Gönderen Konu: Münker ve Nekir'in Sorgusu, Suretleri, Kabrin Sıkması ve Kabir Azabı ile ilgili  (Okunma sayısı 1601 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı evren

  • Birlikte Üyesi
  • *****
  • İleti: 1.621
  • Cinsiyet: Bayan
Ebû Hüreyre Hz. Peygamber'in şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Kul öldüğünde ona siyah renkli, mavi gözlü iki melek gelir. Birinin adı Münker, diğerinin adı Nekir'dir. O iki melek ölüye 'Muhammed hakkında ne diyordun?' derler. Eğer ölü mü'min ise der ki: 'Muhammed ALLAH'ın kulu ve peygamberidir. ALLAH'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in ALLAH'ın Rasûlü olduğuna şahidlik ediyorum'. iki melek 'Zaten bunu söyleyeceğini biliyorduk' derler. Sonra o ölü için kabir yetmiş zirâ genişletir, nûrlandırılır. Sonra ona uyu denir. ölü der ki: 'Yakamı bırakın! Ehlime döneyim. Onlara başımdan geçeni haber vereyim!' Ona 'Uyu!' denir. O, güvey uykusu gibi ALLAH Teâlâ onu o kabrinden haşre gönderinceye kadar uyur. Eğer ölü münafık ise Münker ve Nekir'in sualine şöyle cevap verir: 'Peygamberi bilmiyorum. Ben halkın bir şeyler dediğini duyar, ben de onu söylerdim'. Bunun üzerine o iki melek derler ki: 'Zaten senin böyle söyleyeceğini biliyorduk'. Sonra yere (mezara) denilir ki: 'Bu kişinin üzerine kapan!' Yer onun üzerine, kaburgaları bir birine geçecek derecede kapanır. Münafık, mezarda ALLAH onu haşre gönderinceye kadar azap görür.158

Atâ b. Yesar, Hz. Peygamberin (s.a) ömer b. Hattab'a şöyle dediğini rivayet ediyor:
Ey ömer! öldüğünde kavmin seni yıkayıp, kefenleyip kokuladıkları, sonra seni yüklenip o çukura bıraktıkları, sonra üzerine toprağı atıp seni defnettikleri zaman durumun ne olacak? Onlar senin yanından ayrıldıklarında sana Münker ile Nekir gelirler. Onların sesleri şiddetli gökgürültüsü ve gözleri çakan şimşek gibidir. Tüyleri yerde sürünür. Kabri, dişleriyle deşerler (veya teftiş ederler). Ey ömer! Bu durumda halin ne olacak?159
Hz. Peygamberin bu sualleri karşısında Hz. ömer sordu:
- Benim şimdiki aklım gibi o zaman da aklım olacak mı?
- Evet olacak!
- öyleyse (ALLAH'ın izniyle) ben o zaman senin için onlara kâfi gelirim.

Bu hadîs, aklın ölümle bozulmayacağına ve ancak bedenin bozulduğuna dair açık bir hükümdür. Bu bakımdan ölünün aklı, idraki, elem ve lezzetleri daha önce bildiği gibi bilme hissi sağlam olarak kalır. Onun aklından birşey bozulmaz. idrâk edici akim bu azalar ile ilgisi yoktur. O idrak, uzunluğu ve eni olmayan bir şeydir. Hatta bölünme kabul etmeyen eşyayı idrâk edici cüz kalırsa, akıl var demektir. işte ölümden sonra da böyledir; zira ölüm, o idrâk edici parçaya girmez. O yok olmaz.

Muhammed b. Münkedir şöyle diyor: 'Kulağıma geldiğine göre kabirde kâfire kör, sağır, elinde demirden yapılmış ve başında devenin hörgücü gibi topuzu olan ve elinde kamçı olan bir hayvan musallat kılınır. O kamçı ile kıyamete kadar kâfiri döver. Kâfir
ölüyü görmez ve sesini işitmez ki ona merhamet etsin',

Ebû Hüreyre şöyle demiştir: ölü kabre konulduğunda sâlih amelleri gelir, etrafını çepeçevre sararlar. Başı tarafından azap geldiğinde okuduğu Kur'ân imdadına yetişir. Ayakları tarafından geldiğinde kıldığı namaz, imdadına yetişir. Elleri tarafından gelince, eller derler ki: 'Yemin olsun! O bizi sadaka vermek ve dua etmek için açardı. Bizden taraf ona yol yoktur'. Ağız tarafından gelirse zikir ve oruç imdada yetişir. Böylece sabır ve namaz bir tarafta dururlar. Böylece (azap) der ki: 'Eğer ben ona varacak bir geçit görseydim mutlaka onun arkadaşı olurdum'.

Süfyan es-Sevrî der ki: Kişi nasıl kardeşini, ailesini, çocuğunu koruyorsa, sâlih amalleri de kişiyi o şekilde kabirde korurlar. Sonra kişiye şöyle denir: 'ALLAH senin için kabrini bereketli kılsın! Dostların ne güzel dost, arkadaşların ne güzel arkadaşlardır!'

Huzeyfe şöyle rivayet ediyor: Hz. Peygamber ile beraber bir cenazeye gitmiştim. Kabrin başına oturduktan sonra kabre bakıp şöyle dedi:
Mü'min bir kimse kabirde öyle bir sıkıştırılır ki o sıkıştırmada onun göğsünün damarları kesilir.161

Hz. Âişe, Hz. Peygamberin şöyle buyurduğunu rivayet eder:
Muhakkak kabrin sıkıştırması vardır! Eğer ondan bir kimse kurtulsaydı muhakkak Sa'd b. Muaz ondan kurtulurdu.162

Enes'ten şöyle rivayet ediliyor: Hz. Peygamberin kızı Zeyneb vefat etti. O çok hastalıklı bir kadındı. Hz. Peygamber onun cenazesinin arkasından gitti. Hz. Peygamberin hali, bizi üzüntüye garketti. Kabre indiğinde Hz. Peygamberin yüzü iyice sarardı. Kabirden çıkınca yüzü beyazlaşıp normale döndü. Bunun üzerine 'Ev ALLAH'ın Rasûlü! Sende bir durum gördük. O durumu icabettiren ne idi?' diye sorduk. Hz. Peygamber şöyle dedi:

Kabrin, kızımı sıkıştın}) azap edeceğini düşündüm. Bana ondan azabın hafifletildiği haber verildi. Yemin, olsun! O öyle bir şekilde sıkıştırıldı ki onun sesini, insan ve cin hariç, yer ile gök arasındaki herşey işitti.163

158) Tirmizî, (hasen bir sonedle); ibn Hibban
159) ibn Ebî Dünya, (mürsel olarak)
160) ibn Ebi Dünya
161) imam Ahmed
162) imam Ahmed
163) ibn Ebî Dünya

BİLKİ DOMUZLARIN ÖNÜNE İNCİLER SERİLMEZ.
MÜCEVHERDEN SARRAFLAR ANLAR ANCAK BAŞKASI BİLMEZ.
NE FARK EDER Kİ KÖR İNSAN İÇİN ELMAS DA BİR CAMDA,
SANA BAKAN BİR KÖR İSE SAKIN KENDİNİ CAMDAN SANMA.
                                                  MEVLANA

Çevrimdışı sunguralp

  • Birlikte Üyesi
  • ****
  • İleti: 400
  • Cinsiyet: Bay
  • Bağımsızlık biz Türklerin değişmez elbisesidir...
Rabb'im bizi huzur içinde uyuyanlardan kılsın inşaallah...

emeğinize sağlık...
Ne beklersin be virane!
         Aşk-ı Beşer bir bahane.
Varmak için aşk lezzetine...
         Aşk-ı İlahi tek hane...