Umar mıydın ki mabedler ibadetler yetim olsun?
Ezanlar arkasından ağlasın ümitsiz bir neslin?
Umar mıydın cemaat bekleyip durdukça minberler,
Umar mıydın çatlayarak güçten düşen tavanlar yere serilsin,
Eşiklerden yosun bitsin, mihrab örümcek bağlasın?
***
Günlerden cuma. İmam ağır ağır çıkıyor minbere. Hutbesine şu sözlerle başlıyordu:
- Bugün size ismini duyup da “kimdir o?” denildiğinde adından başka bir şey bilmediğiniz bir kahramanın diliyle sesleneceğim.
Onun samimiyetini, ızdırabını, hissiyatını içinizde hissedeceksiniz.
Bu yaralı insan yıllar önce de olsa bugün bize, uyuşup kalmış gönüllerimize, kararsız ve boş zihinlerimize sesleniyor. İmam efendinin bahsettiği kişi merhum şairimiz Mehmed Âkif’ten başkası değildi.
Nitekim bizlerin Mehmed Âkif’i İstiklal Marşı’mızın şairi olmaktan öte tanımadığımız doğruydu. Yüzlerde bir şaşkınlık olduğu seziliyordu. “Bir şiir hutbede okunur mu?” diye zihinlerde soru işaretleri vardı. Ama sözler o kadar can alıcı ve bizlerin kalbine o kadar derinden vuruyordu ki; namazın sonrasında bile bazı mısralar yankılanıyordu tekrar tekrar:
Sen ey çaresiz dindaş, sanki, bizden hayır ümid ettin;
Sonunda, ümitsizliğe düştün, ağladın, ağlattın, inlettin.
İçten göz yaşlarında coştu ruhum, altüst oldu;
Fakat, matem kurtarmaz, cehennemler saran yurdu.
Toplumun uyanması şart, fakat uyanması mümkün değil gizli yaşlarla!
Çalışmak!.. Başka yol yok, hem nasıl? Canlarla, başlarla.
Alınlar terlesin, derhal iner Allah’ın vadettiği rahmet,
Hiç hakkını almaz mı “Allah’ın yardımını hak ettiğim” diyen millet?
***
“Son bir söz” dedi, imam. Mehmed Âkif’in bu şiirinin başına aldığı Kuzey Müslümanlarından Ataullah Bahaddin’in sözünü aktardı:
“Odama girdim; kapıyı kapadım; ağlamaya başladım; O gün akşama kadar İslam’ın garipliğine, Müslümanların çöküşüne ağladım, ağladım...”
***
Âkif’i tanımadığımızı bir kez daha anladık. İçi yanan bir insan, sırtında paltosu yok, cebinde parası...
Ne hediye kabul ediyor, ne de dürüstlüğünden ödün veriyor.
İnandığından bir adım geriye atmıyor.
Sözünü hiç unutmuyor.
...Serhat ŞEFTALİ...










Logged





