Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay

Fark Akademi

Alıntı
‘Yar yüzü’ne bakarken... BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, eşinin katilleri yargılanırken mahkeme salonunda duruşmayı izledi.
        Eşi öldürüldüğü gün çocuğunu dünyaya getirmişti uzun yıllar evvel. Şöyle dedi: “Buraya gelirken onların yüzlerine bakabilecek miyim diye düşündüm. Çok rahat bir şekilde bakıyorum onların yüzlerine. Ancak onların benim yüzüme bakamadıklarını görüyorum.”
Evet, görünende görünmeyen var. Hangi yüzle bakmaya, hangi yüzü görmeye talibiz? Nasıl bir bakışla?.. Gökyüzüne bakıyorum, Buldan'ın sözlerinin yaşantımızın canlı tanığı olduğunu, hayatımızın tam kalbine isabet ettiğini görüyorum. Hava yağmurlu. Damlalar yüzüme düşüyor. Gökyüzüne bakmanın insanın içindeki sonsuzluk sezgisine hitap ettiğini düşünürdüm. Bu kez ise sonsuzluğun da bir yüzü olduğunu düşündüm. Öyle bir yüz ki, ezelden ebede bütün yüzleri, daha doğrusu her varlığın yüzünü kendinde topluyor.
Gökte ve yerde ne varsa; her şeyin canlı olduğundan yola çıkarak, her şeyin bir ‘konuşma'sı olduğunu ve Yaratıcısı'nı andığını, zaten bu sebeple var olduğunu hissediyorsak, belki de diyorum, zerreden küreye her varlığın bir yüzü olduğunu tahayyül edebiliriz. Varlık canlı, varlık elçi; evet. Ve varlık bir mesaj taşıyor. Her şey O'nun yüzünü yansıtıyor. O'nun her varlıkta Kendini seyrettiğini görebilme egzersizi de yaptırıyor bu tahayyül insana.
Bir yanıyla apaçık yüz. Ama bir o kadar da perdeli. Çünkü her şeyde O'nun yüzünü görebilmek için, varlığa gelmiş tüm yüzlerin bir tür yoklukta olduğunu teslim etmemiz gerek. Yokluğun gözlerine bakmadan, varlığın yüzüne odaklanamıyoruz. Varoluş formatımız bir tür yoklukla tanımlanıyor. Zira hangi yüzümüze tam olarak gerçektir diyebiliriz ki? Şimdiki mi, on dakika sonraki mi, geçmişteki mi? Hangi yüzümüz ‘mutlak' gerçek? Dahası, buna hangi kriterlerle karar vereceğiz? Hal böyle göreceli ve değişken olduğuna göre, O'nun yüzü dışında tüm yüzlerin helak olmakta olduğunu görebilmemiz için, başka türlü bir bakışa ihtiyaç var.
Geçenlerde yine böyle pencereden göklere bakarken, yere çevirdim bakışlarımı. Yukarısı nasılsa, aşağısı da öyleydi, bunu görmeye çalıştım. Dışarısı nasılsa içim de öyleydi, bunu hissetmeye çalıştım. Sonra yeryüzü diyeceğimi yar yüzü dedim! Kahır ile lütuf; ikisinin de ‘yar yüzü'nde olduğunu görebildim bir an belki... İnsan yüzü, buradan hareketle ‘yar yüzü'nün en güzel tecelligahı değil midir... İnsan yüzü tüm celal ve cemal sıfatların bütünüyle toplandığı bir mahal olsa gerek. İsimler saf tutuyor bu yüzde. Kimi geçiyor, kimi dinleniyor, kimi ısrar ediyor, kimi geri dönüyor, kimi kaçıyor... Yüzümüzdeki hakikat, değişmeyen öz'den biricik bir cüz olarak kesintisiz varoluşla devran ediyor. ‘Varlığın birliği'ni yansıtma sorumluluğumuz yüzden yüze değişse de, bu evrensel yükümlülük ortadan kalkmıyor.
Şimdi ve her zaman birileri yeryüzünde kanıt getirin diye haykırıyor öte yandan. Delil getirin! Bunu duyduğumda, asıl kanıtın bunu haykıran kişinin yüzü olduğunu görüyorum. Sakladığı, açık ettiği, çekindiği, utandığı, cüret ettiği, çarpıttığı, belli ettiği, etmediği ne varsa... Orada. İnsan yüzü her tür dosyadan da, yazılı belgeden de, sözlü kanıttan da daha fazla şahit gerçeğe.
Nefret ederek hak aramak bizi adaletli davranmaktan uzağa düşürüyorsa... Hak arama hakkımızı nefretin yayılmasını engellemekten öteye koymaya başlamışsak... Her şeyi bu uğurda kırıp döküyorsak... Hakikat üzere ittifak etme gayretimiz nefsin sınırlı terimlerine hapsolmuşsa... Hakka giden yolu tıkayan ‘İsmail'lerimizi bir bir kurban etmemiz gerekiyor olabilir.
Nefret eden yüzlere bakamıyorum ne zamandır. Yüzümüz Hakkı temsil ettiğinin şuurunu yitirmiş sanki. Birbirinden nefret edenler, kalp katliamı yaptıklarını fark edemez haldeler. Nefret ettiğimiz sürece kalbimizdeki nur parıldamıyor. Yüzleri aydınlatamıyor. Olmayanı olmuş gibi, olanı olmamış gibi gösteriyor bu nefret. Baktığımız her şeye kendimizin ya da başkalarının zannı karışıyor. Kurguladığımız gerçeklere bel bağlamakla yetiniyoruz. Razı mıyız...

Nereye bakarsak bakalım ‘yar yüzü'ne baktığımızı ve yüzümüzde ‘yar yüzü'nün tecellilerinin yansıdığını hatırlayarak bakabilmek istiyorum. Yazmak bu gayrete götüren bir vesile sadece bana göre. Sözlerimiz ve eylemlerimiz put olup çıkıyorsa, kelimeler ne niyet olabiliyor, ne amel. Yazabileceğim hiçbir şeyin kalmadığını görüyorum şu an için... “ALLAH ile beraber başka bir ilaha tapma. O'ndan başka ilah yoktur. O'nun yüzünden (zatından) başka her şey helak olucudur. Hüküm O'nundur ve siz O'na döndürüleceksiniz.” Benden buraya kadar. Hakkınızı helal edin.

Zaman gazetesinin "naif" yazarı Leyla İPEKÇİ yaşanan son olaylarda gazetesinin duruşuna isyan ederek son yazısını yazıp gazeteyi bıraktı...

Bırakın toplum mühendisliğini becermeyi, artık yazarlarını bile ikna edemeyen bir gazete var karşımızda....

Yazık...



« Son Düzenleme: 03 Aralık 2013, 13:44:23 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #1 : 03 Aralık 2013, 17:36:50 »

Kısa zamanım içinde sadece renkli kısmı okudumda aynı fikirde olduğumuzu gördüm.
Özellikle nefret hakkındaki sözleri çok anlamlı.

Çevrimdışı mendakka

  • ****
  • Cinsiyet: Bay
ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #2 : 03 Aralık 2013, 18:37:17 »

mümtaz bey tam tersini düşünüyor ama.. ister istemez aklıma şu takılıyor..

vekil adaylığı ret edilmişti mümtaz beyin. hanımından sonra kendisinin vekil adayı olması garip karşılanacak olmasındanda olabilir..peki ya adaylığı kabul dilmiş olsaydı ve şimdi akp vekili olsaydı tavrı bumu olurdu acaba..

hüsniyette bir yere kadar yav..

SAVTEKİN hocam gülüyordur şimdi bana :)

ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #3 : 06 Aralık 2013, 14:01:12 »


SAVTEKİN hocam gülüyordur şimdi bana :)

 ^^aal

Abi şu günlerde gerçektende çok gülüyorum. Hem hizmet ehliyiz diyerek devlete nüfuz etmeye çalışan bu olmayınca bütün köprüleri yıkan cemaatin haline ve hem de cemaate alabildiğine ağır ifadelerle saldıran akplilere.

Bu kadar fanatizm ve tarafgirlik iyi değildir, sonuçları ağır olur.

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #4 : 06 Aralık 2013, 14:11:27 »

^^aal

Abi şu günlerde gerçektende çok gülüyorum. Hem hizmet ehliyiz diyerek devlete nüfuz etmeye çalışan bu olmayınca bütün köprüleri yıkan cemaatin haline ve hem de cemaate alabildiğine ağır ifadelerle saldıran akplilere.

Bu kadar fanatizm ve tarafgirlik iyi değildir, sonuçları ağır olur.

Üzerime alınıp cevap veriyorum. 8)

Yıllardır Zaman Gazetesi abonesiyim ama şu forum sayfaları benim Fethullah hocayı ve "cemaati öven" yazıma şahit değildir.

Türkçe olimpiyatları konusu ve Zaman Gazetesinin "darbecilere" karşı duruşu istisna.

Sadece o ikisinde destekledim ve bir dönem gerçekten inandığım için Türkçe olimpiyatlarına övgüler düzdüm.

O inancımın kırıntıları da  "Efendimizin stada geldiğini arkadaşlar rüyalarında görmüşler" dendiğinde bitti.

Darbecilere bakışım zaten malumunuz.

AKP konusuna girmiyorum. Gezi olayları öncesinde Gezginn hocanın beni de karşısına aldığı yazılar yazdığıma yine forum sayfaları şahittir. :)
« Son Düzenleme: 06 Aralık 2013, 14:12:44 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #5 : 06 Aralık 2013, 14:25:24 »

cemaate alabildiğine ağır ifadelerle saldıran akplilere.

Bu kadar fanatizm ve tarafgirlik iyi değildir, sonuçları ağır olur.
Bu ağır ifadelere şahsen rastlamadım.
İzlediğim kadarıyla sakin ve sitem edici tepkiler var.

Fanatizm bende goş karşılamıyorum ama karşı karşı gelen iki grup ve kişi gördüğümde saldıran veya haksız yere abartan olduğunda hangi tarafın yanında olacağımı vicdanım bana söylüyor.
O vicdanın doğru söyleyip söylemediğinide bazı kriterlere göre değerlendiriyorum.
Ama nedense sadece AKP sözkonusu olduğunda PARTİZANLIK, FANATİKLİK vs eleştiriler geliyor, bir zamanlar aynı şeyler REFAH PARTİSİ için geçerliydi, şimdi Refaçılar iyi oldu AKP öcü, eskinin muhalifleri aynı çizgide buluştu.
Bunu sağ-sol meselesinde de gördük.
Bir zamanlar birbirlerini boğzalarken şimdi ittiak halindeler, çünkü rakip aynı.

Çevrimdışı mendakka

  • ****
  • Cinsiyet: Bay
ZAMAN GAZETESİNDE ÇATLAK... LEYLA İPEKÇİ YAZMAYI BIRAKTI...
« Yanıtla #6 : 07 Aralık 2013, 14:29:53 »

hocamın dedikelrinin hepsini aldım kabul ettim. evet ben ALDATILDIM!

VARDIR BİR BİLDİĞİ diye epeyce kendimi kandırdım..

AKP den vazgçmedim ama cemaatten vazgeçtim. bir ticarethaneden başka bir şey değilmiş..

sisteme karşı gelicekseniz güçlenmelisiniz  diyip sistemin ta kendisi oldular..

zengin müslümanların vicdanını rahatlatacaksanız rahatlatın ama bunun için garibanların 3 kuruşunada göz dikmeyin..

ayıptır yav..

adam multi milyoner dersaneye verdiği para benden az...

ne bu şimdiii...



« Son Düzenleme: 07 Aralık 2013, 14:35:10 Gönderen: mendakka »