Gönderen Konu: İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar  (Okunma sayısı 1194 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı gezginn

  • Genel Moderator
  • *
  • İleti: 3.187
  • Cinsiyet: Bay
İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar
« : 13 Ağustos 2013, 09:56:18 »
Kuran ve Sünet ile sabit olan seferilik uygulaması konusunda Hz. Peygamber (s.a.v) dönemi sonrasından itibaren bazı görüş ayrılıkları oldu.
Seferiliği bir kurala bağlamak zorunluluğu ile Ulema görüşler bildirmiş,ancak görüş farklılıkları var,bu farklılıklarında sünnette ve önceki ulemadan dayanakları var.
Bu görüş farklılıkları günümüze kadar deva etti.
Halen daha tercih edilen uygulama yöntemleri hakkında farklı düşüncede olanlar var.
Fıkık,alimleri,bazı tanınmış hocalar ve cemaat ileri gelenleri farklı görüşler öne sürerler.
Bu konuyu forumda tartışmamız gerekir bence.
Ayet ve Sünnet örneği var, ancak ulaşım şartlarının değişmesi ile bazı hesaplamalar yapılmaya başlandı.
Gün/saat/mesafe çevrimleri yapıldı, 90 KM lik bir mesafe bulundu ama hala bir belirsizlik ve tereddüt var.
İlgilenen arkadaşlarımızın görüşlerini bekliyorum.
« Son Düzenleme: 13 Ağustos 2013, 09:56:32 Gönderen: gezginn »

Mısır'da kimler darbe yaptı,uyanalım

Çevrimdışı KILÇIK

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 6.012
  • Cinsiyet: Bay
  • Düşündüğümü söylerim, düşünmem gerekeni değil...
İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar
« Yanıtla #1 : 14 Ağustos 2013, 14:02:16 »
Bu konuya kaç gündür yazmak istiyorum ama bir türlü fırsat bulamadım.

Namazların cem edilmesi,kısaltılması ve teyemmüm gibi konularda bizlere sunulan ruhsatların "yok edilmemesi" gerektiği fikrindeyim. Daha doğrusu son dönemde okuduğum kaynaklar beni bu yönde düşünmeye sevk ediyor...

  Ömrüm boyunca teyemmümle namaz kılmadım. (25-30 sene önce benden 2 yaş  büyük dayımla dedemlerin evinde namaz kılmamız için için sokulduğumuz odada ortamı kaynatıp namaza bir türlü sıra gelmeden yellenme vb. hareketlerle abdestimizi bozup sonra  odanın dışındaki dedemin korkusundan abdest almaya gidemeyip duvardan teyemmüm alarak kıldığımız namazları saymazsak:))

   Yıllar boyu teyemmümle namaz kılmayı, namaz cem etmeyi ve hatta yolculukta namazları kısaltmayı "eksiklik" olarak gördüm...

   Artık öyle görmüyorum. Fırsat bulduğum susuz bir anım olursa teyemmümle namaz kılmak istiyorum. Yolculuklarda namazlarımı kısalttığım gibi yerine göre cem-i takdim ve cem-i tehir kaidelerini uyguluyorum.

   Çünkü bu ruhsatların yok edilmemesi gerekiyor.

   Kimsenin teyemmümle kılınan namazın sulu abdestle kılınan namazdan daha aşağı olduğunu düşünme hakkı yoktur. (Ben öyle düşünüyordum, şimdi bu düşüncelerimle savaşıyorum.)

   Kimsenin kısalttığı namazı için "kabul oldu mu?" diye düşünmemesi gerekir.

   Şahsen benim amacım bu ruhsatların gelecek nesillere kadar ulaştırılması.

   5 vakit namaz kılan nice insan uzun yolculuklarda namazı terkedip kazaya bırakıyor. Yahu din sana "cem" yani birleştirme fırsatı sunmuşken neden namazı terk ediyorsun? Ama nedense cem etmek yerine terk etmek daha "uygun" geliyor çünkü "ŞİA namazı cem eder bu bizde caiz değil" görüşü hakim.

   Velhasıl-ı kelam bu konularda tartışma veya polemiğe girmeye lüzum olmadığı kanaatindeyim...

   Ruhsat varsa ruhsatı uygulama hakkım da uygulamama hakkım da vardır.

   Uygulayana neden uyguluyorsun denemeyeceği gibi uygulamayana karışma hakkımız da yok...


   Bir arkadaşımden geçen gün duyduğum ve çok hoşuma giden bir sözle yazıma son veriyorum. "Sen namazdan geçmezsen namaz senden geçmez"...

   Son olarak bu konularda çok önemli bir isim olan M. Hayri KIRBAŞOĞLU'nun bir kitabını tavsiye edeyim sizlere...
   

 
« Son Düzenleme: 14 Ağustos 2013, 14:25:23 Gönderen: KILÇIK »
KÜÇÜK BİR HATAYI BÜYÜTMEK İSTİYORSAN, O HATAYI SAVUN...                                                                                                        LENİN

Çevrimdışı gezginn

  • Genel Moderator
  • *
  • İleti: 3.187
  • Cinsiyet: Bay
İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar
« Yanıtla #2 : 15 Ağustos 2013, 10:10:59 »

Bu konuya kaç gündür yazmak istiyorum ama bir türlü fırsat bulamadım.

Namazların cem edilmesi,kısaltılması ve teyemmüm gibi konularda bizlere sunulan ruhsatların "yok edilmemesi" gerektiği fikrindeyim. Daha doğrusu son dönemde okuduğum kaynaklar beni bu yönde düşünmeye sevk ediyor...


Diyanetin görüşü de bu yönde. ( ama senin yazından sonra bu görüşü daha iyi anlamış olduk)
Benim itirazım sırf bazı gelenekleri devam ettirebilmek için gereksiz ve sünnete uymayan yöntemler kullanmak.
Onun içinde 90 km mesafe esas alınmış.
Bu 90 km nasıl bulundu?
Hz. Peygamber(s.a.v.) döneminde 2 veya 3 günlük yolculuk sırasında namazlar kısaltılmış.
Hesaplamalara göre günde 6 saatlik yolculuk ve 30 km kadar yol kat edileceği üzerine 90 km hesabı bulunuyor.
Esas itibarı ile uygulama 3 günlük yolculukta seferilik niyeti ile namazların kısaltılması olmuş.
Şimdi bu mesafeyi bir saatte kat edebiliyoruz.
Bir namaz vakti bile değilken nasıl seferilik olacak?
İstanbul Silivri, Gebze arası neredeyse 90 km yi ikiye katlar.
Şehirlerarası toplu yolculuk yapılıyorsa her dinlenme tesisinde mescit var, şayet zorunlu ihtiyaçlar dışında namaz için zaman sorunu varsa namaz kısaltılır veya cem edilebilir, çünkü başkalarına tabi olma durumu var.
Birkaç kolaylıktan benim anladığım şu:
Zorlayıcı şartlar başta namaz ve oruç olmak üzere bazı ibadetleri terk etmeye sebep oluyorsa kolaylık sağlamak amaçlı sünnet ve Kurana uygun verilen ruhsatları kullanmak lazım.
*Uzun yolculuk ve gurbet şartları nedeniyle namazını terk etme, kısalt.
*Abdest kolaylığı için giyebiliyorsan mest giy.
*Mestler ayaktayken ayak yıkama süresi bir gün, yolculukta üç gündür.
*Namazı vaktinde kılmana engel teşkil eden bir sorun varsa namazını terk etme CEM et.
*Orucunu tutacak gücün, imkânın yoksa ya sonra tut, ya da yerine fakir doyur.
Bu ruhsatlar kullanılmadığında, insanlara bu seçenekler, kolaylıklar gösterilmediğinde ibadetler terk ediliyor.
Örneğin işçilik yapan, namazını devam ettiren bir çok insan mesai saatinde namaz kılmanın zorlukları nedeniyle bazı vakit namazlarını kılmıyor.
Bu durumda hepten terk etmek yerine sağlanan kolaylıkları değerlendirme seçeneği var.

Sonuç olarak 90 km lik bir yolculukta seferilik niyeti ile namaz kısaltmanın hiçbir mantıklı gerekçesi yok, sadece bu geleneği ayakta tutma gayreti var ama sünnete uygun değil.
Namaz kılan hiç kimse 1 saatlik yolculuktan kendisini seferi saymaz.
Bu geleneği ayakta tutmak için en fazla yapılacak olan uzun yolculuklar nedeniyle ibadeti aksatacak durumlarda bu ruhsatı kullanmak olabilir.
« Son Düzenleme: 15 Ağustos 2013, 10:13:09 Gönderen: gezginn »

Mısır'da kimler darbe yaptı,uyanalım

Çevrimdışı KILÇIK

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 6.012
  • Cinsiyet: Bay
  • Düşündüğümü söylerim, düşünmem gerekeni değil...
İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar
« Yanıtla #3 : 16 Ağustos 2013, 07:42:37 »

Sonuç olarak 90 km lik bir yolculukta seferilik niyeti ile namaz kısaltmanın hiçbir mantıklı gerekçesi yok, sadece bu geleneği ayakta tutma gayreti var ama sünnete uygun değil.
Namaz kılan hiç kimse 1 saatlik yolculuktan kendisini seferi saymaz.
Bu geleneği ayakta tutmak için en fazla yapılacak olan uzun yolculuklar nedeniyle ibadeti aksatacak durumlarda bu ruhsatı kullanmak olabilir.


Ben burada şuna bakıyorum.

Öncelikle kişi mukîm hayatında 5 vakit kesintisiz namaz kılıyor mu?

Eğer kılıyorsa kendisini seferî hissettiği anda  evine 90 km uzaklaşması yeter... :) 

Günümüzde temel sorun 5 vakit namazın "lüks" olması...

Bu lüksü sağlayan kişiler rableriyle irtibatın sorumluluğuna haizdirler diye düşünüyorum ve bu kişilerin seferilik konusunda midelerini hiç bulandırmadan mukîm olmadıkları zaman namazlarını dilediklerince kılmaları gerektiğini düşünüyorum.

Bakın Bakara 185. ayet ne diyor? "“Ramazan ayı, ki onda Kuran, insanlara yol gösterici ve doğruyu yanlıştan ayırıcı belgeler olarak indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, onda oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde tutsun. ALLAH size kolaylık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayıyı tamamlamanız ve size yol gösterdiğine karşılık O'nu ululamanız için meşru kılmıştır; ola ki şükredersiniz.”

Oruçla ilgili hükümde ALLAHın kullarına koyduğu ölçünün hemen ardından "ALLAH kolaylık ister zorluk istemez" deniyor... Bu ilke tüm ibadetlere teşmil edilebilir...


Zorluk hissi de sana bana kişiye ve duruma göre değişir...


Temel kaidelere uygunluk sağlandıktan sonra "zorlaştırmaya" hiç gerek yok kanaatindeyim... :) 


(teşmil etmek: hükmü genişletmek, kapsamına almak, mukîm: bir yerde oturan, ikamet eden.)

« Son Düzenleme: 16 Ağustos 2013, 07:47:34 Gönderen: KILÇIK »
KÜÇÜK BİR HATAYI BÜYÜTMEK İSTİYORSAN, O HATAYI SAVUN...                                                                                                        LENİN

Çevrimdışı gezginn

  • Genel Moderator
  • *
  • İleti: 3.187
  • Cinsiyet: Bay
İslamda seferilik ile ilgili uygulamalar
« Yanıtla #4 : 16 Ağustos 2013, 09:07:54 »

Eğer kılıyorsa kendisini seferî hissettiği anda evine 90 km uzaklaşması yeter... :) 

İbrahim Canan'ın Kütübü Sitte Tercüme ve Şerhinde hem bolca hadis ve rivayetlere, yorumlara kısmen göz gezdirdim, seferilik başlangıcı olarak evden çıkış ile beldeden(güncel değimle semtten) çıkış referans alınmış, ama Mustafa Karataş hoca bir seyircinin sorusuna şehirden çıkış ı referans almıştı.

Ben burada şuna bakıyorum.
Öncelikle kişi mukîm hayatında 5 vakit kesintisiz namaz kılıyor mu?
Günümüzde temel sorun 5 vakit namazın "lüks" olması...
Hocam çalışma hayatının yarı kölelik gibi olması, zorlayıcı şartlarla birazda ihmal ve tembellik yüzünden bazı ibadetler terkedildi.
Kimisi aklına esince, kimisi sadece eve gidince kılar olmuş.
Çalışma şartlarına göre ibadetin yapmanın seçenekleri de çok iyi anlatılmadı bence.(Namazı cem etme, belki kısaltma, belki sünnetleri terk etme, hatta kaza yapılsa da keşke terkedilmese)
Kaza etmek günah
Geciktirmek günah,
Kısaltmak günah,
Cem etmek günah
Şeklinde şartlanmalar bilinçaltına yerleştikçe insanlar zamanla ibadeti terk etmeyi normal karşılar oluyor anlaşılan.

Bu konuda soru soranlara hocaların soruları da çok çözüm üretmedi bence.
Örneğin işyerinde namaz kılamayan birinin “Ne yapabilirim?” sorusuna “işten çık” (Örnek İsmail ağa cemaatinden) diyenlerle “o işyerinde çalışmam” var.
Yine bir seyirci Karataş hocaya    “Döküm ocağında çalışıyorum, oruç tutamıyorum”  Çokta tatmin edici bir cevap vermemişti, kanaatime göre…
Bazı kolaylıklar, ruhsatlar, sünnette örnekler var ama Hocalarda da “Biz tavizkar konuşursak hepten terkedilebilir” endişesi hâkim galiba.
Sonuç olarak insanlar tamamen terk ediyorlar veya aksatıyorlar.


Mısır'da kimler darbe yaptı,uyanalım