بِسْمِ اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِ
وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ
وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أَمْوَاتٌ ۚ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ
Bakara Suresi 154
Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.
Vatan Şairi bu günü ne güzel özetlemiş değil mi?
İlahi, şer’-i masumun şu topraklardı son yurdu…
Nasıl te’yid-i kahrın en rezil akvama vurdurdu?
Evet, milletlerin en kahpesinden, üç leim ordu,
Gelip ta sinemizden vurdu, seyret hem nasıl vurdu:
Ki istikbal için çarpan yürekler ansızın durdu!
Yazılacak ne var ki.
Aslında ne söylenmedik söz kaldı ve ne de anlatılacak bir siyasi malzeme.
Zaten istesek de bize bırakmayanlar çok olacaktır bu dediklerimizi.
Sıra sıra dizilecektir taziye mesajları…
Kimin gönlünde ki ateşi söndürecekse ve ya ne işe yarayacaksa.
Ne şehidimin yarine yazdığı mektubun ucunda ki yanığa şifa olacak,ne de annesinin yürek goncasını,babasının bir tane aslanını geri getirecek.
Dizi dizi sıralanacak yine taziye mesajları…
Millete dilenecek,aileye denilecek;taziye kalmış gibi.
Yine bizler oturup ağlayacağız bir mezar taşının başında,yine anneler babalar göz yaşı diye akıtacaklar evlatlarının kanını bu topraklara.
Daha çok dinleyeceğiz gibi geliyor bana bu taziyeleri.
Hem de bir yarin elinde ki kalan son hatırası mektubu okurken ya da evladının mezar taşından gül kokusu almak için;ciğer dolusu nefes çeken,anne-babaların hıçkırıkları arasında.
Toprağa vereceğiz;anasının kınalı kuzusunu.Rüzgarın okşamasından kıskandığı saçlarını bir kez daha okşamasına bile izin verilmeden.
Hem de neden,neden…
Hiç birimizin akıl erdiremediği ve hiç birimizin anlamak için güç yetiremediği bir konu yüzünden.
Ne kendilerinin ne de bizim cevabını bilmediğimiz ama aslında uğruna milyonlarca can verilen bu topraklarda gözü olan namussuzların çok iyi bildiği bir cevap uğruna.
Kime hizmet ediyorsunuz?
Kimin ateşi tutmaya cesaret edemediği için kullandığı maşalarısınız?
Nasıl bir insansın zalim ki hiç düşünmeden o kadar bin canın üzerine,onyedi fidanımızı kırıp geçtin?
Nasıl bir zalimsin ki anne babaların Arş-ı Ala’yı titreten feryatlarını duymaktan bu kadar uzaksın?
Ebu Cehil misim zalim ki mazlumların üstüne böyle bir karabulut gibi çöktün?
Ebu Lehep misin zalim ki milletinin önünü kesmek için,Amerika’nın,İsrail’in,İngiliz’in cehennem ateşinden dikenlerini yollarımıza döküyorsun?
Ellerin kurusun hain oğlu hain…
Ellerin kurusun hain oğlu hain...
Ellerin kurusun da cehennemde yanarken bu günkü taşeronlarında sırtlarında ipleriyle sana odun taşısın.
Bittik mi sanıyorsun bizleri?Peşindeyiz evlatlarımızın.Çünkü çok iyi biliyoruz ki;
“Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir. “
Ne diyelim?Nasıl söyleyelim?
Bu gün onyedi evladımız daha Rabbine yürüdü…
Akif’in deyimiyle;
“Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber…
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…”
Tüm Milletimizin başı sağolsun.
Vatan sağolsun.
Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.
Vatan Şairi bu günü ne güzel özetlemiş değil mi?
İlahi, şer’-i masumun şu topraklardı son yurdu…
Nasıl te’yid-i kahrın en rezil akvama vurdurdu?
Evet, milletlerin en kahpesinden, üç leim ordu,
Gelip ta sinemizden vurdu, seyret hem nasıl vurdu:
Ki istikbal için çarpan yürekler ansızın durdu!
Yazılacak ne var ki.
Aslında ne söylenmedik söz kaldı ve ne de anlatılacak bir siyasi malzeme.
Zaten istesek de bize bırakmayanlar çok olacaktır bu dediklerimizi.
Sıra sıra dizilecektir taziye mesajları…
Kimin gönlünde ki ateşi söndürecekse ve ya ne işe yarayacaksa.
Ne şehidimin yarine yazdığı mektubun ucunda ki yanığa şifa olacak,ne de annesinin yürek goncasını,babasının bir tane aslanını geri getirecek.
Dizi dizi sıralanacak yine taziye mesajları…
Millete dilenecek,aileye denilecek;taziye kalmış gibi.
Yine bizler oturup ağlayacağız bir mezar taşının başında,yine anneler babalar göz yaşı diye akıtacaklar evlatlarının kanını bu topraklara.
Daha çok dinleyeceğiz gibi geliyor bana bu taziyeleri.
Hem de bir yarin elinde ki kalan son hatırası mektubu okurken ya da evladının mezar taşından gül kokusu almak için;ciğer dolusu nefes çeken,anne-babaların hıçkırıkları arasında.
Toprağa vereceğiz;anasının kınalı kuzusunu.Rüzgarın okşamasından kıskandığı saçlarını bir kez daha okşamasına bile izin verilmeden.
Hem de neden,neden…
Hiç birimizin akıl erdiremediği ve hiç birimizin anlamak için güç yetiremediği bir konu yüzünden.
Ne kendilerinin ne de bizim cevabını bilmediğimiz ama aslında uğruna milyonlarca can verilen bu topraklarda gözü olan namussuzların çok iyi bildiği bir cevap uğruna.
Kime hizmet ediyorsunuz?
Kimin ateşi tutmaya cesaret edemediği için kullandığı maşalarısınız?
Nasıl bir insansın zalim ki hiç düşünmeden o kadar bin canın üzerine,onyedi fidanımızı kırıp geçtin?
Nasıl bir zalimsin ki anne babaların Arş-ı Ala’yı titreten feryatlarını duymaktan bu kadar uzaksın?
Ebu Cehil misim zalim ki mazlumların üstüne böyle bir karabulut gibi çöktün?
Ebu Lehep misin zalim ki milletinin önünü kesmek için,Amerika’nın,İsrail’in,İngiliz’in cehennem ateşinden dikenlerini yollarımıza döküyorsun?
Ellerin kurusun hain oğlu hain…
Ellerin kurusun hain oğlu hain...
Ellerin kurusun da cehennemde yanarken bu günkü taşeronlarında sırtlarında ipleriyle sana odun taşısın.
Bittik mi sanıyorsun bizleri?Peşindeyiz evlatlarımızın.Çünkü çok iyi biliyoruz ki;
“Sızlasa da gönüller düşenlerin yasından
Koşar adım gitmeli onların arkasından.
Kahramanlık; içerek acı ölüm tasından
İleriye atılmak ve sonra dönmemektir. “
Ne diyelim?Nasıl söyleyelim?
Bu gün onyedi evladımız daha Rabbine yürüdü…
Akif’in deyimiyle;
“Ey şehid oğlu şehid isteme benden makber…
Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber…”
Tüm Milletimizin başı sağolsun.
Vatan sağolsun.











Logged


















