 |  | Alıntı: |  |  | Savtegin tarafından gönderildi. |  | |  |
| İslamda Milliyetcilik sözünün şu an için bir çok kişiye ters gelebileceğini çok iyi biliyorum.
Benim anlamak istediğim şey İslamın kalın çizgilerle Milliyetciliği red edip etmediği?
İslamın karşı çıktığı anlayış Milliyetcilik mi yoksa Irkcılık mı?Yoksa bu ikisi aynı sosyal kavramlar mı?
Irkcılık ile Milliyetcilik arasında ki gri alan neresi?
Birlikte forum'da en büyük sıkıntı şu an için üyelerin suskunluğu ki bu çok önemli bir sorun.Ben bu suskunluğa son vermek için her türlü fikre açık olan böyle bir konuyu seçtim.
Sizden katılmanızı bekliyorum.
| |
 | |  |
“Milliyet” ve “milliyetçilik” kelimeleri “millet" kelimesinden gelir.
Millet esasen aynı din ve inanca sahip topluluğa denir ki “ümmet “kelimesi ile eşanlamlıdır.
İkincisi “Millet” aynı ırktan gelen topluluklara denir.
Türk, Rus, yunan gibi.
Irk ve milliyet soy açısından aynı anlamları taşıyor.
"Milliyetçilik" ise kendi soyu ve ırkına ait şeyleri üstün tutma eylemidir. Bu üstünlük anlayışında referans soydaşlıktır.
Yaşadığı toplumun, ülkenin menfaatlerini savunmak ayrı şeydir.Buna milliyetçilik-ırkçılık denilemeyeceği gibi, İslam akaidi ile uyumludur.
İkinci olarak siyasi ideolojik anlamda, Milletin kendi başına hareket edebilme hürriyetini sınırlandırabilecek her türlü birleşmeye, yabancı tesir ve baskıya karşı çıkarak ona kendi gücünü göz önünde bulunduran bir siyaset uygulama hakkının tanınmasını savuna doktrin, nasyonalizm olarak tanımlanır.
Din açısından milliyetçilik, kendi dinine inancına sahip çıkma, bu uğurda mücadele ve üstün tutmadır.
İslam akaidi bellidir ve hiçbir ırkın hükmü altında değildir.
İslam kardeşliğinde, dil, renk, ırk, fakir-zengin ayırımı gibi ayırımlar yoktur.
İnsanların kendi ırklarına atalarına sahip çıkması doğaldır.
Ancak bunu yaparken İslam’da asıl olan İslami esaslara ters düşmemesidir.
Ataları ve ya kendi ırkı Allah’ın yasalarına aykırı tutumda ise Allah’ın hükümlerini tercih edebiliriz.
İslam akaidinde soyu ile övünmenin faydası yoktur.
Her kesin yaptığı kendinedir.
Kimse başkasının yaptığı ile değerlendirilmeyeceği gibi ataların ve veya ırkın yaptığı başarılı işlerle övünmenin de bir faydası olmaz.
Ülkeler sadece bir ırk-milliyetten oluşan topluluklar değildir.
Bu nedenle şayet siyasi anlamda bazı haklar savunulacaksa tüm ülke adına savunmak gerekir.
Sadece bir milliyetin haklarını savunmak birlik beraberlik getirmeyeceği gibi adalette getirmez.
Türkiye Cumhuriyeti bu anlamda milliyet ön plana çıkarılarak kurulmuş bir devlettir.
Osmanlıda ise ümmetçilik ön plandaydı. Osmanlıdan sonra Milliyetçi olarak ön plana çıkan bazı guruplar Türklerin İslam ümmetçiliği adına İslam’a hizmet adına savaşlar yapmasının yanlış olduğunu ve yeni kurulacak Türk devletinin sadece kendi milliyetinin menfaatlerini ön plana alması gerektiğini savunuyorlardı.
Planlanan bu yeni oluşum ülkede dinsel açıda huzur ve milliyetsel açıdan birlik beraberlik getirmediği gibi kalkınma da getirmedi.
İslam akaidi açısında doğrular bellidir, bu doğruların dışında kalanlar savunulamaz.
Milliyetçilik ise (ırk-soy milliyetçiliği) doğruları sadece kendi milliyetinin menfaatleri üzerine yorumladığı için kısır bir durum oluşuyor.
Oysa İslam akaidi tüm varlıkların hakkını korumayı esas alır.
Milliyetçilik, ülkeye faydalar getirebileceği gibi zararda verebilir.
Savtegin kardeşinde ifade ettiği gibi milliyetçiliğin İslam’la bağdaşan doğruları da bağdaşmayan yanları da var.