Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
rabıta bazı tarikatlarda kullanılan birşey..evet telepati gibi ama o tarikatlarda Allah ile peygamberle telepati kurmak amacıyla sık sık kullanıylıyor..bide ermiş zatlarla telepati kurmaya çalışıyorlar duyduğumda çok şaşırmıştım..tekniğinide öğrendim baya sorarark
“İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir sınıf bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.” (Al-i İmran, 104)
Rasulullah (A.S.) Efendimiz şöyle ifade buyuruyor: “Asıl veren Allah’tır, ben ise verileni taksim edip yerine ulaştırmakla görevliyim.” (Buharı, Müslim)
Rabıtanın lügat karşılığı, bağ, kurmak alaka sağlamlaştırma, vuslat ve muhabbet demektir. Rabıta müridin mürşidine sevgiyle gönülden düşünmesi onu hayal etmesidir. İnsan olarak hiçbir anımız yoktur ki bir şeyleri ya da birilerini düşünmeden duralım. Bu, insanda var olan fıtri bir özelliktir. Kimi arkadaşını, kimi eşini, kimi dostunu, kimi sevdiğini düşünür. İşte tam da bu noktada tasavvuf bize, tüm bu boş ve malayani düşüncelerin dışında, düşünülmesi ile beraber içerisinde birçok faydaları barındıran mürşidi rabıtayı tavsiye eder ki bir müridin en önemli ihtiyaçlarından biriside hiç şüphesiz mürşidi ile olan bağını her daim sağlayabilmesidir.
Kamil bir mürşide intisap eden her kişiye Allahû teâla o mürşidin bir ervahını(araştırdığıma göre yanlış değilse eğer "ruh" demek) yaratır. Artık o ervah her daim onunla beraberdir. Kişi rabıtayla beraber bu bağı kuvvetlendirir nihayetinde öyle bir hale gelir ki artık mürşidinin boyası ile boyanır. Her hali ona benzer: yürüyüşü bakışı konuşması yemesi içmesi vs… bu hal ona dinini yaşaması açısından da bulunmaz bir nimettir. Bunun yanında rabıta aşıkın maşukuyla buluşma vesilesi olur. Uzaktadır ama aslında O’na yakındır. Göz görmez ama kalbi görür. Sesini duyamaz ama hep onun bestesiyle dilbeste olmuştur. Zahiresine gücü yetmez takati kalmaz ama hep onunla olmanın mutluluğunu yaşamaktadır. İşte tüm bu haller rabıtayla mümkündür.
bazı tarikatlarda yapılan sizinde dediğiniz gibi bir telepati yöntemidir...yukarıdada geniş olarak anlatılmış nedir , neden yapılır diye...
sakın yanlış anlaşılmasın burda mürşidi düşünerek Allah'ı düşünmemek anlamında söylemiyorum (haşa..Allah öyle bir düşünceden uzak tutsun beni...)mürşid bize sadece yol gösterir yaşantısıyla, düşünceleriyle..çünkü GERÇEK bir mürşidi kamil Allah'tan başkasını düşünmez O'nun yolunda ilerler...Özellikle belirtiyorum GERÇEK mürşid diye...çünkü zamanımızda birçok sahtekar var...sadece sahtekar diyorum sahtekar mürşid diyerek gerçek mürşidi kamillerin adını onlarda kullanmak istemem...
konuya dönersem tekrar...Rabıta bizi Allaha yakınlaştırır...Allah ile bağımızı artırır...çünkü Allah için yaşayan..hayatını Allahın söylediği emirlere göre uygulayan bir mürşidi kamili düşünüyoruz ve bu düşüncemiz onu örnek almamıza sebek oluyor...mürşidide örnek aldığımızda Allah için yaşayan bir kul haline geliyoruz...
tabi burda şöyle diyenler olabilir ben mürşid olmadanda Allah'a yaklaşabilirim...Tabiki böyle bir durumda var...Amacımız Allah yolunda ilerlemek...ister mürşidi kamille rabıta yaparak...ister mürşid olmadan...Amacımız doğru olsun yeter inşAllah...
-1/FÂTİHA-5: İyyâke na’budu ve iyyâke nestaîn(nestaînu). (Allah’ım!) Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden İSTİANE (mürşidimizi) isteriz.
Allahû Tealâ diyor ki: “Eûzubillâhimineşşeytânirracîm, Bismillâhirrahmânirrahîm: Kovulmuş, recm edilmiş, taşlanmış şeytandan Allah’a sığınırım. Allah’ın ismiyle, Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım.” “Dîn gününün sahibi olan… Yalnız Sana kul oluruz ve yalnız Senden istiane isteriz.” Yani “Mürşidimizin kim olduğunu yalnız Sana sorarız.” “Yalnız Senden istianeyi isteriz.”
Öyleyse Allahû Tealâ’dan istiane istenmesi söz konusu, yardım istenmesi söz konusudur. Bu yardımın muhtevasına baktığımız zaman, yardımın, istianenin, Allah’tan mürşid isteme konusunda olduğunu görüyoruz. Allahû Tealâ, “Yalnız Sana kul oluruz.” ifadesiyle, insanların sadece Allah’a kul olabileceğini ifade ediyor. “Yalnız Senden istianeyi isteriz.” ifadesi ise, “Mürşidimizi yalnız Sen belirleyebilirsin.” mânâsını taşıyor. Mürşid kimden sorulur? Yalnız Allah'tan sorulur. “İyyâke nestaîn” ifadesi bunu ifade ediyor. Niçin?
-1/FÂTİHA-6: İhdinas sırâtel mustakîm(mustakîme). (Bu istiane’n ile) bizi, SIRATI MUSTAKÎM’e (Allah’a ulaştıran yola) hidayet et (ulaştır).
“Mürşidimizi Senden sorarız ki; O’na tâbî olalım, ruhumuz vücudumuzdan ayrılsın ve Senin Sıratı Mustakîm’ine ulaşsın. Bizi böylece Sıratı Mustakîm’ine ulaştır. Ruhumuz Senin Sıratı Mustakîm’ine ulaşsın da, Sıratı Mustakîm üzerinden bir seyr-i sülûk yapsın ve Senin Zat'ına ulaşsın.” Allah ile olan ilişkilerimizin bu dizaynına baktığımız zaman gördüğümüz odur ki; Allahû Tealâ’nın indinde, “insan ruhunun Allah’a ulaşması” diye bir müessese var. Ve ruhun Allah’a ulaşması, Sıratı Mustakîm isimli bir yolla gerçekleşir. Sıratı Mustakîm; Allah’a ulaştıran yolun adıdır.
-1/FÂTİHA-7: Sırâtallezîne en’amte aleyhim gayril magdûbi aleyhim ve lâd dâllîn(dâllîne). O (SIRATI MUSTAKÎM) ki; (başlarının) üzerlerine (Devrin İmamı’nın ruhunu) ni’met olarak verdiklerinin yoludur. Üzerlerine gadap duyulmuşların ve dalâlette kalmışların (Allah’a ulaşmayı dilemeyenlerin) yolu değil.
Allahû Tealâ diyor ki: “O yol ki, Sıratı Mustakîm ki; üzerlerine (başlarının üzerine) ni'met verilenlerin yoludur.” Çünkü tâbiiyet sırasında mutlaka devrin imamının ruhu o kişinin başının üzerine gelir. Bu, Allah’ın o kişinin başının üzerine verdiği bir ni'mettir.
Haddim olmiyarak konuyla ilgili günümüzde herkesin anliyabilcegi kisa öz ikikelime eklemek istiyorum. EDEP HAYADIR yani UTANMADIR SAYGIDIR ... ÖNCE HAK-TEALAYA KARSI RESULÜNE SAV KARSI DAHA SONRADA YARATILMIS MAHLUKATA KARSI YARADANDAN DOLAYI SAYGI...
Haddim olmiyarak konuyla ilgili günümüzde herkesin anliyabilcegi kisa öz ikikelime eklemek istiyorum. EDEP HAYADIR yani UTANMADIR SAYGIDIR ... ÖNCE HAK-TEALAYA KARSI RESULÜNE SAV KARSI DAHA SONRADA YARATILMIS MAHLUKATA KARSI YARADANDAN DOLAYI SAYGI...
Ben anladigimi ve yasamaya calistigim EDEP duygusunu bir kac kelimeyle özetledim sayin conqueror sizin anlatmaya calistiginiz konuyu böldügüm icin de haddim olmiyarak kelimesini sarfettim ayrica Kolay gelsin. SAYGILAR...
" efendi, bil ki insanın tenindeki can edeptir. insanoğlunun göz ve kalp nuru edeptir. adem bir ulvi alemdendir, süfliden değil. bu dönen kümbetin hem dönmesi hem de revnak ve zineti edeptir. insanoğlu eğer edepten yoksun ise, o insan değildir, zira insanoğlu ve hayvan arasındaki fark edeptir. aç gözlerini bak, Allah kelamı olan Kuran ayet ayet edeptir. akıldan sordum: iman nedir? akıl kalp kulağıma cevap verdi: "iman edeptir"!
mevlana
gezdim halep şam , eyledim ilmi talep , meğer ilim bir hiçmiş , illa edep illa edep