Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

MİT VE DEVLET SORUMLULUĞU!

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mutekit

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
MİT VE DEVLET SORUMLULUĞU!
« : 19 Şubat 2012, 23:59:13 »

Fark Akademi

MİT VE DEVLET SORUMLULUĞU!

Basında, medyada gündemi meşgul eden polis-yargı ve MİT-hükümet arasındaki çatışmacı ilişkiler ve sözler milletimizi üzüyor, devletin kurumlarını zaafa uğratıyor.

Bilen de bilmeyen de, ağzı olan konuşuyor… Herkes komplo teorileri üretiyor. Bilgiye değil de sezgiye dayanan, kim hangi amaca hizmet ettiğini bilmeden sorumsuz konuşmalar, yanlışlar yapılıyor. Önemli olan herkesin sorumluluk anlayışı, devletin menfaati içersinde kurumların ve şahısların meşru, hukukun üstünlüğü içerisinde hareket etmeleridir.

Siyasetin, propagandanın, eleştirinin, yorumun da bir seviyesi ve kalitesi olmalı…

Hani, “dilin kemiği yok, bekâra eş boşama kolay” misali isnatsız, dayanaksız bir yığın konuşmalar. Bunlar doğru değil. Devletle ilgili bazı bilgilerin aleniliği olmamalı. Ayrıca “Kol kırılır yen içinde kalır” anlayışına ne oldu?

Her şeyin kaynağına inilerek, araştırılarak, şartları içersinde değerlendirilmelidir. Devletin bekası için var olan hayati kurumlar, devlet içindeki güç ve siyasal çekişmelere alet edilemez. MİT üzerinden hesaplaşma mı var, yoksa bir yapılanma mı? İç hesaplaşmaları, dış hesaplaşmaları dillendirenler var. Şayet varsa bunun sorumlusu da yine hükümetin kendisi ve başıdır. Çünkü Milli İstihbarat Teşkilatı, Başbakanlığa bağlı müsteşarlık düzeyinde bir kurumdur. Devletin bünyesinde böyle bir gücün içersindeki zaafların, yapılanmaların sorumlusu sevabı, vebali hükümete aittir.

MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve ekibine yönelik başlatılan “ifadeye çağırma” girişimi tartışmalara sebep olurken, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın halen sürmekte olan uluslararası faaliyetlerinin aksamaya uğrayabileceği kaydediliyor.

Oslo görüşmelerinin dökümünü ilk olarak yazan Dicle Haber Ajansı’nın aktardığı ses kayıtlarının internet ortamındaki ilk IP kayıtlarının İsrail’de çıkmasıyla başlayan MİT ve İsrail arasındaki açık mücadelenin bir ayağının da, Arap ülkelerini MOSSAD kıskacından kurtarma girişimi olduğu ortaya çıkmış.

Türkiye tarihinde istihbarat hep içe dönük olmuş. Şimdi ise dış istihbarat dönemi ittifakları başladı. Türkiye’nin öncülüğünde birkaç yıldır oluşturulan ve merkezi Cidde’de bulunan İslam ülkeleri istihbarat kurumlarının koordinasyonunu sağlayan birimin başındaki isim ise eski MİT Müsteşarı Emre Taner. Özel Yetkili Savcının hakkında yakalama emri çıkardığı Taner’in önümüzdeki haftalarda bu toplantılardan birini daha koordine edeceği ifade edilmekte. Cidde’de bulunan İslam ülkeleri istihbarat kurumlarının koordinasyonunu sağlayan merkezin başkanlığını yapan Türkiye adına bu faaliyetleri yürüten isimlerin Türkiye’de savcı takibatına uğrayacak olmasının yol açacağı en ciddi problemlerden birinin de, bu çalışmaların aksaması ihtimali olduğu vurgulanıyor.

Aynı şekilde bizzat Hakan Fidan tarafından koordine edilen Türkçe konuşan ülkeler istihbarat merkezinin de Türkiye odaklı olarak kurulduğu ve işlediği belirtiliyor. Her iki uluslararası merkez, bölgedeki çok etkin ve yaygın olan ABD, Rusya ve İsrail istihbarat teşkilatlarına alternatif bir istihbarat ağı olarak görülüyor. Dolayısıyla uluslararası güçlerin ülkemiz kurumlarına etki etme ihtimali de olabilir. Bunların etkileri, Türkiye’nin hedefleri dost ve düşmanın çalışmaları iyi bilinmelidir. Gizli politikaların ve menfaat odaklarının etkisinden, ALLAH devletimizi, milletimizi korusun.

Her kurum devlet yapılanması içersinde yerli ve milli olmalıdır. Buna uyum sağlamayanlar, devletin menfaatini koruyamayanlar, kurumlara zarar verenler ayıklanmalı ve elenmelidirler. Devletin istihbarı birimleri, kurumları ve şahısları her faaliyeti kendi adlarına değil TC devleti adına ve menfaatine göre yapmaları gerekir. Ancak her faaliyet meşru ve hukuksal çerçevede olmalı…

Devletin önemli kurumlarından Ordu, Emniyet, MİT ve Yargı devletin taşıyıcıları ve vazgeçilmeyecek unsurlarıdır. Bunlar arasında çekişme, kavga ve kargaşa, Türkiye’yi zarar uğratarak, tehlikelerin içine sokacaktır. Şayet bir çekişme varsa bu çekişmelere bir an önce son vererek, aklıselimi ve sağduyu hâkim kılmak milletimizin menfaati gereğidir. Yargı, MİT ve hayati önem arz eden kurumlar siyasetin emrinde değil, devlet menfaatinin emrinde olmalıdırlar.

”Kontrol, denetim güvene mani değildir” Her kurum denetlenmelidir. Türkiye bir ‘hukuk devleti’ olmalıdır… Her kişi, kurum ve erk mutlaka hukukun üstünlüğüne teslim olmalı bu çerçevede sorgulanmalı, yargılanmalı, hesap vermelidir. Ancak kurumlar iş yapmaktan korkar.

“Kritik devlet görevlerini yapan çok üst düzey kamu görevlileri hakkında soruşturma açılması, başbakanın yazılı iznine tabi olmalıdır.” Denmekte. İyi de siyasi makama, Başbakanlığa bu yetkiyi vermek ne kadar doğru olur? Kurumlar, şahıslar devleti temsil ediyorsa “Kişiye özel yasa olmaz” O halde kişiye göre kanun, adama göre kitap dönemi kapanmalıdır ve hukukun üstünlüğü prensibini hayata geçirilmelidir. Bilinmesi gereken; hayati öneme haiz kurumların siyasetin gölgesinden çıkarılması dürüst, tarafsız istihbarat kurumunun da daha başarılı olacağıdır.

Bu ülkenin birliğinden, dirliğinden, bağımsızlığından herkes sorumludur. Büyük devlet olmanın yolu güçlü istihbarat örgütlenmesinden geçer. Demokratikleşme adına alacağımız daha çok mesafe, aşmamız gereken bir yığın engel varken, birbirimizle uğraşmanın anlamı ne? Bu ülkenin, geleceğine sahip çıkacak insanlara, kurumlara her an ihtiyacı var. Bu coğrafyada, bu bayrak altında birlikte olmanın büyüleyici güzellikleri var…

Herkes Türkiye’nin Ortadoğu’da bir lider güç olduğunu kabullenmelidir. Her gün baş döndürücü bir şekilde değişen ve dönüşen bu ‘Yeni Dünya’da; milletimiz ve devletimiz liderliğini küresel liderlik haline getirebilmelidir. Türkiye, değişen ve yeniden kurulan dünya’ya tüm kurumlarıyla hazırlıklı olmalıdır.

YAHYA DEMELİ

http://bayrakyayincilik.com/mit-ve-devlet-sorumlulugu.html