Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı selahaddin

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« : 25 Mart 2008, 14:41:34 »

Fark Akademi

En büyük düşkırıklığına o uğradı
Perihan Mağden kendine has üslubuyla İlhan Selçuk ve Perinçek'in gözaltına alınması sürecini yazdı. İşte trajikomik gözaltı süreci...

Küçük Gözaltı'dan Polaroidler

İlhan Selçuk Pazartesi günkü Hürriyet'te devvv 1 'İlhan Selçuk Ev Ziyaretçileriyle' fotoğrafı basılı. Emre Kongar zaten ordaymış. Yalçın Bayer'le Uğur Dündar da ziyarete katılmışlar. Hatta sorgulanmasıyla ilgili, Türkiye Cumhuriyeti Polis ve Savcılarına Saygılı Bir Sessizliğe (yine örnekal 1 davranış) bürünmüş olan Selçuk'un FİKRİ ÖNDERLİKTEN sorguya az biraz buyur edilmiş olduğunu, Uğur Dündar'ın demecinden öğreniyoruz.

Nasıl memnun ve mesuth İlhan Selçuk bu 'gelişmelerden'! Sorgulamasının akabinde evi yerine ÖZZ EVİ CUMHURİYET'e gittiği andan/çıktığı andan/ev camında görünüp 'Hayır! konuşmayacağını gasteci çocuklara' bildirdiği andan- Her andan görüyoruz. Süper kıvançlı, sevinçli, gururlu. Tamam, İlhanselçukçular'ın gözünde FikirtanrısıBabalarına ne dese/su içse yarar/yarıyordur. Ama bi 'hareket' bu kadar mı yararlı olur! Nerdeyse yeniden bi doğumgünü hediyesi!

Biyolojik Yaş Ennn itirazlar '83 yaşında! Gece dört buçukta!'ya yapıldı ya. Pastanın üstündeki krema ve vişne tanesi gibiydi bu 2 densiz ayrıntı. Tabii ki saçmasapan bir acullük söz konusuydu, tabii ki Avrupa Birliği 'normlarına' (zorla kabul edip benimsemediğimiz) aykırı bir uygulama söz konusuydu.

Ama kıvanç ve mutluluktan herhalde bir hayatı kapsayan, adeta doldurulmuş gibi duran, Mao yakalı siyah gömlekler/siyah ceketler, ne kadar afili NE KADAR YAŞSIZ bir adam İlhan Selçuk!

63 deseler yaşı için, yadırgamayız asla. 53'ü bile yadırgamayabiliriz. Herrr yaptığına aşırı güvenden; o süper sorgulamasız Fikri Önderlik bir hayatın TAMAMINA yaydırılmış, MHP'yi DE destekler, köşesinden memleketin nasıl dizayn edilmesi gerektiğini de her sabah nutuklar İlhan Selçuk!

Demek yaşlanmıyor insan böyle yaşarsa. 'Yaş' almıyor. Hep ter-ü taze dinç mi vinç kalıyor. Ne güzel!

Alemdaroğlu Haksızlığı O denli Fikri Büyük Önder İlhan Selçuk'a, onun yaşına karşın dört buçuğa polislere çay demlemesindeki (örnekalınası yine alicenaplığa) yoğunlaşıldı ki KOSKOCA REKTÖR arada kaynadı! Ben ona yanarım.

Emniyet'teki o Asil Suskunluk, savcıya evet birkaç fikri inci (dizisi) lütfedivermeler, çıkınca yine en tehditkârından birkaç satır kelâm!

Sonra minübüsle Eski DGM'ye götürülürken camdan el sallamasındaki o ölçülü letafet!

Trençkotuyla filan 'Bir Bahar Akşamı Rastladım Rektörüme' şıklığındaki Alemdaroğlu'nun hepten Selçuk'un gölgesinde kalması- Ne yalan söyleyeyim, isyanlarıma gitti.

Perinçek: En Nihayet! Herhalde Ergenekon diye bir yılan metaforu söz konusuysa; on kere kesilse kuyruğu, yirmi kere uzayacak uyruk Perinçektir! Ankara uçağından elinde takım elbise torbasıyla inmesi çok ilginçti. Korumasına, herhalde Mao-Göktürk geleneğine sadakatle taşıtmıyordu.

Çin, Hint, İran, Rus, İsrail, Hayranbolu İstihbaratları'ndan (yani dünyada ne kadar ajan varsa, o kadar rapordan) besletildiği tahmin olunan Perinçek'in her ne hikmetse İlhan Selçuk kadar mesutlandığına ya da Alemdaroğlu kadar ölçülü celallendiğine şahit olamadık. Halen 'içerde' kalmış olması da, bu Tepki Farklılığı'nın bir izahı kabul edilebilir.

Perinçek'in Eşi Perinçek'in eşi (adeta kocası adına) çok bahtiyar, çok gururlu, çok dışavurumcuydu. Mümkün olan herrr mekânda (dağıtılmış evleri dahil) kameraların karşısına geçip NE KADAR mesuth olduğunu yansıtmayı eşliğinin borcu bildi.

Mao'nun kitaplarını götürüp Engels'i tercih etmemeleri gibi, ayrıntılara da girdi.

Ama 6 çuval içinde, besbelli ki onu en çok Perinçek'in BÜYÜK LOZAN SAVUNMASI'nın götürülmesi, mutlu etmişti.

Polislere nasıl kafa tuttuğunu 'Götürün! Bu kahramanlık eserini de götürün!' yollu anlatırken, beni Lozandakilerin Durumu diyebileceğim bir endişe aldı.

Sayılar, tanıklar, belgeler, İNSANLAR ortadayken 'Hiç de 1 kere; soykırım yapılmamıştır' deme izansızlığını gösteren Perinçek'e 'Ağbi, bunun neresiyle uğraşalım ki?' olmuştur herhalde Lozandakiler.

Büyük Düşkırıklığı Nın adı: Tuncay Özkan.Dı. 'Götürülmemiş' olmanın onur kırıklığı/şaşkınlığı/oyun bozuculuğu, sesine yüklenme zanaatının büyük ihalecisi Özkan'ın yakasından, paçasından akıyordu.

Hemen 'Mustafa Kemal'in askeri olarak beni götürmezlerse, İŞKENCE tezgâhlarından geçirmezlerse, ben de onların yüzüne tükürmezsem namerdim'i yapıştırdı.

Arada Milli Eğitim Bakanı'nı köpekleyip Esas Muradının Viyadüğü'ne girdi: "Ben CHP'ye üyelik başvurusu yapacağım. Kabul ederlerse ordayım, yoksa MUSTAFA KEMAL'in bayrağını açıp Türkiye'yi dolaşacağım."

Şimdi Recep Tayyip'in üç buçuk aylık fevkâlâde hapis koşulları gibi (ziyaretçiler, börekler, çörekler, Mağdur Başrolleri) bi hapisçiğin ardından CHP'nin başına gümbürdese Tuncay Özkan fena mı olur?

HİÇBİR koşulda hiçbir halt olmaz, ama farkında değil!
Basbas bağırarak rüyalamaya devam etsin.
Niye 'ulusalcı' ki hem bunların adı? 'Darbeci' ya da 'cuntacı'yken cümlesi? Yanış Etiketleme Tezgâh Sanayii.

PERİHAN MAĞDEN/RADİKAL
« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 11:07:43 Gönderen: Tuğrul Paşa »

SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #1 : 25 Mart 2008, 16:35:42 »

Perihan Mağden değişik bir tipleme Türk basınında.

Bazan inanılmaz saf yazıyor.

Bu yazısıda gerçekten o nitelikte.

Bu kadar olayın içinden çıkardığı sadece bu mu?

Sanırım siyasi magazin dedikleri bu olmalı.

Kıyafetlere kadar değinmiş.Belki bu konuda ki dikkati bayan oluşu ile alakalı.

Ama belkide ağdalı bir dil ve anlaşılmaz yönelişler ile farklı görünme sevdası.

Aslında güzel ifade etmiş söylemek istediklerini.

Tuncay Özkan'dan Alemdaroğlu'na ve ondan İlhan Selçuk'a.

Hele arada kendince Tayyip Erdoğan'a da gönderme yapmış ya kendi yazısında ki benzetme ile pasta üzerinde ki vişne ve krema gibi bir densizlik olmuş.

En hoşuda son cümlesi bence;(Hemde Tayyip Erdoğan'dan bahsettikten sonra.)

Niye 'ulusalcı' ki hem bunların adı? 'Darbeci' ya da 'cuntacı'yken cümlesi? Yanış Etiketleme Tezgâh Sanayii.

Tüm bu kadar olanlardan ülke içinde ki bu kadar çatışmadan çıkardığın sadece bu kadar mı,sayın mağden demek lazım?

Bu kadının bu nitelikte yazılarını okuyunca Süleyman Demirel aklıma geliyor.

O konuşurdu saatlerce ve sonuçta herkes mükemmel bir bilgilendirme,doygun bir bellekle çıktığını düşünürdü toplantısından ve ya mitinginden.

Ancak ertesi gün,dün ben ne anladım diye kendisine bir soru sorduğunda cevap hep hiç olurdu.

İlahi Bab-ı Ali daha neler üretip,ne gündemler tüketeceksin.


Çevrimdışı ünaaall44

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #2 : 14 Nisan 2008, 19:07:02 »

bilgiler için sağolun

Çevrimdışı Feyzi

  • ****
  • Cinsiyet: Bay
SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #3 : 17 Nisan 2008, 18:39:52 »

''Tüm bu kadar olanlardan ülke içinde ki bu kadar çatışmadan çıkardığın sadece bu kadar mı,sayın mağden demek lazım?''

Kesinlikle katılıyorum..

Ama bunları da okumak lazım..

Gerçeği kafamızda sağlamlaştırmak için yanlışı da bilmeliyiz..

Neye inanmıyacağımızı gösteren yazarımıza yorum yapmıyorum..Alıntı yeterli..

Bizimle paylaştığın için teşekkürler..

SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #4 : 04 Mart 2011, 19:05:23 »

http://www.stratejikboyut.com/haber/gazetecilerden-gozalti-tepkisi--50919.html

Basın sokaklara döküldü. :)

Hey gidi be...

Nedim Şener istese bu kadar başarılı olamazdı. Uğur Dündar'ın yamağı, AKP sayesinde yedi ceddini siyaseten garanti altına aldı bile.

Bu Ergenekon Masalı ( Efsanesine sözüm yok.) ilerde çok kahramanlar çıkaracak görünüyor. ALLAH bu kahramanların şerrini, kendilerini kahraman yapanlara yöneltir inşaAllah diyeceğim ama biliyorum ki bunların ilk çökecekleride yine biz olacağız.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #5 : 04 Mart 2011, 19:21:16 »

Saygıdeğer Savtegin;

Kanaatimce "ölçü" kaçtıkça ilerleyen günlerde (zaman olarak tarih veremem) büyük ihtimalle kantarın topuzu malesef bizim muhafazkar kesimin tepesinde patlayacaktır.Her zaman olduğu gibi.Yaşanmış örnek; 28 Şubat'ta çil yavrusu gibi saklanmış'lara hiç bir şey olmadığı gibi... :-*

Diğer yandan iyice tuhaflaşmaya başladı bu operasyonlar.Tutarsızlıklar bin para... :)

Nedim Şener'den başka diğer tutuklanan gazeteci Ahmet Şık, yanlış hatırlamıyorsam meşhuur Nokta dergisinde "Darbe Günlükleri" ni yayımlayan ekibin en ön saflarında idi.
Şimdi hangi arada darbeci olmuş?

Efendim?!
Ses'im gelmiyor mu... :D

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #6 : 04 Mart 2011, 19:30:35 »

Aklıma gelmişken ek bir ayrıntı daha vermiş olayım;

Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan (ki ikisinden de haz etmem) tek kişilik hücreye atıldığı şu nazik günlerde imralı'daki terörist'in villaya taşınması tartışılıyor... :-*

Hakikaten ilginç...  ???

Öte yandan basındaki köşe yazarları gözaltılara tepki'de hep beraber birleşmişler...


http://www.ntvmsnbc.com/id/25188873/

SON ERGENEKON GÖZALTILARINA TRAJİKOMİK BİR BAKIŞ
« Yanıtla #7 : 04 Mart 2011, 19:43:56 »

Aklıma gelmişken ek bir ayrıntı daha vermiş olayım;

Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan (ki ikisinden de haz etmem) tek kişilik hücreye atıldığı şu nazik günlerde imralı'daki terörist'in villaya taşınması tartışılıyor... :-*

Hakikaten ilginç...  ???

Abi bunu ben itbaşı taaa yargılanırken genel eğilimi görünce söylemiştim çevremdekilere. Acele edilmezse onun daha büyük noktalara geldiğinide göreceğiz ne yazıkki...

Öte yandan basındaki köşe yazarları gözaltılara tepki'de hep beraber birleşmişler...


http://www.ntvmsnbc.com/id/25188873/

Adı geçenlerde yakında birer kahraman olarak çıkacaklardır.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Abdullah Gül; Kaygı duyuyorum...
« Yanıtla #8 : 06 Mart 2011, 16:28:38 »

Cumhurbaşkanı Gül'den gazetecilere gözaltı yorumu geldi...

" Kaygı duyuyorum "

www.haberturk.com/gundem/haber/607633-kaygi-duyuyorum

 " Ergenekon davası kapsamında gerçekleştirilen son gözaltılar sadece Türkiye’de değil, dünyada da tepkilere neden oldu.

Gazeteciler, meslek örgütlerinin öncülüğünde İstanbul ve Ankara’da protesto yürüyüşleri yaptılar. Farklı görüşlere sahip gazeteciler ve yazarlar bu tepkide birleştiler. Gözaltılara sadece basından değil siyasi partilerden ve sivil toplum kuruluşlarından da tepki geldi. Avrupa Birliği Komisyonu ve ABD Dışişleri Bakanlığı endişelerini ifade ettiler. Uluslararası basın kuruluşları da tepki verdiler.

TAKDİRİ GÖLGELİYOR
Tartışmalar sürerken, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de, gelişmeleri  Milliyet Gazetesi'nden Fikret Bila'ya değerlendirdi.
“Yargının, hâkim ve savcıların işine karışmam söz konusu olamaz. Ancak olup bitenleri takip ettiğimde intibaım şu ki; kamu vicdanında kabul görmeyen bazı gelişmeler oluyor. Bu hal, Türkiye’nin geldiği ve herkes tarafından takdir edilen görüntüsünü gölgelemektedir. Bundan kaygı duyuyorum.”

DAHA TİTİZ DAVRANILMALI
Cumhurbaşkanı Gül, savcı ve hâkimlerden beklentisini de şöyle dile getirdi:
“Savcılardan ve mahkemelerden sorumluluklarını yerine getirirken daha titiz davranmalarını; insanların ve kurumların onur ve hukuklarının zedelenmesine yol açmayacak şekilde davranmalarını beklemekteyim.”

Bende, Ergenekon operasyonlarının sonunun Susurluk gibi olmasından endişe etmekteyim.... :)

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı...
« Yanıtla #9 : 06 Mart 2011, 16:48:24 »

Ve beklenen oldu ... :)

http://www.cnnturk.com/2011/turkiye/03/06/nedim.sener.ve.ahmet.sik.tutuklandi/608990.0/index.html

"Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen dört kişiden gazeteciler Nedim Şener ve Ahmet Şık, Ergenekon terör örgütü üyesi olma iddiasıyla tutuklanmaları istemiyle mahkemeye gönderildi. Nöbetçi mahkeme saat 05:50 sıralarında iki gazetecinin tutuklanmasına karar verdi.

Mahkeme tarafından tutuklanan gazeteciler Şık ve Şener, Metris Cezaevine gönderildi.

Bu arada gazetecilerden Nedim Şener'in savcılık sorgusunun 5 saat, Ahmet Şık'ın sorgusunun ise 2 saat sürdüğü öğrenildi.

Yalçın Küçük adliyede

"Ergenekon" soruşturması kapsamında gözaltına alınan Yalçın Küçük ile Müyesser Yıldız, adliyeye sevk edildi.

"Ergenekon" soruşturmasını yürüten savcılardan Zekeriya Öz'ün talebi üzerine İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla gözaltına alınan Yalçın Küçük ile Müyesser Yıldız'ın İstanbul Emniyet Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı.

Küçük ve Yıldız, Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirilerek, savcı ve hakimlerin giriş çıkış yaptığı kapıdan adliye binasına alındı.

Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk ve Sait Çakır'da Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesine getirildi.

Sorgulamaları tamamlanan Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır, Yalçın Küçük ve Müyesser Yıldız tutuklanma istemiyle mahkemeye sevkedildiler.

Savcılıktan açıklama;

Savcılık aralarında Nedim Şener'in de bulunduğu gazetecilerle ilgili soruşturmanın bu gazetecilerin meseleğiyle ilgili olmadığını açıkladı

Açıklamada, "açıklanamayacak deliller olduğu", asılsız değerlendirmelerin soruşturmaya zarar verdiği belirtildi.

Soruşturmanın neyle ilgili olduğu ise yine açıklanmadı. "

Bir tarafta bu ismi zikredilen gazeteciler tutuklanıyor,diğer tarafta sabahın 4'ünde başka bir gazeteciler -Emniyet tarafından ifade verilmek için kapıları zorlanıyor... ;D
Öte yandan bu gelişmeleri izleyen Sn Cumhurbaşkanı Gül beyfendi bu gözaltıları için "Kaygı duyuyorum " diyor... ???

Tabir-i caiz ise bende soruyorum;Kim iyi,kim kötü polis'i oynuyor?  >:(

Abdullah Gül; Kaygı duyuyorum...
« Yanıtla #10 : 06 Mart 2011, 18:42:27 »

http://www.stratejikboyut.com/haber/gazetecilerden-gozalti-tepkisi--50919.html

Basın sokaklara döküldü. :)

Hey gidi be...

Nedim Şener istese bu kadar başarılı olamazdı. Uğur Dündar'ın yamağı, AKP sayesinde yedi ceddini siyaseten garanti altına aldı bile.

Bu Ergenekon Masalı ( Efsanesine sözüm yok.) ilerde çok kahramanlar çıkaracak görünüyor. ALLAH bu kahramanların şerrini, kendilerini kahraman yapanlara yöneltir inşaAllah diyeceğim ama biliyorum ki bunların ilk çökecekleride yine biz olacağız.

Başka bir konuda yazmıştım... AKP alabildiğine saçmalıyor. Yok yargı bağımsızmış, müdahale etmiyorlarmış cart - curt...

Bu Ergenekon garabeti her geçen gün biraz daha faciaya dönüşmeye başladı.

Abdullah Gül ferasetiyle tüm AKP yöneticilerinden çok daha ilerde bir adamdır.

Görüyor neler olacağını.

Nedim Şener ve Ahmet Şık'ın tutuklanmaları skandala dönüşmek üzere. Hem Türkiye'de, hem dışarda bize çok zor günler yaşatacak.

Yıllar süren, "Haham yamağına" dayalı bir soruşturmanın varacağı noktadan ben ümitli değilim. Darbe yiyip, her gün ihtilal içenlerin yapacağı bundan farklı olmazdı zaten.

AKP, Fethullah Gülen çizgisinden çıkıp, bu davaları bir an önce sonlandırmalı.

Yoksa bundan sonra geçen her gün bizi geriye götürüp, bu gün sessiz kalanları yeniden ümit haline getirecektir.
« Son Düzenleme: 06 Mart 2011, 18:43:57 Gönderen: Savtegin »

Abdullah Gül; Kaygı duyuyorum...
« Yanıtla #11 : 06 Mart 2011, 18:52:52 »

Şu an haberlerde duydum. Bu kişilere sorulan sorular "Ergenekondan" ziyade "Fethullah Gülen" cemaati ile ilgiliymiş.

Kos koca AKP, cemaatin bodyguardlığını yapayım derken hata üstüne hata yapıyor.

AKP gözünü açmalı. Fethullah Gülen bu partiyi bitiriyor. Mavi Marmara olayında, Başbakanın çizgisini değiştirmesine neden olmuştu açıklamalarıyla ve o çizgi değişiminden sonra Başbakan, İslami hassasiyetleri yüksek olan çevrelerden tepki almaya başlamıştı.

Bu "ergenekon" adı altındaki saçmalıklar nedeniyle Türkiye!de ki ortalama seçmen profilide sorgulamaya başladı bazı şeyleri.

Erdoğan bunu görmeli. Zannettiği gibi değil durum. Kendisi Gülene değil, tam tersi o cemaat Erdoğana çok daha fazlasıyla muhtaçtır.

Hasılı; Fethullah Gülen AKP'yi bitiriyor.

Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı...
« Yanıtla #12 : 06 Mart 2011, 18:56:14 »


Bir tarafta bu ismi zikredilen gazeteciler tutuklanıyor,diğer tarafta sabahın 4'ünde başka bir gazeteciler -Emniyet tarafından ifade verilmek için kapıları zorlanıyor... ;D
Öte yandan bu gelişmeleri izleyen Sn Cumhurbaşkanı Gül beyfendi bu gözaltıları için "Kaygı duyuyorum " diyor... ???

Tabir-i caiz ise bende soruyorum;Kim iyi,kim kötü polis'i oynuyor?  >:(

Abi açıklanmayan deliller muhtemeldir ki cemaatle alakalı.

Gül'ün karşıt açıklamaları AKP ile ilgili değil bence. Kaygısının kaynağıda sanırım yine cemaate yönelik. Çünkü bu cemaat kendisininde yetiştiği hareketi yok ediyor.

Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı...
« Yanıtla #13 : 06 Mart 2011, 21:29:18 »

son göz altına alınan gazeteciler daha dün denilebilecek bir zamanda ergenekon aleyhinde yazı yzıyorlardı..

bu konuda araştırma yapıyorlardı..

neler oluyor hakketen.. nasıl olurdu koca C.reis KAYGI duyuyorum demek zorunda kalıyor..

ne kendilerini nede görüşlerini sevmediğim gazetecilerde dahil olmak üzere, göz altına alınmalarını tasvip etmiyorum..

ve bir kez daha tüm zamanların en şerli örgütü.ne mensup olduğu iddia edilenlerin yargılandığı davaların halka kapalı olmasını ne anlıyor nede tasvip ediyorum..

artık biliyoruzki göz altına alınanların böyle bir isteği yok..

trt nin bir kanalı buna tahsis edilmeli.. canlı olması şart değil. ama halk seyretmeli ve görmeli..




Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
Abdullah Gül; Kaygı duyuyorum...
« Yanıtla #14 : 06 Mart 2011, 21:31:47 »

bu konuda cemaat ilişkisini nasıl ilişkilendirdiniz hocam..

bu kadarmı güçlüler yani. göz altına alın diyorlar ve alınıyormu..

bana abartı gibi geldi bu iddia ama..

sonuçta ben bilmiyorum..

Nedim Şener ve Ahmet Şık tutuklandı...
« Yanıtla #15 : 06 Mart 2011, 22:49:09 »

ve bir kez daha tüm zamanların en şerli örgütü.ne mensup olduğu iddia edilenlerin yargılandığı davaların halka kapalı olmasını ne anlıyor nede tasvip ediyorum..

artık biliyoruzki göz altına alınanların böyle bir isteği yok..

trt nin bir kanalı buna tahsis edilmeli.. canlı olması şart değil. ama halk seyretmeli ve görmeli..


Göreceksiniz varılacak son noktada ortaya çıkacak ki bu davaların hiç birisi millet ve darbecilerin hesaplaşması değil.

Bu davalar cemaatin menfaatleri doğrultusunda açılan davalar.

Suçsuz değiller. Ama bu davalardan bir şey çıkmayacak. Çünkü hedef; millete yapılanların cezasını vermek değil, cemaatin önünü açmak.

Ortada bir gölge oyunu oynanıyor...

Bu nedenle tvden izleyemezsin abi. Tek izleyebileceğin yer perdenin önü ve hayaliyi görmemen için tüm tedbirler alınıyor.

Abdullah Gül; Kaygı duyuyorum...
« Yanıtla #16 : 06 Mart 2011, 22:59:32 »

bu konuda cemaat ilişkisini nasıl ilişkilendirdiniz hocam..

bu kadarmı güçlüler yani. göz altına alın diyorlar ve alınıyormu..

bana abartı gibi geldi bu iddia ama..

sonuçta ben bilmiyorum..

Abi verdiğim örnekleri tarafsız olarak düşün... Mavi Marmara sonrası açıklamaları, Arınç ve Başbakanın, hocanın açıklamasının ardından söylediklerini hatırla. Neredeyse 180 derece değişti söylemler.

Ergenekon davasının ilk ortaya çıkışını, belgelerin bulunuşunu hatırlayın. Tuncay Güney denilen Haham Yardımcısının Zaman gazetesinde yanlış hatırlamıyorsam 2 yıl çalıştığını ve cemaatin içinde etkin olanlarla yan yana olduğunu hatırlayın. Ergenekon doğrultusunda tutuklananlara dikkat edin. Neredeyse tamamı muhafazakar kesimin sevmediği ama piyon olmaktan başka bir işe yaramayan adamlar.

Şimdi birde şu sorumu düşünün; Türkiye'de yapılan tüm darbeleri görmüş ve yaşamış olan Demirel nerede..? Neden hiç olmazsa ifade için çağrılmadı? Ahmet Necdet Sezer neden sorgulanmıyor..? Oysa A.Necdet Sezerin yaptıklarını bilmeyen mi var..?

Cumhurbaşkanımız tehlikenin (cemaat tehlikesinin) farkında... Bu adamlar ülkede fazlasıyla güçlendi. Dengeleri değiştiriyorlar ve istediklerini istedikleri yere getiriyorlar. Bu ifade vermek içinde olabilir, önemli bir göreve getirmek içinde.

Burada hata yapan hükümet. Çünkü cemaat bu gücü hükümetin sayesinde elde etti. Oysa olayların gelişimine baktığımızda sanki; hükümet cemaat sayesinde varmış gibi görülüyor.

Bir an önce buna dur denilmeli. Yoksa AKP kendi kendisini bitirecektir.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #17 : 07 Mart 2011, 11:41:11 »

Savtegin dostum,

Ben bu son gözaltılar başlarken sayın Abdullah Gül'ün açıklamalarını buraya taşırken aynı zamanda şu çekincemi de ifade etmiştim.Sonu Susurluk gibi olabilir mi?Açıkcası anlam vermediğim çelişkiler olmakla birlikte bu operasyonun sonunda "Susurluk" gibi sulandıracağına dair endişelerimi ifade etmeye çalıştım...

İmdi baktığımızda gündemdeki gazeteci gözaltılarından sonra bazı çevrelerin "bu kadar da olmaz tepkisi" vermelerini normal karşılıyorum.Bunlara alıştık.Halbuki aynı tepkiler, 28 Şubat'ta asker'den brifing alanlar tarafından nedense verilmiyordu.Ancak anlamadığım nokta; "Kim varsa,bürokrat,gazeteci ,siyasetçi de dahil ise ne olursa olsun bu davada sonuna kadar gidilmesi..."  gerektiğini savunan sağduyu sahibi (!) bir takım siyasetçi yada akademisyen insanları anlamak mümkün değil.Lakin bu defa onlar da "bu kadar olmaz ki " grubuna yaklaşma eğiliminde olmaya başladılar.Hakikaten anlamlandırma da güçlük çekiyorum...

İlgili soruşturma tamamlanıp, sözkonusu iddianame ortaya çıktığında mahcup olursak/yanılırsak ne yapacağız? Yahut iddia deliller tutuklamayı gerektirecek kadar ciddi ise? Dosyaları gördük mü? Delillere baktık mı? Tam derinliğine vakıf olmadan  "şunlar şunlar doğru ama bunlar yanlış" demek suretiyle Ergenekon'u sulandırma gayretleri var gibi bir his uyandırdı bana...
Öte yandan,bu ülkede gazetecilerin dokunulmazlığı mı var?!
Milletvekiline dokunma,gazeteciye dokunma,askeri bürokrat'a dokunma!
Eee bu dava sadece Halk'a dokunmak için mi açıldı?! Mesleki dayanışma, hukuki gerçeklerin önüne geçebilir mi?

Sağduyulu mütedeyyin bildiğimiz bir kısım köşe yazarı (mesela Fehmi Koru), Meclis Başkanı ve hatta Cumhurbaşkanı bile,birilerine yaranmak içinmidir nedir? tereddüt ve kaygı'ya düştükleri izlenimi veren basın açıklamalarında bulunuyorlar.Öyleki üstlerine vazife olmadığı halde savcıları/hakimleri dikkatli olmaya çağıran beyanatlar verip, sözüm ona son gözaltı/tutuklamaların "dikkatsizce" yapıldığını ima etmeleri ciddi bir zaafiyet işaretidir.Bu tutum şu ana kadar yapılan/takınılan tavırla bağdaşmaz.Birileri de çıkar der ki; hani siz mahkemelerin işlerine karışmıyordunuz? Şimdi niye savcılara müdahale etmeye başladınız derse ne cevap vereceksiniz?

Açıkca ifade ediyorum;Bu tip çelişkili davranışlar bu operasyonun sonuçsuz kalacağı gibi nihayetinde Susurluk gibi olacağının da yolu açılmaktadır.Çelişkiler nedeniyle hem bu dava'nın sonuçlanması için her türlü fedakarlığı yapan insanların moralini bozduğu gibi dava'nında bir türlü sonuca bağlanmamasına yol açmaktadır. Mehmet Ali Şahin ve Abdullah Gül'ün bir takım mandallı gazeteci grubuna  yaranma çabalarını bir yana bırakıp, bu konuda şahsımın takdir de ettiği samimi bir Tayyip Erdoğan'a bakmalarında fayda var.Sn Cumhurbaşkanı ile Meclis başkanı'ndan daha samimi bir duruş beklerdim ama daha önce dediğim gibi, Devletçilik adına bu iki siyasetçimizden (siz buna Bülent Arınc'ı da dahil edin) çelişkili açıklamaları dün olduğu gibi bugünde izliyoruz malesef...

Saygıyla...

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #18 : 07 Mart 2011, 11:49:25 »

Abi verdiğim örnekleri tarafsız olarak düşün... Mavi Marmara sonrası açıklamaları, Arınç ve Başbakanın, hocanın açıklamasının ardından söylediklerini hatırla. Neredeyse 180 derece değişti söylemler.

Ergenekon davasının ilk ortaya çıkışını, belgelerin bulunuşunu hatırlayın. Tuncay Güney denilen Haham Yardımcısının Zaman gazetesinde yanlış hatırlamıyorsam 2 yıl çalıştığını ve cemaatin içinde etkin olanlarla yan yana olduğunu hatırlayın. Ergenekon doğrultusunda tutuklananlara dikkat edin. Neredeyse tamamı muhafazakar kesimin sevmediği ama piyon olmaktan başka bir işe yaramayan adamlar.

Şimdi birde şu sorumu düşünün; Türkiye'de yapılan tüm darbeleri görmüş ve yaşamış olan Demirel nerede..? Neden hiç olmazsa ifade için çağrılmadı? Ahmet Necdet Sezer neden sorgulanmıyor..? Oysa A.Necdet Sezerin yaptıklarını bilmeyen mi var..?

Cumhurbaşkanımız tehlikenin (cemaat tehlikesinin) farkında... Bu adamlar ülkede fazlasıyla güçlendi. Dengeleri değiştiriyorlar ve istediklerini istedikleri yere getiriyorlar. Bu ifade vermek içinde olabilir, önemli bir göreve getirmek içinde.

Burada hata yapan hükümet. Çünkü cemaat bu gücü hükümetin sayesinde elde etti. Oysa olayların gelişimine baktığımızda sanki; hükümet cemaat sayesinde varmış gibi görülüyor.

Bir an önce buna dur denilmeli. Yoksa AKP kendi kendisini bitirecektir.

Ek ayrıntı olarak;

Katılırsınız katılmazsınız o zat-ı alinize kalmış sn Hocam...

Tam tersine, Sn Başbakan ,cemaat'in çoğu yapılanma metodlarından rahatsızdır.Rahatsız olan Abdulllah Gül değil.Abdullah bey daha devletçidir.Tayyip bey ile cemaat arasında adı konmamış bir mesafe vardır.Bu iddia değildir, durum tespiti olan bir hakikattir.
Son Marmara Gemisi olayında gördük.Bülent Arınç bey ile diğerlerini zaten yazmama gerek yok.Sizde biliyorsunuz... :)

Çevrimdışı SIR

  • *
  • Cinsiyet: Bay
    • birlikteforum
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #19 : 07 Mart 2011, 11:59:17 »

Dava sonlandırılmasını bende istiyorum.
Ama birtaraftanda bitmemesine hakveriyorum. Dava biraşamaya geliyor, yeni deliller yeni bağlantılar çıkıyor ortaya.
Ben hikaye olduğuna falan inanmıyorum. Bize bazı basıncıkların inandırmak istediği bu zaten. Bu masaldır dedirtmek. Bu iş sonuçlanacak ama nasıl ve ne zaman bilemiyorum. Örümcek ağı gibi hertarafı sarmış bu kenelerden bizi kurtaracaklarına inanıyorum. Dosyaları görmeden hayali düşüncelerle bu dava hayali demek doğru gelmiyor.

Birtarafta yargı akp ye bağlı diyebiliyorsunuz ama yargı akp ye yapmadığını bırakmıyor. En yakın zamanda yargıtayın dosyaları bitirmeyerek zamanaşımından gizli af olayı. Daha geçen seneye kadar anayasa mahkemesinden hiçbir kanun geçiremiyorlardı. Nasıl adım atsınlar. Benim kanaatim 80 yılda kendilerine menfaat sağlamak için kurdukları düzeni akp nin 3-5 yılda yıkmasını bekliyoruz. Bence yanlış.

Mahkeme uzamasına uzadı ama bu kanemici keneler öyle kol atmışlarki biranda söküp atmak kolay olmuyor. Hele hele akliselim kişilerin destek yerine çıkıpta dava uzadı, dava hayali gibi birilerinin istedikleri cevapları verdikçe uzayacağada benziyor.   

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #20 : 07 Mart 2011, 12:08:42 »

Şu an haberlerde duydum. Bu kişilere sorulan sorular "Ergenekondan" ziyade "Fethullah Gülen" cemaati ile ilgiliymiş.

Kos koca AKP, cemaatin bodyguardlığını yapayım derken hata üstüne hata yapıyor.

AKP gözünü açmalı. Fethullah Gülen bu partiyi bitiriyor. Mavi Marmara olayında, Başbakanın çizgisini değiştirmesine neden olmuştu açıklamalarıyla ve o çizgi değişiminden sonra Başbakan, İslami hassasiyetleri yüksek olan çevrelerden tepki almaya başlamıştı.

Bu "ergenekon" adı altındaki saçmalıklar nedeniyle Türkiye!de ki ortalama seçmen profilide sorgulamaya başladı bazı şeyleri.

Erdoğan bunu görmeli. Zannettiği gibi değil durum. Kendisi Gülene değil, tam tersi o cemaat Erdoğana çok daha fazlasıyla muhtaçtır.

Hasılı; Fethullah Gülen AKP'yi bitiriyor.

Hulasa;Ak parti malum cemaat ile arasına kesin mesafe koymalıdır.Buna katılmamak mümkün değildir.

Lakin diğer yandan; İfrat ile tefrit'i ayırmakda bizlerin borcu olmalıdır. Sn Savcı Zekeriya Öz'ün bu ismi zikredilen insanlara şahsi gıcığı falan mı var?!
Hem, bu memleketin tek kahraman don kişot'u Zekeriya Öz mü?!
Tabi ki tek başına değil.Verilen gayretleri görmek lazım.
Lütfen hocam, bırakalım mezkur Haham Tuncay'ı vs falanda ,cumhuriyet tarihinin bu en ceberrut terör örgütü soruşturmasının tamamlanması için her türlü tehdit ve şantajlara göğüs gererek hayatlarını karartmış bilumum  insanların morallerini bozmayalım...

Öte yandan şayet yanılmıyor isem; Mezkur soruşturma hala devam ediyorsa ve ilgili bilumum diğer bağlantıların deşifre olmaması için soruşturma bitene kadar deliller açıklanmaz.İddianame hazırlandığında deliller dosyasında yer alır...


Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #21 : 07 Mart 2011, 12:26:25 »

Dava sonlandırılmasını bende istiyorum.
Ama birtaraftanda bitmemesine hakveriyorum. Dava biraşamaya geliyor, yeni deliller yeni bağlantılar çıkıyor ortaya.
Ben hikaye olduğuna falan inanmıyorum. Bize bazı basıncıkların inandırmak istediği bu zaten. Bu masaldır dedirtmek. Bu iş sonuçlanacak ama nasıl ve ne zaman bilemiyorum. Örümcek ağı gibi hertarafı sarmış bu kenelerden bizi kurtaracaklarına inanıyorum. Dosyaları görmeden hayali düşüncelerle bu dava hayali demek doğru gelmiyor.

Birtarafta yargı akp ye bağlı diyebiliyorsunuz ama yargı akp ye yapmadığını bırakmıyor. En yakın zamanda yargıtayın dosyaları bitirmeyerek zamanaşımından gizli af olayı. Daha geçen seneye kadar anayasa mahkemesinden hiçbir kanun geçiremiyorlardı. Nasıl adım atsınlar. Benim kanaatim 80 yılda kendilerine menfaat sağlamak için kurdukları düzeni akp nin 3-5 yılda yıkmasını bekliyoruz. Bence yanlış.

Mahkeme uzamasına uzadı ama bu kanemici keneler öyle kol atmışlarki biranda söküp atmak kolay olmuyor. Hele hele akliselim kişilerin destek yerine çıkıpta dava uzadı, dava hayali gibi birilerinin istedikleri cevapları verdikçe uzayacağada benziyor.   

Bu Dava burada (hemencecik ) bitmez....  '^^cicek

Sn SIR'a bende katılıyorum.Çünkü sözkonusu olan,bu vb davalarda 80 küsur yılın ve daha fazla sürecin getirdiği bir kokuşmuşluk düzeni var.Ve bu anti düzene karşı müthiş bir direnme gücü mevcut'tur.
İktidardaki milyonlar kişinin oy vermiş olduğu partilere (Refah partisi,Fazilet ve AK parti) kapatma davası açıldığında yargı bağımsız oluyor, şimdi ise sayısı bini geçmeyen kişi çok ciddi bir itham'dan dolayı göz altına alındı veya hapse gönderildi diye yargı siyasallaştı deniliyor... :D
Yersek mutfak'ta dünden kalma lapa'da var  :)

Ergenekon Terör Örgütü cunta oluşumu içinde darbe yapmakla suçlanıyor ve cuntasal faaliyetler,darbe de birkaç kişi ile olabilecek bir iş değildir. Bizlerin en büyük arzusu ; bilerek yada bilmeyerek masum insanların (kurunun yanında yaş'larında)  yanmamasıdır. Fakat ondan daha önemlisi, suç işleyenlerin de yaptıkları yanlarına kar kalmamalıdır..

Sn Savcı ÖZ'de tutuklamalar ile gerekli açıklamayı yapmış,aşağıda link'tedir;

'Suçluluğu sabit oluncaya kadar herkesin masum olduğunu ifade eden 'masumiyet karinesi' şüphesiz tarafımızca da en az bu değerlendirmeleri yapan kişiler kadar bilinmekte ve öncelikle gözetilmektedir'' ifadesine yer verildi. Herkesin kanun önünde eşit olduğunun unutulmaması gerektiği ifade edilen açıklamada, şu görüşler dile getirildi: ''Hiçbir kişi veya zümreye ayrıcalık tanınamaz. Kimse suç işleme ayrıcalığına sahip olmadığı gibi, mesleği veya makamı nedeniyle de ayrıcalıklı muameleye tabi tutulamaz. Yürütülen soruşturma kapsamında elde edilen bilgi ve belgelerin suç isnadı için yeterli olup olmadığı konusunda değerlendirme sorumluluğu, görev ve yetkilerini kanunlardan alan savcılığımıza aittir.

DELİLLER HAKKINDA BİLGİSİ OLMAYANLAR..

Soruşturmanın içeriği ve elde edilen deliller hakkında hiçbir bilgisi bulunmayan, bulunması da esasen mümkün olmayan kişilerin daha operasyonun ilk dakikalarından itibaren soruşturma makamlarını suçlayan ve tehdit eden değerlendirmelere girmeleri dikkati çekicidir. Bu görevi yerine getirirken hiçbir makam ve merci tarafımıza emir ve talimat veremez, yönlendirmede bulunamaz, sorumluluk sahibi herkes bu yöndeki davranış ve değerlendirmelerden titizlikle kaçınmalıdır. Soruşturmanın süratle sonuçlandırılması için gerekli olan çalışmalar büyük bir titizlikle yürütülmektedir.''


http://www.ensonhaber.com/savci-zekeriya-ozden-gozalti-aciklamasi-2011-03-06.html

Bence son derece doğru tespitler,katıldığımı ifade ediyorum... ;)

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #22 : 07 Mart 2011, 12:47:38 »

Yalçın Küçük tutuklandı !

"Dün sabah saatlerinde Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne getirilen ilk isim Prof. Dr. Yalçın Küçük oldu. Daha sonra Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk, Sait Çakır ve Müyesser Yıldız da, Küçük gibi soruşturmayı yürüten savcılara ifade verdi.İfadelerin ardından, savcılık 5 ismi tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk etti. İstanbul Nöbetçi 10. Ağır Ceza Mahkemesi de, 5 kişinin tutuklanarak Metris Cezaevine gönderilmesine karar verdi."
 
http://www.ntvmsnbc.com/id/25189370/?ref=f5haber.com

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #23 : 07 Mart 2011, 13:18:41 »

Savtegin dostum,

İlgili soruşturma tamamlanıp, sözkonusu iddianame ortaya çıktığında mahcup olursak/yanılırsak ne yapacağız? Yahut iddia deliller tutuklamayı gerektirecek kadar ciddi ise? Dosyaları gördük mü? Delillere baktık mı? Tam derinliğine vakıf olmadan  "şunlar şunlar doğru ama bunlar yanlış" demek suretiyle Ergenekon'u sulandırma gayretleri var gibi bir his uyandırdı bana...

Abi Ergenekon denilen bu dava başından beri sulandırılmış bir davaydı. Halkın nefret ettiği tipleri içeri aldılar evet ama bunlar sadece kuklalardı. Bakın afaki yazmıyorum; diyorum ki birinci derecede suçlu olan Demirel neden sorgulanmıyor..? A.Necdet nerede..? Bu adamların, varsa ( ki var olduğunu bende biliyorum ) böyle bir illegal örgüt, verdikleri destek ortada ve biliniyorken neden kimse sorgulayamıyor. Böyle bir dava nereye gidecekse gitsin demekle sonlanmaz, böyle bir dava işle, icraatle çözümlenir. O icraatte Nedim Şener, Tuncay Özkan, Ahmet Şık ve hatta Doğu Perinçeki içeri almakla ilgili değil. Ergenekon'un babasını Çevik Bir, Demirel, Sezer, Vural Savaş gibiler yönlendirip yürütüyorlar. Hatırlayın bu isimleri 28 Şubat sonrasında.
Hangisi göz altına alındı ve ya hiç olmazsa ifade verdi. Hiç birisi.

Öte yandan,bu ülkede gazetecilerin dokunulmazlığı mı var?!
Milletvekiline dokunma,gazeteciye dokunma,askeri bürokrat'a dokunma!
Eee bu dava sadece Halk'a dokunmak için mi açıldı?! Mesleki dayanışma, hukuki gerçeklerin önüne geçebilir mi?

Elbette herkese dokunulsun. Ama gazeteciler popüler diye içeri alınıp, gerisi dışarda dolaşmasın. Ahtapotun kolları ile uğraşmak çözüm değildir. Kafasını kopartmak gerekir. Kafa özgür bir şekilde yapacağını yapıyor.

Sağduyulu mütedeyyin bildiğimiz bir kısım köşe yazarı (mesela Fehmi Koru), Meclis Başkanı ve hatta Cumhurbaşkanı bile,birilerine yaranmak içinmidir nedir? tereddüt ve kaygı'ya düştükleri izlenimi veren basın açıklamalarında bulunuyorlar.Öyleki üstlerine vazife olmadığı halde savcıları/hakimleri dikkatli olmaya çağıran beyanatlar verip, sözüm ona son gözaltı/tutuklamaların "dikkatsizce" yapıldığını ima etmeleri ciddi bir zaafiyet işaretidir.Bu tutum şu ana kadar yapılan/takınılan tavırla bağdaşmaz.Birileri de çıkar der ki; hani siz mahkemelerin işlerine karışmıyordunuz? Şimdi niye savcılara müdahale etmeye başladınız derse ne cevap vereceksiniz?

Abi kaygı sözcüğünün adresini yanlış manalandırıyorsunuz diye düşünüyorum. Kaygı AKP'ye yönelik değil. Hükümet ve Başbakan suçlanmıyor. Burada ki adresin ben Cemaat olduğunu düşünüyorum. Sahte hedefler gösterip, asıl suçluları saklıyorlar. Cumhurbaşkanımız son derece isabetli bir uyarıda bulunuyor. Kaygılanıyorum çünkü bu işin sonunda AKP'nin yok oluşu var diyor. Şimdi bir düşün abi; ya bu yapılanların hepsi cidden boşsa. Yani sıradan insanlarla sınırlı kalıp, beyin takımına ulaşamazsa ne olacak? Böyle bir gelişmeden en çok kim zararlı çıkacak..? Cemaat mi, yoksa AKP mi..?
Cemaat kendisini bu işten sıyıracak çünkü asıl suçlularla tam bir ittifak halinde. AKP ise siyaseten sorumlu tutulacak ve yok olacaktır. Bir an önce "kaygıya" sebep unsurlar ortadan kaldırılmalı.

Açıkca ifade ediyorum;Bu tip çelişkili davranışlar bu operasyonun sonuçsuz kalacağı gibi nihayetinde Susurluk gibi olacağının da yolu açılmaktadır.Çelişkiler nedeniyle hem bu dava'nın sonuçlanması için her türlü fedakarlığı yapan insanların moralini bozduğu gibi dava'nında bir türlü sonuca bağlanmamasına yol açmaktadır. Mehmet Ali Şahin ve Abdullah Gül'ün bir takım mandallı gazeteci grubuna  yaranma çabalarını bir yana bırakıp, bu konuda şahsımın takdir de ettiği samimi bir Tayyip Erdoğan'a bakmalarında fayda var.Sn Cumhurbaşkanı ile Meclis başkanı'ndan daha samimi bir duruş beklerdim ama daha önce dediğim gibi, Devletçilik adına bu iki siyasetçimizden (siz buna Bülent Arınc'ı da dahil edin) çelişkili açıklamaları dün olduğu gibi bugünde izliyoruz malesef...

Saygıyla...

Abi Cumhurbaşkanı ve Meclis Başkanı yeterince samimi değil mi sence..? Bakın Tayyip Erdoğan'a en büyük kötülük yaptığı hataları açıkça ortaya koymamaktır. Cumhurbaşkanı alenen bunu söyleme gereği hissediyorsa bu onun bile Tayyip beye artık etki edemediği manasındadır.

Oysa Cumhurbaşkanı tam yerinde bir müdahalede bulunuyor. Hoca AKP için son derece tehlikeli bir tehdittir. Bunun için uyarıda bulunan Cumhurbaşkanını eleştirmek değil, destek vermek gerekir.

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #24 : 07 Mart 2011, 13:21:01 »

Ek ayrıntı olarak;

Katılırsınız katılmazsınız o zat-ı alinize kalmış sn Hocam...

Tam tersine, Sn Başbakan ,cemaat'in çoğu yapılanma metodlarından rahatsızdır.Rahatsız olan Abdulllah Gül değil.Abdullah bey daha devletçidir.Tayyip bey ile cemaat arasında adı konmamış bir mesafe vardır.Bu iddia değildir, durum tespiti olan bir hakikattir.
Son Marmara Gemisi olayında gördük.Bülent Arınç bey ile diğerlerini zaten yazmama gerek yok.Sizde biliyorsunuz... :)

Abi Tayyip Beyin cemaate mesafeli olmaya çalıştığını biliyorum. Ama çevresi 8 yıl içerisinde onlar tarafından ele geçirildi. Sayın Başbakanın bunu fark etmesi görmesi lazım.

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #25 : 07 Mart 2011, 13:35:13 »

Dava sonlandırılmasını bende istiyorum.
Ama birtaraftanda bitmemesine hakveriyorum. Dava biraşamaya geliyor, yeni deliller yeni bağlantılar çıkıyor ortaya.
Ben hikaye olduğuna falan inanmıyorum. Bize bazı basıncıkların inandırmak istediği bu zaten. Bu masaldır dedirtmek. Bu iş sonuçlanacak ama nasıl ve ne zaman bilemiyorum. Örümcek ağı gibi hertarafı sarmış bu kenelerden bizi kurtaracaklarına inanıyorum. Dosyaları görmeden hayali düşüncelerle bu dava hayali demek doğru gelmiyor.

Abiciğim dava uzadı... Hemde gereksiz yere uzadı. Bak çok basit bir soru; 3 yıl içerisinde bu davadan hüküm giyen bir kişi var mı..? Kaç kişi göz altına alındı bu güne kadar ve kaçı serbest kaldı..? Çetin Doğan'ı içerde tutamazsan, onun üstüne yukarda yazdığım isimleri ekleyemezsen bu davadan bir şey çıkmaz... Bir kaç piyonun kafası kpar hepsi o...

Diğer yandan ben basıncıklarla ( yandaşı - candaşı fark etmez ) ilgilenmiyorum. Dikkat et lütfen; hiç bir yazıda benim şu üstte yazdıklarımın benzeri yoktur. Yandaşlar bizi piyonlara inandırmaya çalışıyor, candaşlar ise bu masaldır diyor. Aslında ikiside hedef saptırıyorlar.

Birtarafta yargı akp ye bağlı diyebiliyorsunuz ama yargı akp ye yapmadığını bırakmıyor. En yakın zamanda yargıtayın dosyaları bitirmeyerek zamanaşımından gizli af olayı. Daha geçen seneye kadar anayasa mahkemesinden hiçbir kanun geçiremiyorlardı. Nasıl adım atsınlar. Benim kanaatim 80 yılda kendilerine menfaat sağlamak için kurdukları düzeni akp nin 3-5 yılda yıkmasını bekliyoruz. Bence yanlış.

Mahkeme uzamasına uzadı ama bu kanemici keneler öyle kol atmışlarki biranda söküp atmak kolay olmuyor. Hele hele akliselim kişilerin destek yerine çıkıpta dava uzadı, dava hayali gibi birilerinin istedikleri cevapları verdikçe uzayacağada benziyor.   

Yargı AKP'li veya değil. Ben onu konuşmuyorum zaten. Bana göre yargıda cemaat ile laikçilerin kavgası var. Bu birazda İsrail - abd çekişmesi gibi geliyor bana. Başbakan "yargı bağımsız" derken samimi konuşuyor. Bunada inanıyorum. Ama Başbakanın bu açıklamaları AKP'yi meselenin dışında bırakmıyor. Tam tersine bu tiyatro sona erince tüm bedeli Başbakan ve AKP ödeyecek diyorum.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #26 : 07 Mart 2011, 14:06:23 »

Değerli Savtegin Hocam;

Öncelikle şunun altını kesinlikle çizmemiz gerekir; Ak parti malum cemaat ile arasına kesin mesafe koymalıdır.Ki sizde buna katılmaktasınız sanırım...

Sn Abdullah bey'in direk malum cemaat'i işaret eden bir beyanatını dile getirmek için aleni bir beyanatını bulmamız gerekmez mi?Öyle olsaydı dile getirdiğiniz çekincelerde haklı olduğunuz varsayabilirdik. Bildiğiniz üzere zatımında aynı cemaat grubunun bazı uygulamalarına dair tereddütleri vardır.Bunu tekrar sayfalarca tartışmaya gerek yok.

Sanırım Sn Cumhurbaşkanı bu son çıkışıyla hazırda fırsat kollayan ,sırf malzeme bekleyen fırsatçılara malzeme vermekten başka şeye yaramadığını düşünüyorum.Bakınız bugünkü yazılı ve görsel medya'ya...!!!
Ne demek istediğimi sizin gibi sezileri yüksek değerli bir arkadaşımın anlayacağını umuyorum...

 " Yargının, hâkim ve savcıların işine karışmam söz konusu olamaz. Ama olup bitenleri takip ettiğimde intibaım şu ki; kamu vicdanında kabul görmeyen bazı gelişmeler oluyor." demiş sayın Abdullah Gül Cumhurbaşkanımız...

Şunu açıkca sizde ifade ettiniz çoğu kez;"Ama" yada "Ancak" ile ayrılan bir cümlenin ortası yada sonu, çoğu zaman durumu kurtarmak için yapılan açıklamaların süslü versiyonudur.Tarafsızlığı da bazen tartışma konusu olmaktadır.Ki Sn Abdullah bey'de sözkonusu bu son mülakaatında bu iki kelimeyi sıkça kullanmak zorunda kalmıştır....

Bende sizin şahsınızda tüm topluma yukarıdaki cümle'ye karşı itiraz olarak şunu sorma luzumu hissediyorum;Cumhur'un başı olan Sn Devlet büyüğümüz bu cümleyi söylediğine göre,o zaman hakimlere/savcılara, avukatlara ne gerek var? Kamu vicdanı muhakemesi kurulsun. Soruşturmayı ona havale edelim olsun bitsin.Bu kadar basit mi?

Siz hakim yada savcı olsanız cumhurbaşkanının bu beyan'ından etkilenmez misiniz?

Devletin en üst makamının gazeteci yada her hangi bir kesime şirin görünmek adına, yürütülen bir dava hakkında soruşturmanın olası seyrine bilumum etki edebilecek beyanatlar vermesini kesinlikle doğru bulmuyorum.İlgilendiğim nokta burası...

Diğeri, cemaat ilişkileri falan yok değil.İnkar edecek değilim.Onlar zaten fazlasıyla siyasallaşmıştır.Cemaatin Akp üzerindeki vesayetini hararetle kaldırmak lazım.Yoksa kaybeden Akp olacaktır.Cemaatin geçmişte yaptıklarını (konjonkütere göre desteklerinin yön değiştirdiğini ) Akp kurmaylarının unutmaması gerekiyor.Aynı şekilde Akp'ninde bilumum cemaatler üzerindeki vesayetini kaldırması gerekir...

Diğer yandan;28 Şubat'ın asıl aktörleri neden sorgulanmıyor? noktasında sorduğunuz soruya an itibarıyla haklı sebepler nedeniyle katılıyorum.Ve açıkcası niye beklenildiğini de anlayabilmiş değilim?
"Nereye giderse gitsin, gideceğiz" diyen siyasi bir kadronun bu konudaki isteksizliğini de hazmetmiş değilim...
Doğru tek'tir değerli dostum.Kim'in söylediğinin ehemmiyeti yoktur...


« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 14:07:57 Gönderen: Tuğrul Paşa »

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #27 : 07 Mart 2011, 14:31:57 »

Tuğrul Abi sizinle ayrı düşündüğümüz tek nokta var bu konuda.

Ben sayın Cumhurbaşkanının ama sonrasında söylediği cümlenin ve belirttiği kaygının iktidara ve Başbakanın tutumuna yönelik olduğunu düşünmüyorum. Yani Cumhurbaşkanımız yargı içerisinde cemaatin etkisine dikkat çekiyor ve bu nedenle rahatsız diyorum.

Amanın sonrasında direkt cemaate yönelik bir ifade yok. Bu doğru abi. Fakat iktidarı kast ettiğine dair bir şeyde yoktur. Basın ve yayının bunu iktidar olarak yorumladığıda doğru. Fakat Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir konuya dikkat çekmek istese, bu kaygısını direkt muhattabı olan Başbakan ve ya hükümetle görüşebilirdi.

Bence Sayın Cumhurbaşkanının bu kadar basit düşündüğü ( hele ki Abdullah Gül gibi dış işlerini, protokolü, resmi dili iyi bilen birisi ) zannı çok doğru olmaz. Orda söylenen "kaygı" sözcüğünün çok başka bir mesaj olduğunu ve muhattabının ise Hükümet değil, cemaat olduğunu düşünüyorum.

Cemaatin yargı içerisinde yıllardır güç kazanmaya çalıştığı ve bu doğrultuda kadrolar yetiştirdiği ise bilinen bir gerçektir.

Acaba cemaatin çizgiden çıktığını, milletin değil kendi çıkarları ve hesaplaşmalarının içerisinde bu davayı değerlendirmeye başladıklarını görmüş olamaz mı..? Ki ben yukarda belirttiğim bu durumu çok net bir şekilde görüyorum. Nedim Şener ve Ahmet Şık'a sorulan soruların hakkında, basına yansıyan boyut bana haklı olduğumu düşündürüyor...

Yani meseleyi Cumhurbaşkanının, Başbakana ve ya hükümete değilde, bir başka güce uyarısı olarak değerlendirmeliyiz...
« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 14:34:12 Gönderen: Savtegin »

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #28 : 07 Mart 2011, 14:32:29 »

SIR'ın yukarılarda yapmış olduğu tespit bence çok yerinde...

Bu dava öyle basit bir cinayet veya hırsızlık davası değil ki?

Çok sağlam delillerle tutuklamalar yapılıyor ama henüz içerideki "büyük başlar" çözülmedi...  Çözülecekler... Oda TV baskını sonuçlarını incelerseniz onların da en büyük korkusunun bu çözülme olduğunu göreceksiniz... Eğer üsttekiler çözülmeye başlarsa o zaman sıra henüz "dokunulamayanlara" da gelir...

Ama karşınızda "psikolojik bir kaç hamle" ile çözülecek basit suçlular yok... Son derece profesyonel bir yapılanma var... A;B;C;D bilumum planları hazır... Çöken planın yerine bir yenisini yürürlüğe sokuyorlar...

Yani Savtegin hocamın canı istedi diye öyle kolayca ifadesini alamazsın Çevik BİR'in Demirel'in...

Kıçı kırık iki gazeteci bozuntusu tutuklandı diye daha haklarındaki suçlamayı bile okumadan "yargıyı siyasallaştırma suçlaması" yanlıştır... ki savcı açıklama yaptı "konunun gazetecilikle ilgisi yok" diye...

Bu durumda "cesaretin varsa Demirel'i sorgula" demek, miting meydanında kalabalığa urgan atarak "as asabiliyorsan" demeye benzer... :-* Bu da komik olur...

Demirel, Aydın DOĞAN, Mesut YILMAZ, Çevik BİR gibiler bu piramidin en tepesindekiler... Sıra onlara da gelecek ama, içerdekilerin canına tak edip "çözülmelerinin" ardından... Yoksa bir astsubayın veya albayın verdiği bilgiler onları içeri almaya yetmez...

« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 14:34:06 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #29 : 07 Mart 2011, 14:35:02 »

İlave olarak bence "Mehmet HABERAL"  çözülürse, daha doğrusu en azından içeri tıkılabilirse , domino taşları Demirel'e doğru devrilmeye başlar...
« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 14:38:33 Gönderen: KILÇIK »

ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #30 : 07 Mart 2011, 14:52:57 »

Yani Savtegin hocamın canı istedi diye öyle kolayca ifadesini alamazsın Çevik BİR'in Demirel'in...

Meslenin benim canımın istemesiyle ilgisi yoktur... Meslenin senin zannettiğin gibi bir zorluk ve ya zorunluluklada ilgisi yoktur. Devletin elinde bu kişilerin suçlarını gösteren deliller var. Çevik Bir'in darbe girişimi için sence delil yok mu KILÇIK..? Ya da Demirel'in Azarbeycanda ki ihtilal girişimleri ve Haydar Aliyev ile yaptıkları bilinmiyor mu sanıyorsun..? Hatta bak daha açığını yazayım ( fazlada ileri gitmeden :) ) Demirel ile Balyoz davasında içeri alınan  Engin Alan arasında bağlantıyı ( ki kendisi şu an MHP milletvekili adayı olacak gözüküyor ) sence devlet bilmiyor mu..? Ebulfez Elçibey'i ve tüm Azerbaycan Türklerini, Rusya ve Aliyev ailesinin kucağına kim itti zannediyorsun..? ( Demirel - Alan ilişkisi son derece aydınlatıcı bir ilişki ama görmek ve bilmek isteyene.)

Kıçı kırık iki gazeteci bozuntusu tutuklandı diye daha haklarındaki suçlamayı bile okumadan "yargıyı siyasallaştırma suçlaması" yanlıştır... ki savcı açıklama yaptı "konunun gazetecilikle ilgisi yok" diye...

Bu sözün muhattabı benmiyim tam anlamadım ama ben hiç bir yerde yargı siyasallaştı demedim. Ama bu yargılamanın bedelini siyasetçiler ( AKP ) ödeyecek diyorum. Eğer öngörülerim doğruysa bunda bir tutarsızlık var mı..?

Bu durumda "cesaretin varsa Demirel'i sorgula" demek, miting meydanında kalabalığa urgan atarak "as asabiliyorsan" demeye benzer... :-* Bu da komik olur...

Kardeşim adalet cesur olmak zorundadır. Cesur olmayan bir adalet sistemi yanlıdır, yandaştır. Demireli yargılayamayan, en azından ifadesine başvuramayan adalet sistemi cesur değil "eziktir". Bırakın bu siyasetçi ağızlarını. Biz sıradan insanlarız. Meclis gurup toplantısından muhalefet partisine mesaj vermiyorsunuz. As asabiliyorsan diyen yoktur. Ama adaleti sağla ve bunu dürüst olarak yap diyoruz.

Demirel, Aydın DOĞAN, Mesut YILMAZ, Çevik BİR gibiler bu piramidin en tepesindekiler... Sıra onlara da gelecek ama, içerdekilerin canına tak edip "çözülmelerinin" ardından... Yoksa bir astsubayın veya albayın verdiği bilgiler onları içeri almaya yetmez...

Sıra hiç bir zaman bunlara gelmeyecek. Belki Çevik Bir o da senin dediğin piramidin tepesinde olmadığı için olabilir.

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #31 : 07 Mart 2011, 14:58:55 »

Ek ayrıntının ilavesi olarak;  :)

Yargı,Medya,Siyaset üçgenindeki derin bağlantılar ifşa edilip gerekenler yapılmaz ise bu dava'nında sonu Susurluk'a benzetilmesi muhtemeldir... ;)
Asıl tehlike'nin, bizleri bu sürece doğru götürdüğü nokta bazı endişelerim mevcut'tur.Son'u, Susurluk'a benzemesin diye feryad etmekteyiz.Başka bir amaca hizmet ettiğimiz düşünülmesin...

Ve son bir ayrıntı olarak'da;  :)

Bilumum Cemaat'lerin bütün topluma olumlu manada mesaj'lar nakletmesi açısından hararetli, kısır,menfaat odaklı siyasi çekişmelerden uzak durmaları gerektiğine inanan insanlardanım.Cemaat'ler önemine binaen sosyal sivil gruplardır ve dini meyanda büyük bir boşluğu doldurmaları gerektiğine inananlardanım.Günümüzdeki siyasetin yıpratcı ve etkileyici oluşumlarından ne kadar uzak dururlarsa ,o kadar İslam'a faydalı olurlar diye düşünüyorum...

Aklıma geldikçe son dakika ayrıntıları yazmaya devam edeceğim inşaALLAH... ;)

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #32 : 07 Mart 2011, 15:11:30 »

Çevik Bir'in darbe girişimi için sence delil yok mu KILÇIK..?

Vaktim az yine bir yerinden tutup yazıcam hocam kusura bakma...

Hocam cevabımı garip bulabilirsin ama o zamanın kanun hükümlerine göre "var mı?" :)

28 Şubat'ta generaller bol bol brifing verdi. Brifing alanlar da bol bol alkışladı... Sonra Çiller-Erbakan nöbet değişiminde Demirel "yasal" yetkisini kullanarak hükümeti kurma görevini Çiller'e değil de bir başkasına verdi... Sonrasında DYP'den kopmalar oldu, meclis çoğunluğu kaybedildi ve "kılıfına uygun" bir yeni hükümet kuruldu...

Suçla suçlu arasında "organik" bağ olmalı... Burada "suç" ne? Başörtülülere yapılanlar, ordudan ve üniversiteden atılanlar hep "anayasanın laiklik ilkesinin yorumlanması" ve askerin "iç hizmet kanunu"  kılıflarının arkasına saklanamaz mı?

Şimdi burada bence hepimizin darbe olarak yorumladığımız (ve şüphesiz öyle olan) süreç aslında "kılıfına uygun"... O yüzden BBP'nin Çevik Paşa ile ilgili açtığı dava da "fos çıkmak" zorunda...

Haa medyanın o dönem oynadığı oyunlar da medyayı bağlar değil mi?

Hani darbe?  :-*
« Son Düzenleme: 07 Mart 2011, 15:24:39 Gönderen: KILÇIK »

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #33 : 07 Mart 2011, 17:38:13 »

Tuğrul Abi sizinle ayrı düşündüğümüz tek nokta var bu konuda.

Ben sayın Cumhurbaşkanının ama sonrasında söylediği cümlenin ve belirttiği kaygının iktidara ve Başbakanın tutumuna yönelik olduğunu düşünmüyorum. Yani Cumhurbaşkanımız yargı içerisinde cemaatin etkisine dikkat çekiyor ve bu nedenle rahatsız diyorum.

Amanın sonrasında direkt cemaate yönelik bir ifade yok. Bu doğru abi. Fakat iktidarı kast ettiğine dair bir şeyde yoktur. Basın ve yayının bunu iktidar olarak yorumladığıda doğru. Fakat Sayın Cumhurbaşkanı böyle bir konuya dikkat çekmek istese, bu kaygısını direkt muhattabı olan Başbakan ve ya hükümetle görüşebilirdi.

Bence Sayın Cumhurbaşkanının bu kadar basit düşündüğü ( hele ki Abdullah Gül gibi dış işlerini, protokolü, resmi dili iyi bilen birisi ) zannı çok doğru olmaz. Orda söylenen "kaygı" sözcüğünün çok başka bir mesaj olduğunu ve muhattabının ise Hükümet değil, cemaat olduğunu düşünüyorum.

Cemaatin yargı içerisinde yıllardır güç kazanmaya çalıştığı ve bu doğrultuda kadrolar yetiştirdiği ise bilinen bir gerçektir.

Acaba cemaatin çizgiden çıktığını, milletin değil kendi çıkarları ve hesaplaşmalarının içerisinde bu davayı değerlendirmeye başladıklarını görmüş olamaz mı..? Ki ben yukarda belirttiğim bu durumu çok net bir şekilde görüyorum. Nedim Şener ve Ahmet Şık'a sorulan soruların hakkında, basına yansıyan boyut bana haklı olduğumu düşündürüyor...

Yani meseleyi Cumhurbaşkanının, Başbakana ve ya hükümete değilde, bir başka güce uyarısı olarak değerlendirmeliyiz...

Savtegin hocam;

Aşağıda link'i veriyorum.Lütfen biraz zaman ayırıp okursanız değerlendirmenizi daha sonra beraberce yapmanızı/yapmamızı istirham ediyorum...
Amacım; sizinle düzeyli ve objektif bir fikir alış verişi yapmak'tır.Yoksa " ahanda bak ben haklı çıktım !" kayıkçı kavgası olmadığını sizin bildiğiniz gibi, diğer arkadaşlara da zat-ı alinizin yazıları vasıtasıyla duyurmaktır...

Olaki,yanıldığımız bazı noktalar vardır,kimbilir?
Ne dersiniz?

Alıntı;

En baştan beri polisin Ergenekon operasyonlarını yapan kolluk kuvveti olmasından ve buradaki yapılanmaların ağırlığının cemaat yapılanması olduğundan yola çıkan bazı Ergenekon müzahirleri, bu noktadan hareketle cemaati hedef almış ve olduğundan büyük gösterme hatasına düşmüşlerdir.     

     Bir kere bilinmelidir ki bu operasyonlar bir DEVLET operasyonudur ve bu işin arkasında zannedildiği gibi Emniyet değil MİT vardır. Bu operasyonlar esnasında soruşturmaların güvenliği açısından MİT içerisindeki Ergenekoncular ile yakın temas halinde olan polis müdürlerinin tasfiye edilmesi, cemaatçi olarak tanınan polislerin önünü açmıştır. MİT üç- dört yıldır devam eden bu operasyonlarda kendini ustaca gizlemesini bilmiş ve Emniyetin önüne hazır bir şekilde verilmiş evraklar ve ihbarlar ile soruşturmayı yönlendirirken diğer taraftan da uzun sürecek operasyonlar sürecinde yıpranmamış ve eleştirileri cemaate yönlendirmeyi bilmiştir.     

     Yoksa 2005'li yıllara kadar Emniyet içerisinde bile operasyon yapacak ağırlığı olmayan ve AKP ile ihtilaflarını izale edememiş olan Cemaatçiler ile bu denli karmaşık bir yapının üzerine gitmek mümkün değildir. Hele hele TSK içerisinden sızdırılan evrak için Emniyet, hiçbir zaman güvenli bir liman olmamıştır. Asker ve MİT'in ortak hareket etmesi daha önceleri askeri vesayeti tahkim ederken, polis de bu vesayetin tetikçisiydi. Şimdilerde de yine Asker ve MİT'in tahkim ettiği yeni devlette Emniyet kendisine verilen rolü oynamaktadır.   

 Ergenekon sürecini bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Son yapılan operasyonlar, Ergenekonun medya ayağı değil MİT ayağıdır ve bundan sonraki süreç bu istikamette ilerleyecektir.
"

Devamı burada;
 
http://oguzyurdum.com/index.php?option=com_content&view=article&id=718:quid-me-nutrit-me-destruit&catid=31:alper-tunali&Itemid=50

Açıkcası Savtegin dostum,yukarıdaki link'in her bir satırını sindire sindire okuyup anlamaya çalıştım.Mantıklı olduğu kadar yabana atılacak teoriler'de değil. Malumuz, bilumum operasyonların "arkasında bir tek cemaat var" diyebilmek için  özellikle dingin bir kafayla okunması gerekir. Şahsi görüşüme göre, her mevzuda olduğu gibi bu konuda da "Ters köşeye yatmamak lazım" diye düşünüyorum...

Saygıyla...

Çevrimdışı SIR

  • *
  • Cinsiyet: Bay
    • birlikteforum
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #34 : 08 Mart 2011, 11:20:32 »

İtalyadaki dava 1974 de başladı 1980 li yıllara kadar devam etti. Halende bazı davaları devam ediyor.
İtalyadaki savcıyada aynı şeyler söylendi.
Sadece bizde değil diğer örnekleride hemen sonuçlanmış değil.
Keşke hemen sonuçlansa ama hemen olmuyor. 


Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #35 : 11 Mart 2011, 19:48:33 »

İlave olarak bence "Mehmet HABERAL"  çözülürse, daha doğrusu en azından içeri tıkılabilirse , domino taşları Demirel'e doğru devrilmeye başlar...

Gözün aydın Kılçık... :)

Mehmet Haberal'da Silivri sakini olmuş... :)

Başkent Üniversitesi eski Rektörü Mehmet Haberal, Ergenekon soruşturması çerçevesinde gözaltına alındıktan sonra cezaevine gönderildikten hemen sonra hastaneye sevkedildi.
 
İstanbul Üniversitesi Kardiyoloji Servisi'nde 2 yıla yakın  kalan ve gizlenen rapor skandalı yüzünden doktorlar hakkında soruşturma açılan  Mehmet Haberal daha sonra Mehmet Akif Ersoy Hastanesi'ne sevkedildi.

Adli Tıp Kurumu tarafından yeniden sağlık kontrolünden geçirilen Mehmet Haberal, kurumun raporunun ilgili birimlere ulaşmasından sonra bu akşam saatlerinde Silivri Cezaevi'ne gönderildi.

Kaynak : http://www.internethaber.com/haberal-2-yil-sonra-silivride-333897h.htm#ixzz1GJaX5Zwy

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #36 : 12 Mart 2011, 00:11:38 »

Gözün aydın Kılçık... :)

Mehmet Haberal'da Silivri sakini olmuş... :)

Sayın hocam adamın biri papağan almak için kuş dükkanına gitmiş. Bir papağan beğenmiş. Fiyatını sorunca kuşçu " 50 kelime bilir, 200 TL demiş"... Adam başka bir papağanı işaret etmiş. Kuşçu "80 kelime bilir 300 TL" demiş...

Adam sıranın sonundaki tüyleri dökülmüş, eti pörsümüş yaşlı bir papağanın fiyatını sorunca kuşçu "O papağan 500 TL" demiş... Adam şaşırmış "Yahu bunun ne özelliği var ki?" deyince kuşçu cevap vermiş... "Vallahi onun ne özelliği olduğunu bilmiyorum ama diğer papağanlar ona "hocam" diye hitap ediyorlar"... :)

Valla ben de bu Haberal'ın ne özelliği var bilmiyorum ama onun yargılanmasının Demirel'in canını çok yaktığını ve 2 sene boyunca hapse düşürülmemek için olağanüstü çaba gösterildiğini gördüğüm için "en pahalı kuş o" diyorum... ;D

Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #37 : 12 Mart 2011, 21:36:14 »

demirel ne yapmış kılçık..
ben hiç bir şey fark etmedim valla..

Çevrimdışı KILÇIK

  • *
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #38 : 14 Nisan 2011, 23:50:34 »

demirel ne yapmış kılçık..
ben hiç bir şey fark etmedim valla..

Abi bu sorun hep aklımdaydı da neresinden anlatayım diyordum...

Zanlı, Zonguldak 1. sıra CHP milletvekili adayı olunca "Demirel-Haberal" ilişkisi ile ilgili soruna cevap bulmuşsundur herhalde :)

Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #39 : 15 Nisan 2011, 19:09:16 »

demirel chp nin başındamı yav..

ne alaka anlamadım...

demirelin önerileri chp de ciddiyetle değerlendiriliyor dersen..

eh yani edepli biri olarak pes derim ancak..


ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #40 : 15 Nisan 2011, 19:28:40 »

demirel chp nin başındamı yav..

ne alaka anlamadım...

demirelin önerileri chp de ciddiyetle değerlendiriliyor dersen..

eh yani edepli biri olarak pes derim ancak..



Abi dün Salih Memecan'ın çok güzel bir animasyonu vardı Bizimciti'de. :) Kılıçdaroğlu; Atatürk ve İnönü'nün resimlerinin yanına chp büyüğü olarak Demirel'in resimini asıyordu.

Demirel her kalıbın adamıdır. Tek olmadığı taraf Hakk'ın tarafıdır.
« Son Düzenleme: 15 Nisan 2011, 19:29:11 Gönderen: Savtegin »

Çevrimdışı Tuğrul Paşa

  • *****
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #41 : 15 Nisan 2011, 19:34:27 »

Abi bu sorun hep aklımdaydı da neresinden anlatayım diyordum...

Zanlı, Zonguldak 1. sıra CHP milletvekili adayı olunca "Demirel-Haberal" ilişkisi ile ilgili soruna cevap bulmuşsundur herhalde :)

Soru Mendakka dostuma ama aradan ben bir açıklama yapayım  :)

Haberal, Demirel'inde başını çektiği gizli ve derin karakutu'nun şifreli kasası olabilir.Şifre çözülmüş (daha açıkcası, papağan konuşturulmuş olsa idi ) olsaydı Demirel ve avanesi için yanmıştı keten gülüm helva'lar... :-*

Amma görüldüki,kah kalp spazmı bahanesi gerekse yerim dar nefes alamıyorum bahaneleri ile Haberal'ı bir şekilde hastane raporları ile gizli bir takım eller,bugüne kadar koruma altına aldılar...
Geldiğimiz şu günlerde Demirel'in de özel rica ve himmetleriyle 1.sıra'dan garanti Milletvekilliği dokunulmazlık zırhı ile koruma derdinde olan derindeki kuş besleyengiller, papağan'ı öttürmeyeceklerini sanıyorlar... :)

Sizce de bu papağan ötermi, ötmez mi?  :D
Ya da bu ötme-me planı tutar mı?  :-*

Çevrimdışı mendakka5

  • ******
  • Cinsiyet: Bay
ERGENEKON VE GÖZALTILARINA DAİR TARTIŞMALAR...
« Yanıtla #42 : 07 Ocak 2012, 19:07:50 »

şu konuyu güncelleyelim..

bazı dostların tespitleri havada kalmış gibi :)