Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

MECLİS’TEKİ ÇİRKİN KAVGA?

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı mutekit

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
MECLİS’TEKİ ÇİRKİN KAVGA?
« : 04 Şubat 2010, 22:47:15 »

Fark Akademi

Politikacılar!.. Başörtüsünü ve Hz. Peygamberi istismar etmenizden millet bıktı. Yüce Meclis’i arenaya çevirdiniz. Siyasetin yüzünü kararttınız…

Sinsi ve Kirli Bir Savaş Sürüyor! AKP Kapatma Davası Bir Dönemeç mi idi?

Türkiye AKP hakkında kapatma davası ile başlayan sancılı ve sıkıntılı bir süreci yaşıyor.
AKP hakkında dava açılmasını arzulayan, gerekliliğini savunan toplum kesimine karşı AKP ve taraftarlarının da karşı saldırıya geçtiği malum. Devletin bütün kademelerinde, adım adım, siper siper savaşlar veriliyor…
Devletin bütün kurumlarında, kuruluşlarında, sinsi, kirli, hiçbir ahlak kaydı, hukuk kaygısı olmayan bir savaş veriliyor. Bu ne zaman başladı ve ne kadar sürer, meçhul… Ama bu sürtüşme ve çekişmenin devlet ve millet hayatını çok yıpratmasından korkulur, korkulmalıdır…
Türkiye’de etkilerini her an hissettiğimiz bu kavga ortamının başlangıcı demesek bile, AKP hakkında açılan kapatma davasının bir milad olduğunu kabul etmek gerekir…

AKP Kapatılmadı Ama, İrticai Eylemelerin Odağı Sayıldı
Bu dava sonucunda Anayasa Mahkemesi üyelerinin ittifakıyla AKP kapatılmadı ama irticai eylemlerin odağı sayıldı.
Anayasa Mahkemesi kapatmak için gereken oyu sağlayamadığından Başkanın da bulunduğu bir grup üyenin kapatma yerine daha hafif bir ceza ile yetindiklerini hatırlıyoruz.
Diğer taraftan bu davaya paralel bir başka dava da AKP’yi rahatsız etti. O da AKP ile ilişkili, hatta bu ilişki toplanan paraların Sayın Başbakan’a intikal ettirildiği gibi iddialarla itham edilmekte olan bir yardım derneği idi. Bu dernek Almanya’da yapılan muhakeme sonucunda mahkum olmuş Almanya’da bulunan yöneticileri de suçlarını daha ağır bir cezadan kurtulmak amacıyla itiraf etmişlerdi.
İşin Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren tarafı da Alman mahkemesinin verdiği başka bir karardı. Bu karara göre derneğin asıl yönetim yeri Türkiye idi ve mahkum edilen derneğin yöneticileri de Türkiye’de idi.
Ancak Alman makamlarının verdiği bu kararın AKP iktidarının yönettiği adalet mekanizması tarafından hassasiyetle takip edilmediği hatta ağırdan alınıp savsaklandığını da hatırlayıp not ediniz.

Türkiye’nin Gündemi Sürekli Savruluyor?
Türkiye’nin sürekli değişen gündemi, kilitlenip savruluşu… Askeri vesayet mi sivil dikta mı, tartışmaları sonuç almadan, AKP ve irticaya karşı eylem planından, AKP iktidarına karşı hükûmet darbesi ve Başbakan ve bakanlara karşı suikast ihbarı, soruşturması ve kozmik odaya yandaş kalemşörlerin alkışlarıyla girilmesi...
Ve yirmi altı günlük arama sonucunda, seferberlik planlarının ve çalışmalarının yeniden yapılacak duruma düşülmesi…
Aylardan beri Ordu’nun yıpratılması, itibarsızlaştırılması yolunda akıl almaz bir iftira sağnağı sürmekte. Yurt dışında ve içinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ne adeta yeminli düşman haline gelmiş bulunan kişiler, topluluklar bu insafsız saldırı için AKP iktidarını tahrik etmekte, yönetmeye çabalamaktalar…

TSK Üzerinden Siyasi Rant Sağlama Çabaları Çirkin ve Tehlikelidir, Sakınınız!..
Sağduyu ve bilim sahibi insanlar TSK’yı itibarsızlaştırma üzerinden siyasi rant sağlamayı amaçlayan çabaların ülkeye zarar vereceğini her fırsatta duyurmağa çabalamaktalar.
Bir birinden habersiz kişilerin ve toplulukların bu uyarılarına dikkat etmek gerek… En son uyarı, AKP ile yakın ilişkileri olan bir grup aydından geliyor: ‘Ne askeri vesayet ne sivil dikta’ demekteler...
Hükûmet darbesi iddialarına karşı TSK’nın başında bulunan zatın yani Genelkurmay Başkanı’nın teminat vermesine rağmen hukuk devletine, demokrasiye bağlılığını tekrar etmesine ve darbe kelimesini bile telâffuzdan utanç duyduğunu söylemesine rağmen insafsız saldırılar devam edebiliyor.
Ve bu iddia ve şükürler olsun ki aslı çıkmadığına göre her biri teker teker çürütülen bu iftiraların güneş karşısında kar gibi erimesine rağmen uygun zamanlarda yeniden allanıp pullanıp piyasaya sürüleceği anlaşılmakta…

Cumhurbaşkanımız Sayın Gül Olaya El Koymalı
Bunlardan en sonuncusu gene malum gazetenin yayını ile duyurulan Balyoz planı adı verilen saçmalık Türkiye’nin günlerini tüketiyordu, bütün Türkiye bu vahim iddiayı merakla ve dehşetle takip ediyordu.
Sayın Hilmi Özkök’ün emri ile başlamış planlama, nihayet 1. Ordu’da İstanbul’da iki büyük caminin bombalanması ve kendi uçaklarımızı düşürmek gibi fesatlıklar mı gizliyordu? Konu ile ilgili olan Kara Kuvvetleri Komutanı ve 1. Ordu Komutanı bu iddiaları yalanladılar…
Ama zihinler hala karışık… Sayın Başbakan söz konusu iddiaları reddetmiyor, mümkün görüyor. Ana muhalefetin büyük kanadı “ iddialar varitse görevden al diyor!” Küçük kanadı ise Genelkurmay Başkanı’nın açıklamalarından tatmin olmadığını dile getiriyor.
Türkiye’nin bu en hayati konusu, sürüncemede bırakılamaz. Mutlaka çözüm gerekir. Sayın Cumhurbaşkanı devletin birliğini temsil etmek ve TSK’nın Başkomutanı sıfatıyla devletin kendisine verdiği tüm imkanları kullanmalı ve sonra da devletin sivil ve askeri yetkililerinin katıldığı kesin bir açıklama yapmalıdır.
TSK’da darbe teşebbüslerinde bulunanlar olmuş mudur, olduysa bu tür teşebbüste bulunan personele ne yapılmıştır veya yapılmaktadır?
“Türk Milleti göz bebeği durumunda bulunan ordusunun manevi taciz altında tutulmasından rahatsız olduğu gibi, demokrasiye aykırı her türlü vesayet girişimlerinin de karşısında olacaktır.” diyoruz.

TBMM Saygınlığına Gölge Düşürülmüştür
Bu hayati mesele çözülsün diye umar ve beklerken buyurun Türkiye’nin zıplayan yeni gündemine: TBMM’nin hayatındaki en karanlık günlerden birinde olan çirkinliklere…
Vicdan ve insaf sahibi tüm vatandaşların yüreğini sızlatan olaylara ve sahnelere… Hatırlayacaksınız aşı vesilesiyle kendinden ve bakanlığından bahsettiren Sayın Recep Akdağ’ın, doktorlara tam gün yasasını getiren AKP uygulamasının tenkidi sırasında Sayın Osman Durmuş’un, bu uygulamanın bir süreden beri söylenen, Sayın Emine Erdoğan’ın birkaç sene önce, GATA’ya yapacağı hasta ziyaretinin başörtüsü sebebiyle engellenmesinin intikamını almak amacıyla sahneye konulduğunu iddia etmesi…
Ayrıca AKP içinde Sayın Başbakanı ikinci Peygamber? (haşa) olarak görenlerin bulunduğunu belirtmesi, AKP’nin feveranına sebep oluyor. Sayın Başbakan Sayın Osman Durmuş’un konuşmasına cevap veriyor. Sayın Durmuş’la karşılıklı söz atmalar sırasında, densizlik, izansızlıkla suçluyor, hadi oradan diyerek kıpkırmızı kesiliyor…
AKP grubundan MHP saflarına fiili saldırılar ve MHP grubundan karşı koymalar. Özellikle silahlı korumaların meydana getirdiği arbede ve terör Meclis’in en karanlık günlerinden birini yaşamasına sebep oluyor. Toplantıya ara veren Sayın Başkan Yardımcısı kavgaya mani olamıyor, ayrıca odasında Sayın Arınç’ın dikkat çekmesine, tehdit, aşağılama ve tahkirine uğruyor?

TAYYİP ERDOĞAN’A “…İKİNCİ PEYGAMBER DİYEN AKP’Lİ KİM?
Sayın O. Vural olaylardan sonra yaptığı basın toplantısında, AKP’nin Aydın eski il başkanı, şimdi il genel meclisi üyesi olan İsmail Hakkı Eser isimli kişinin, yaptığı bir konuşmada AKP Genel Başkanı Sayın Tayyip Erdoğan için “o bizim için adete ikinci Peygamber” dediğini ispatlıyor.
Bu yağcının sesiyle tespit ve itiraf eden teyp kaydını milyonlarca TV seyircisine naklen dinletiyor. Ve Sayın Erdoğan’ın saflarımızda öyle bir densiz yoktur yollu tepinmesinin hiçbir doğruluk payı taşımadığı ortaya çıkıyor…

ALLAH ÇARPAR?
Bundan sonrasını hikaye etmek gereksiz. Ama şunlar apaçık. Ülkenin tüm meselelerinin çözümünde çare makamı, çözüm aracı olan siyaset ve Meclis dehşetli bir darbe almış, seviye kaybetmiştir… Daha şimdiden kutsal değerlerin böyle insafsızca ve akıl almaz bir vahşetle sömürülmeye başlanması üzücü.
Beyler lütfen aklınızı başınıza alın inandığınız liderinize “yeni Peygamber” deme densizliğinin tevili ve affı olamadığı gibi bunun nasıl bir ruh ve kültür halini ifade ettiğini düşünün. Lütfen Hz. Peygamberi ve baş örtüsünü seçim malzemesi yapmayın. Yoksa ALLAH çarpar!..

Aykut Edibali...

EGEMEN MİLLETİN SESİ BAŞYAZI 85