Gönderen Konu: Dualarımız neden kabul olmuyor ???  (Okunma sayısı 1388 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı yagmuradam

  • yagmuradam
  • Yeni Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Cinsiyet: Bay
  • CektiySEN Kahrımı Helal Et Hakkını ZORLU SEVDAM Ho
Dualarımız neden kabul olmuyor ???
« : 20 Ocak 2009, 23:07:20 »







Dularımızın kabul olması için ALLAH(cc.)'ya karşı samimi olmalıyız

İşte, Cenâb-ı Hak, Hakîm-i Mutlak, hazır, nazır olduğu için, abdin duasına cevap verir. Vahşet ve kimsesizlik dehşetini, huzuruyla ve cevabıyla ünsiyete çevirir. Fakat insanın hevâperestâne ve heveskârâne tahakkümüyle değil, belki hikmet-i Rabbâniyenin iktizasıyla, ya matlubunu veya daha evlâsını verir veya hiç vermez.

Hem dua bir ubudiyettir.Ubudiyet ise, semerâtı uhreviyedir.Dünyevî maksatlar ise, o nevi dua ve ibadetin vakitleridir. O maksatlar, gayeleri değil.

Meselâ, yağmur namazı ve duası bir ibadettir. Yağmursuzluk, o ibadetin vaktidir. Yoksa, o ibadet ve o dua, yağmuru getirmek için değildir. Eğer sırf o niyetle olsa, o dua, o ibadet hâlis olmadığından kabule lâyık olmaz.

Nasıl ki, Güneşin gurubu, akşam namazının vaktidir. Hem Güneş'in ve Ay'ın tutulmaları, "küsuf ve husuf namazları" denilen iki ibadet-i mahsusanın vakitleridir. Yani, gece ve gündüzün nuranî âyetlerinin nikaplanmasıyla bir azamet-i İlâhiyeyi ilâna medar olduğundan, Cenâb-ı Hak, ibâdını o vakitte bir nevi ibadete davet eder. Yoksa o namaz, açılması ve ne kadar devam etmesi müneccim hesabıyla muayyen olan Ay ve Güneş'in husuf ve küsuflarının inkişafları için değildir.

Aynı onun gibi, yağmursuzluk dahi, yağmur namazının vaktidir. Ve beliyyelerin istilâsı ve muzır şeylerin tasallutu, bazı duaların evkat-ı mahsusalarıdır ki, insan o vakitlerde aczini anlar; dua ile, niyaz ile Kadîr-i Mutlakın dergâhına iltica eder. Eğer dua çok edildiği halde beliyyeler def olunmazsa, denilmeyecek ki, "Dua kabul olmadı." Belki denilecek ki, "Duanın vakti kaza olmadı." Eğer Cenâb-ı Hak, fazl ve keremiyle belâyı ref etse, nurun alâ nur, o vakit dua vakti biter, kazaolur.

Demek, dua bir sırr-ı ubudiyettir. Ubudiyet ise, hâlisen livechillâh olmalı. Yalnız aczini izhar edip, dua ile O'na iltica etmeli, Rububiyetine karışmamalı. Tedbiri Ona bırakmalı, hikmetine itimad etmeli, rahmetini itham etmemeli.

Evet, hakikat-i halde, âyât-ı beyyinâtın beyanıyla sabit olan budur ki: Bütün mevcudat, herbirisi birer mahsus tesbih ve birer hususî ibadet, birer has secde ettikleri gibi, bütün kâinattan dergâh-ı İlâhiyeye giden, bir duadır:

Ya istidat lisanıyladır; bütün nebâtat ve hayvânâtın duaları gibi ki, herbiri lisan-ı istidadıyla Feyyâz-ı Mutlaktan bir suret talep ediyorlar ve esmâsınabir mazhariyet-i münkeşife istiyorlar.

Veya ihtiyac-ı fıtrî lisanıyladır; bütün zîhayatların, iktidarları dahilinde olmayan hâcât-ı zaruriyeleri için dualarıdır ki, herbirisi o ihtiyac-ı fıtrî lisanıyla Cevâd-ı Mutlaktan idame-i hayatları için bir nevi rızık hükmünde bazı metâlibi istiyorlar.

Veya lisan-ı ıztırariyle bir duadır ki, muztar kalan herbir zîruh, kat'î bir iltica ile dua eder, bir hâmî-i meçhulüne iltica eder, belki Rabb-i Rahîmine teveccüh eder.

Bu üç nevi dua, bir mâni olmazsa, daima makbuldür.

Dördüncü nevi ki, en meşhurudur, bizim duamızdır. Bu da iki kısımdır: Biri fiilî ve hâlî, diğeri kalbî ve kàlîdir.

Meselâ, esbaba teşebbüs, bir dua-yı fiilîdir. Esbabın içtimaı, müsebbebi icad etmek için değil, belki lisan-ı hal ile müsebbebi Cenâb-ı Haktan istemek için bir vaziyet-i marziye almaktır. Hattâ çift sürmek, hazine-i rahmet kapısını çalmaktır. Bu nevi dua-yı fiilî, Cevâd-ı Mutlakın isim ve ünvanına müteveccih olduğundan, kabule mazhariyeti ekseriyet-i mutlakadır.

İkinci kısım, lisanla, kalble dua etmektir. Eli yetişmediği bir kısım metâlibi istemektir. Bunun en mühim ciheti, en güzel gayesi, en tatlı meyvesi şudur ki:

Dua eden adam anlar ki, Birisi var, onun hâtırât-ı kalbini işitir, herşeye eli yetişir, herbir arzusunu yerine getirebilir, aczine merhamet eder, fakrına medet eder.

İşte, ey âciz insan ve ey fakir beşer! Dua gibi hazine-i rahmetin anahtarı ve tükenmez bir kuvvetin medârı olan bir vesileyi elden bırakma. Ona yapış, âlâ-yı illiyyîn-i insaniyete çık, bir sultan gibi bütün kâinatın dualarını kendi duan içine al, bir abd-i küllî ve bir vekil-i umumî gibi de, kâinatın güzel bir takvimi ol.

( KAYNAK : Risale-i Nur Külliyatından (23. Sözden )
« Son Düzenleme: 20 Ocak 2009, 23:29:18 Gönderen: yagmuradam »




DOSTLUK
ÖPEREK UYANDIRMAKSA
AGLADIGINDA SICACIK Bİ KUCAKSA
GEREKTİGİNDE ATEŞE ATLAMAKSA
DÜNYA DURANA VE
BU CAN ÖLENE KADAR
DOSTUNUM...!!!


CektiySEN Kahrımı Helal Et Hakkını ZORLU SEVDAM Hoşcakal .!!!

Çevrimdışı KILÇIK

  • Yönetici
  • *
  • İleti: 6.012
  • Cinsiyet: Bay
  • Düşündüğümü söylerim, düşünmem gerekeni değil...
Dualarımız neden kabul olmuyor ???
« Yanıtla #1 : 20 Ocak 2009, 23:13:03 »
  Sayın Yağmuradam foruma hoş geldiniz...

  Risale-i nurları "okuyucu" musunuz, "yazıcı" mısınız yoksa "anlayıcı" mısınız? :)

  Eğer anlayıcı iseniz şahsım adına sizden faydalanmayı isterim. Ama "kopyala yapıştır" işleri konusunda gelişmişseniz de tekrar hoş geldiniz... '^^cicek

 

 
KÜÇÜK BİR HATAYI BÜYÜTMEK İSTİYORSAN, O HATAYI SAVUN...                                                                                                        LENİN

Çevrimdışı yagmuradam

  • yagmuradam
  • Yeni Üye
  • **
  • İleti: 16
  • Cinsiyet: Bay
  • CektiySEN Kahrımı Helal Et Hakkını ZORLU SEVDAM Ho
Dualarımız neden kabul olmuyor ???
« Yanıtla #2 : 20 Ocak 2009, 23:22:20 »
sayın yöneticim ben her konuda araştırmacıyım eger resimler için sölüyosanız emek hırsızlıgı yapmam yapandanda nefret ederim  ben yolladıgım yani açtıgın konular hep kendi emegimdir resimlerle oynamayıda severim yeni şeler yapmaya çalışıyorum her konuylada ilgim vardır teşekkürler eger herhangi konuda sorcak bişeniss varsa her konuda elimden geldigi kadar cevapp vermeye çalışırım din konusu dahil ...




DOSTLUK
ÖPEREK UYANDIRMAKSA
AGLADIGINDA SICACIK Bİ KUCAKSA
GEREKTİGİNDE ATEŞE ATLAMAKSA
DÜNYA DURANA VE
BU CAN ÖLENE KADAR
DOSTUNUM...!!!


CektiySEN Kahrımı Helal Et Hakkını ZORLU SEVDAM Hoşcakal .!!!