Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  BirlikteForum. Kültürel Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat & Tarih > Tarih ve Strateji > Osmanlı Tarihi (Moderatörler: sunguralp, hasmetvu) > DİVAN-I HÜMAYUN

Konu Bilgileri
Konu BaşlıgıKonu: DİVAN-I HÜMAYUN
Cevap SayısıCevap Sayısı: 2 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 98 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: DİVAN-I HÜMAYUN  (Okunma Sayısı 98 defa)
30 Kasım 2008, 21:52:01
Moderator
*
Üye No: 2650
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 212
Nerden: Malatya
Teşekkür Sayısı: 306
Bağımsızlık biz Türklerin değişmez elbisesidir...

WWW
Offline
« :»




Bir beyin.

Üç kıtayı yöneten mükemmel bir beyin...

Osmanlı'nın o mükemmel yönetimini sağlayan Divan-ı Hümayun.

İsterseniz konuyu uzmanından okuyalım.

Söz son dönem üstatlarından İlber Hocamızda:

      Size yaz boyu zaman zaman Topkapı Sarayı'nın bölümlerinden  söz etmek isterim. Bu ilginç saray yeryüzünün en özgün hükümdar evidir,  imparatorluk bürokrasisini  temsil eden anıtlardandır.Mütevazı ama çarpıcı ve her şeyden önce güzeldir. Denizden bakıldığında ise muhteşemdir.  Amaç da budur. İhtişamının ilginç bir noktası da  Ayasofya ve Sultanahmet gibi anıtların minareleri ile boy ölçüşen Adalet Kasrı'dır. Yani Divan-ı Hümayûn'a profilini veren Rönesans üslubundaki bu kule, yüksekliğinden çok zarafetiyle sarayı temsil eder. Yangından sonra 17'nci yüzyılda kagir olarak inşa edilmiştir. Osmanlı  döneminin bütün saraylarında;  Bahçesaray'daki Hansaray'da, Edirne Sarayı'nda hatta 18'inci yüzyılda ünlü ayan konaklarında bunun  benzeri kuleler vardı. Ama hiçbiri böyle değildir  ve Osmanlı merkez teşkilatının  en önemli organına
Kubbealtı, bu organın üyelerine Kubbenişin rical dendiğini hatırlar-
sak, devleti isimlendirmiştir.
   
      Divan-ı Hümâyûn Farsça bir tamlamadır. Divan çok açık ki Sami asıllı bir  deyim; bir defteri ve dildeki dönüşümle bir büroyu ifade ediyor. Ama İran imparatorluklarında çok yerleşmiş. Belirli işlere bakan bir meclis ve bakanlık demektir. Hümâyûn İran'da emperyal  anlamında. Divan-ı Hümâyûn 15-16'ncı  Osmanlı asırları boyunca  bilinen dünyanın politikasının yönlendirildiği  bir yerdi.Hiçbir zaman Osmanlı kanunu onun  yapısını ve görevini ayrıntılarıyla ve bükülmez bir şekilde tespit etmiş değildir ama Osmanlı'da söze ve padişah fiiline dayanan anane o zamanki deyimle "ecdad ve eba-i izam" (yüce dedelerimiz ve babalarımız) zamanından beri uygulanagelmiştir.  16'ncı yüzyılda haftada  dört  gün  toplanan, 18'inci yüzyılda ise bir gün zor toplanan bir kurul haline dönüştü. Güya müslümanların tatil  günü  denen cumaları en yoğun çalışma günüydü. Divan-ı Hümâyûn  temyiz davalarına bakardı, halkın müracaatlarını  dinlerdi. Dahası, ihtida eden yani Müslümanlığa geçen, Osmanoğulları, Kurumlan, Müzelere divan toplantısı sonunda 50 akçe destek parası verilirdi. Eski toplumda din değiştiren biri bütün akrabalarını, cemaatini hatta tezgâhını gözden çıkarmış demektir.  Bu nedenle dul kadın veya yalnız ihtiyarlara ev ve geçim imkânı dahi sağlanırdı.
   

   Divan-ı  Hümayûn'da savaşa ve barışa  karar  verilirdi. Tabii bu kararları tasdik edecek kişi padişahtı. Müftü de kararı berkitecek fetvayı verirdi. Divanda dört bir bucağı ve her şeyi ilgilendiren kararlar alınırdı. 10 yıldır Başbakanlık arşivimiz bu kayıtlan yani "Mühimme  Defteri" denen eserleri neşrediyor. 16'ncı yüzyılın bir dünya imparatorluğunun tarihini buradan izlemek mümkündür. Amadivanda ne padişah ne de sonraları şeyhülislam dediğimiz müftü bulunurdu. Şeyhülislamların kabine toplantılarına katılması 19'uncu yüzyıla mahsus bir vakıadır. Fatih Sultan Mehmet'ten beri Osmanlı padişahları divan toplantılarını bir hücreden izler; tıpkı İspanya krallarının universal şurayı, Moskova çarlarının Kremlin'deki boyarlar meclisini izlemesi gibi. Padişah III. Selim'in sık sık yaptığı gibi kafese vurup divanı dağıtabilirlerdi. O zaman divan üyeleri ve sadrazam Arz Odasına arza koşardı. Güya II. Mehmet'in Bursa veya Edirne zamanında, dervişin biri divanın ortasına sızıp "Padişah kangınız?" diye sormuş. Artık imparatorluk çağında böyle ölçüsü kaçmış aşiret demokrasisine tahammül edilemezdi. Padişahlar divan toplantılarından çekildi.
   
    Divan-ı Hümâyûn toplantıları üyelerin sabah namazını Ayasofya Camii'nde kılmalarından sonra başlardı. Ayrıntılı bir törenle orta kapı  olan Bab-üs Selam önündeki hiyerarşik selamlaşma ve alkış  ile rütbeye  göre orta avluya girerlerdi.  Burada herkes attan inerdi.  1739 senesinde  Belgrad Barışı'ndan zaferle dönen İvaz Mehmet Paşa'nın  I. Mahmut'un  istisnai atıfeti dolayısıyla atla girmesi dışında böyle bir vaka pek görülmez. Divanın başı veziriazamdı; kendisini dört adet kubbealtı veziri yani imparatorluk mareşalleri takip ederdi. Yeniçeri ağası eğer vezir rütbesinde değilse divanda oturmazdı. Kaptan paşa mutlaka bulunurdu. Asıl baş köşede oturanlar Anadolu ve Rumeli kazaskerleriydi.  Osmanlı yargı teşkilatı ve taşranın idaresi bu iki memura tabi idi. Divanın bir üyesi defterdardı. Bugünün  aksine  maliyeciler kelle koltukta çalışan adamlardı.  Herhalde ananenin yansıması olacak ki,  1961'de başvekil ve hariciye vekiliyle birlikte maliye vekili de idam edildi. Hiç şüphesiz bir diğer önemli üye nişancıydı. Askerî imparatorluğun tımar ve zeamet sistemi 10 binlerce tımarlı ve zaimin kayıt ve kaderi onun adaletli ve düzgün işlevlerine bakardı. Başyardımcısı reis-ülküttab ve ona bağlı divan tercümanları ayakta beklerlerdi, sefir süferanın görüşmeleri ve harici meseleler sorulduğunda arzda bulunmaları için... Fenerli beyler imparatorluğun hıristiyan memurlarıydı ve  çok kimsenin zannettiği gibi Helen asıllı değillerdi. İçlerinde mebzul Romen asıllılar, Bulgar, Hıristiyan Arnavut, İtalyan hatta 13'üncü yüzyıldaki Haçlı istilâsından Latin kökenli aileler de vardı. Yunan ayaklanmasından sonra bu zümre  tasfiye edildi. Yerlerini Ahmet Vefik  Paşa'nın ailesi olan Bulgarzade Yahya gibi Müslümanlar ve Sahak Ebro gibi Ermeniler aldı.

       16'ncı yüzyıl Osmanlı nişancıları edip ve âlim kişilikleri ile dikkati çekmişlerdir. En büyüklerinden biri Koca Nişancı da denen Celalzade Mustafa idi. Celalzade Mustafa edip üsluplu tarihi "Tabakat-ül Memalik ve Deracat-ül Mesalik"  ile tanınır.  Onun kaleme aldığı name  ve bazı  fermanları okumak tarih öğrencilerine 16'ncı yüzyıl dilinde ve edebiyatında ustalık kazandırır.

   Muhteşem kubbenin gölgesinde sarayın orta avlusu devletin ve milletin yaşadığı tarihin ihtişamını aksettirir. Üç ayda bir yeniçerilerin ulufeleri dağıtıldığında Divan-ı Hümâyûn toplanır, orta avluda yeniçeri kalabalığının çektiği gulbank, yani  kopardıkları sanatkârane vaveyla ve gulgule yeri göğü inletirdi. Bu ortamda başkentteki sefirler de hazır bulunurdu. Bu üç aylık törenlere Galebe Divanı denir.

   Hiç şüphesiz ki ne divanın ne padişahın otoritesinin kaale alındığı isyankâr,  zoraki toplantılar da olurdu.  Yeniçeriler orta avluyu doldurur, padişahı Ayak Divanı'na çağırırdı. Bunların çoğunun ne olduğunu, nasıl bittiğini biliyoruz; Hafız Paşa, Hezarpare (Bin parça) Ahmet  Paşa gibi bazı devlet adamlarının başı pahasına kalabalık dağılırdı.





Kırk Ambar Sohbetleri....
İlber Ortaylı
« Son Düzenleme: 30 Kasım 2008, 22:12:10 Gönderen: sunguralp » Logged



sunguralp BAKTIĞIMIZ KONULARA YORUM YAPMADAN GEÇMEYELİM. NETİCEDE EMEK VERİLMİŞTİR.EMEĞE SAYGI DUYALIM.

Bağlantılar

Logged
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 14.041


View Profile
Re: DİVAN-I HÜMAYUN
« Posted on: 07 Ocak 2009, 22:46:09 »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Logged
30 Kasım 2008, 23:01:35
Aktif Üye
*
Üye No: 13028
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 411
Nerden: Kayseri - Ankara
Teşekkür Sayısı: 270
Hiç bu kadar kahpe olmamıştı zaman...

Offline
« Yanıtla #1 :»

Çalışman için sağolasın. ABD'nin her konuda olduğu gibi yönetim hususunda da örnek aldığı Osmanlının divanı günümüzde ki başkanlık sistemlerine (en iyi örneği de ABD'nin başkanlık sistemi) temeldir. Anayasa derslerinde yönetim çeşitlerinde aklıma gelmişti bu benzerlik.
Logged
Stj. Av. Lütfi' Adlı Üyenin İmzası

Hiç bu kadar kahpe olmamıştı zaman. Hiç bu kadar namussuzu bir arada ve elele görmemişti bu memleket...

Ölsekte Ravzanı Ruhumuz Bekler, Can Verir Cananı Veremez Türkler (1918 Medine)
01 Aralık 2008, 21:07:03
Moderator
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 170
Teşekkür Sayısı: 201

Offline
« Yanıtla #2 :»

   Osmanlı împaratorluğu'nda, padişah sarayında toplanan ve şimdiki Bakanlar kurulu gibi memleketin önemli işlerini gören, bu arada müracaat dilekçelerini de kabul ederek bir çeşit yüksek mahkeme vazifesi de gören müesese Divanı Hümayun.
Logged
hasmetvu' Adlı Üyenin İmzası

...Nadan ile konuşma zordur biline.
...Çünkü ne gelirse söyler diline...
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

BirlikteForum Etiketler
DİVAN-I HÜMAYUN

 
Gitmek istediğiniz yer:  

|Site Haritası|Site Haritası | Arşiv | Wap | Arsiv | Wap2 | Wap Forum | XML |
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC | Sitemap
sitemap


BirlikteForum. Kültürel Bilgi Paylaşım Platformu Çöl Atesi v3 by rallyproco
Sitemap
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 75, 76, 77, 78, 79, 80, 81, 82, 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141
Yasal Uyarı: Sitede bulunan linklerin tamamı kopya olup,site ve host sahibinle ilişkili değildir. Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır ve site bünyesinde hiçbir dosya bulunmamaktadır.Dosyaları bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır. Dosyalar tanıtım amaçlı olduğundan hak sahibi şahıs veya şirketin bize bildirmesi halinde,isteği üzerine tüm dosyaları kaldırılır. Site genelinde yayınlanan yazı, şiir vs. kaynak belirtilmek zorundadır. Haksahibinin talebi üzerine alıntı yazı, şiir vs. siteden kaldırılır. Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir, web sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmez İletişim


BİRLİKTE FORUM
Sitemize üye olarak hizmetlerimizden en iyi şekilde yararlanabilirsiniz.
10 saniyede üye olmak için tıklayın.

kapat