değil,insanlardaydı.
Onu görememiş anlaşılan.
Çünkü onun bıraktığı miras çok daha fazla kısa bir sürede akıl ve bilim yolundan çıkıp,hurafe,taklit,esaret hatta putperest bir oluverdi.
Demek ki işin din-laiklik ilişkisi değildi.
Demek ki çözüm dini slip süpürmek değildi.
Çözüm insanları akıl ve bilim yoluna,sevk etmek,okutmak,eğitmek,hurafelerden kurtarıp,gerçeklere ulaştırmaktaydı.


Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #17 : 09 Ağustos 2011, 01:46:00 »

" Dinde reform olmaz,reform insanlar içindir "

Sn Gezginn,

Bu cümleyi vaktinizin müsait olduğu bir vakitte ayrı genel bir başlıkta karşılıklı fikir teatisinde değerlendirmek isterim.Konu bence ince detaylarıyla tarışılması gereken bir mevzu...
Mustafa Kemal başlığında arada kaybolmasını istemem.Bir çok itiraz ve katkıların olacağını düşünüyorum...

Tabi forumda bizimle birlikte yazı/yorum yazacak değerli yorumcular bulabilirsek... :)

Hayırlı geceler dileklerimle...

Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #18 : 09 Ağustos 2011, 22:38:59 »

" Dinde reform olmaz,reform insanlar içindir "

Sn Gezginn,

Bu cümleyi vaktinizin müsait olduğu bir vakitte ayrı genel bir başlıkta karşılıklı fikir teatisinde değerlendirmek isterim.Konu bence ince detaylarıyla tarışılması gereken bir mevzu...
Mustafa Kemal başlığında arada kaybolmasını istemem.Bir çok itiraz ve katkıların olacağını düşünüyorum...

Tabi forumda bizimle birlikte yazı/yorum yazacak değerli yorumcular bulabilirsek... :)

Hayırlı geceler dileklerimle...

Hakikatten gezginn Hocam müthiş bir pas vermiş ve Tuğrul Abimde bir o kadar güzel karşılamış pası. Bu konu İslamın en güncel sıkıntısı bence.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #19 : 10 Ağustos 2011, 00:42:07 »

Hakikatten gezginn Hocam müthiş bir pas vermiş ve Tuğrul Abimde bir o kadar güzel karşılamış pası. Bu konu İslamın en güncel sıkıntısı bence.

Dar alanda kısa paslaşmalar yapacağızda kadroda bayağı bir eksik var:)
Kadronun hazır olmasını bekliyoruz ama sanırım bayağı bir bekleme süreci içinde olacağız...

İslam Dünyasının temel sorunu; dinde reform yada insanlar için reform gibi iki uçu açık bidatlere yol alabilecek temel sorunların kendi öz benliğimizden ve İslami gayelerden uzaklaştığımızın resmidir aslında...
Dinimizde insanlar için yapılacak her türlü reform yada değişiklik; dinler arası diyalokların uzantısından başka bir şeye hizmet etmeyecektir.Dinde meydana gelecek hurafe ve bidatlarde işin çabasıdır.Kimse bu vb oluşumları masumane yapılmış bir hizmet olarak görmesin mümkünse...

Konu başlığını ayırarak tamamen bağımsız bir başlıkta aktarımlar yapılmasını daha uygun buluyorum...
 
Hem bak Lütfi'de söylemiş bu konuya yazmayacakmış belki yeni açtığımız başlığa yazar,kimbilir... 8)
 
Not;Lütfi ben hala aynı yerdeyim, bilesin... :)



Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #20 : 11 Ağustos 2011, 01:11:50 »

Forumun zagor'ları :) baltalarını alıp gelmişte....
Bir türlü zaman kıtlığı sorunumuzu aşamadık...
Konuyu kim açacak?...

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #21 : 11 Ağustos 2011, 01:14:42 »


Hem bak Lütfi'de söylemiş bu konuya yazmayacakmış belki yeni açtığımız başlığa yazar,kimbilir... 8)
 
Not;Lütfi ben hala aynı yerdeyim, bilesin... :)


Çekilme işi alışkanlık olursa top ortada kalır,saha da boş...


Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #22 : 11 Ağustos 2011, 22:30:26 »

Çekilme işi alışkanlık olursa top ortada kalır,saha da boş...



Sn Gezginn dostum,

Konu tartışmalarından çekilenlerin muhakkak kendilerine göre bir sebepleri vardır,onu ben teraziye koyacak değilim...

Kendi adıma, bana verilen pası en iyi değerlenlendirip topu ortada bırakmam... :)

İlgili konu ile yeni bir başlık açıp paylaşımlarınızı bekliyorum...

"Dinde reform tartışmaları " başlığına arzu eden herkesi bekliyoruz...

Muhabbetle...

Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #23 : 12 Ağustos 2011, 04:19:09 »

bu ülkede dindar insanlara yapılmadık zülmü bırakmayan zümre neyi rafarans alıyordu.

kimse kimsenin neye inandığını meşrebini falan deşme hakkına sahip değildir tamamdaa..

yapılan zülümlerin kaynağını nerden alıyordu tiranlar..

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #24 : 12 Ağustos 2011, 18:44:45 »

Konu, sanki dinin  dogma yada sorgulanması noktasına gelmiş gibi... :o

Kanaatime göre din sorgulanamaz. Aşk ile katıksız İnanıyorsanız sorgusuz sualsiz inanırsınız, inanmıyorsanız sorgulamaya gerek yok,terrerruata dalmaya hiç luzum yok zaten. Herkesin dini ve inancı kendinedir, Ben müslümanım, imanım tamdır, inandığım Yüce ALLAH'tan daha iyi bilemeyeceğime göre emirlerini sorgulamam...

Başka dinleri ise hiç sorgulamam, hiç işim olmaz, onların sorgulanacak bir yeri kalmamış, hükmü kalkmış ve tahrif edilmişlerdir...

Netice itibariyle, ''sorgulama'' işi benim bulunduğum taraftan bakınca tamamen gereksizdir, lakin masum değildir, ''sorgulanamaz mı'' diye gayet masumane başlayan cümleler , dinine bağlı, imanlı gençleri şüpheye düşürmek ve en nihayetinde "ateist"  yapmak için kurulan planların ilk safhasıdır...

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #25 : 12 Ağustos 2011, 19:26:33 »

Çok sesli ve daha çok Halk'ın bire bir olmasa da bütününü temsil eden Birinci Meclis neden ve hangi sebepler (!) gösterilerek kapatılıp fesh edilmiştir?

Ve ondan sonra kurulsun İkinci Meclis akabinde gelsin "Tek Adam " devrimleri...

Çünkü yapılan icraatlar "muhalefet" kaldıracak işler değildi.Hepsi ancak "ben yaptım oldu" yöntemiyle gerçekleştirilebilecek işlerdi.Hükümette, hele Meclis'te tartışılıp kabul edilecek işler değildi. Meclis'te kanunlaştırılma ameliyesinden geri kalınmış değildi.Fakat o inkılapları yasalaştıran Meclis'e "Meclis" demeye bin şahit lazımdı.Muhalefet'in "m"si yoktu.Çünkü mebusların hepsini "Tek adam" belirliyordu.Hepsi emir kullarıydı. İtiraz eden ve çok konuşan Birinci Meclis anında feshedilmişti.Boşuna mı Birinci Meclis feshedilmişti yani...?!

Son olarak;Mustafa Kemal'i birileri nedense Dindar gösterme gayretinde içindedirler...
Lütfi bunu sen bari yapma kardeşim.Ne ise olduğu gibi kabüllenelim olmaz mı?

Mustafa Kemal daha çook Deist bir görüşe sahiptir.Mustafa Kemal bir Osmanlı paşasaydı ve Osmanlı mirasının üzerine kondu. Üstelik dinle de arası iyi değildi. Bilakis toplumu dinden uzaklaştırmak için bir çok reform yaptı. Din egitimini kademeli olarak tüm okullardan kaldırdı. 12 yaşından küçük çocukların cami hocalarından dua öğrenmesini dahi yasakladığı bilinen bir hakikattir...Mustafa kemal padişah değildi ama Meşrutiyet sonrası padişahlardan daha çok yetkisi vardı. Ebedi şefti. Meclisi feshedebiliyordu ve Birinci Meclisi de feshetmişti...

Son dönem Osmanlı padişahlarının aileleri oldukjça moderndiler. Mustafa Kemal'in eşi çarşaf giyerken Abdulmecit efendinin ailesi Batı tarzı kıyafetlerle arzı endam ediyordu. Osmanlı modernleşmesi Cumhuriyet modernleşmesinden ilerdeydi. Tabii bunları yeni nesil gençliğe sansürledikleri için özellikle öğretmediler.Osmanlı meşrutiyeti daha demokratikti. Cumhuriyet gibi totaliter değildi. Osmanlı padişahları bu mülkün sultanıydı ama hiç birisi yurt dışına mal kaçırmamıştı. Hatice sultan gibi açlıktan nefesi kokarcasına ölenler olmuştur. Mustafa Kemal Osmanlı Sultanlarından çok çok zengindi...


Herkes görmek istediğini görürmüş ya işte benim gördüklerimden bir kısmı da bunlar...


Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Mustafa Kemal'in Din hakkında görüşleri...
« Yanıtla #26 : 12 Ağustos 2011, 19:56:45 »

Evet birde şu Mustafa Kemal'in tefsir işine cevap verelim...

Sözkonusu tarihlerde Tefsir çalışmasını Diyanet teşkilatı yaptırıyor. Kararı Meclis veriyor. Parasını da diyanet ödüyor.Mümkünse sempatizanı olduğumuz tarafa hoş gelecek şeyler yazmayalım.O dönemde Türkiye bütçesinin yaklaşkı % 2'sine denk gelecek bir servete sahip Mustafa Kemal kendi cebinden ödese dahi bunu marifet gibi sunmadan önce, bu servetin nasıl elde edildiğini sorgulamak daha doğru olmaz mı?Yoksa Mustafa Kemal'e gelince akan sular duruyor mu?!

Bakınız;Tek parti döneminde Mili gelir 80 dolardan ancak ve ancak 90 dolara ancak çıkabilmiştir.200 milyonluk bütçeden 4 milyon dolarlık Savarona yatına para ayrılıyorsa orda düşünmek ve orantı hesabı yapak lazım. Başarı ve hakkaniyet'te bu olmasa gerekir.Yoksa yanılıyormuyum?