Ne kadar uzaklaştık hem kendimizden hem sevdiklerimizden.
Bakıyorum çevreme,hayretler içerisinde kalıyorum çoğu zaman.
Hepimiz ailemiz için bile sahilde ki kayalar gibiyiz.
Hani bilirmisiniz;denizin,rüzgarın,sahilde ki kayaların ve birde her fırtınadan sonra ortaya çıkan kıyıdaki çırpıntıların hikayesini.
İşte aynen onun gibi olduk.
Çırpıntılarla yaşamaya başladık.
Bilmeyenler için kısaca anlatayım yinede.
Deniz tüm azameti ve ihtişamı ile kabarır bazan.
Bazan dediğime bakmayın aslında doğasıdır denizin.
Tüm asudeliğine rağmen deniz denilince akla önce dalgalar gelir.
Kabararak kıyıya gelişi ve sonrada yavaşca çekilişidir akılda en çok kalan deniz hakkında.
Hele birde rüzgarla sarmaş dolaş olurda kıyıya doğru bir hareket ettimi,zannedersin ki tüm kıyıyı yutacak.
Öylesine bir azim ve güç gösterisine bürünür bir anda.
Sonra kıyıya ulaştığı zaman kavuşmanın sukuneti erer denize.
Geri çekilir yavaşca...Sevdiğini,sahili incitmek istemediğini gösterircesine.
Sahilden koparabildiği ve sinesine ekledikleri ile beraber.
Ama denizin tüm gücüne,rüzgarın tüm hızına rağmen sahilde ki kayanın izin verdiğince alabilir istediğini.
Çoğu zaman kaya galip gelir bu mücadelede.
İstediğini vermez;rüzgarın tüm ısrarına ve denizin tüm çırpınışlarına rağmen.
Deniz ve rüzgar bıkmaz,usanmaz.
Her gün bir daha denerler kavuşmayı sahile yine de bir türlü inadından vaz geçmez,izin vermez sahilin bağrında ki kayalık bu özlem dolu kavuşma sahnesine.
Sonra küser deniz,bırakır gider rüzgar.
Artık deniz bir daha kabarmaz ve o hüzünle asudeleşir.
Sahil ve kayalık baş başa kalırlar.
Belki pişmandır sahil,kendi özünde olan kayaların bu tavrı yüzünden.
Belki yine ister denizin rüzgarla beraber sarmasını ve her gün güneşten kavrulmuş gönlünü yıkamasını.
Ama artık rüzgar gitmiştir.
O artık vaz geçmiştir kayaların inadı karşısında.
Geriye kala kala sukunet içinde ki denizin çırpıntıları kalmıştır artık.
İstesede istemesede bununla yetinmek zorundadır.
Hikaye bu kadar.
Deniz ne derseniz o sevgidir.
Rüzgarı sorarsanız o sevginin hızı ve ilham kaynağı olan aşktır.
Sahile gelince o sevilendir.
Kayalık ise sevilenin gönül dünyasında ki kibiridir,sevene karşı koyduğu hoyratlığıdır.
Çırpıntı işte bence en ilginci o sanırım.
O da kibir ve hoyratlığa teslim olmuş aşkın en gereksiz şeklidir.
Dahada öz ifade ile sadece tahammül kabiliyetidir ki zaman içerisinde sevgi ve aşk olmayınca o bile sahili terk edip kayalıkları ile kumsalı baş başa bırakır.
Allah hiç birimizi çırpıntılar ile baş başa bırakmasın...
Saygılarımla.
« Son Düzenleme: 22 Nisan 2008, 22:03:14 Gönderen: Savtegin »
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
O da kibir ve hoyratlığa teslim olmuş aşkın en gereksiz şeklidir.
Dahada öz ifade ile sadece tahammül kabiliyetidir ki zaman içerisinde sevgi ve aşk olmayınca o bile sahili terk edip kayalıkları ile kumsalı baş başa bırakır.
Allah hiç birimizi çırpıntılar ile baş başa bırakmasın...
Saygılarımla.
AMİN...Çırpıntılara rast gelmemek dileğiyle... Teşekkürler..
« Son Düzenleme: 22 Nisan 2008, 23:12:19 Gönderen: elekci »
Amin... Hocam yüreğinize sağlık... O kadar anlamlı konulara yer veriyorsunuz ki okuduktan sonra bir daha bir daha okuyorum... Teşekkürler bu yazıyı bizimle paylaştığınız için...