Başörtü takmama yemini !!! İlköğretim öğrencilerine başörtüsü takmamaları için yemin ettiren öğretmenin eğitim mantığı PES DEDİRTTİ.
Çanakkale merkezde bulunan Mustafa Kemal İlköğretim Okulu 8. sınıf öğrencilerine başörtüsü kullanmamaları için yemin ettiren öğretmen için Çanakkale Milli Eğitim Müdürlüğü soruşturma başlattı.
8. sınıf öğrencilerinin teknoloji ve tasarım derslerine giren Muazzez Zeybel'in, derste öğrencilere örtünmemeleri için yemin ettirmesine tepki gösteren çok sayıda veli, milli eğitim müdürlüğüne verdikleri dilekçeyle öğretmenin görevine son verilmesini istedi. Öğretmen hakkında soruşturma başlattıklarını belirten İl Milli Eğitim Müdürü Vefa Bardakçı, "Konu kapsamında veliler ve öğrencilerin ifadeleri alındı. Soruşturma çok kısa bir süre sonra sonuçlanır." dedi. Muazzez Zeybel'in sevilen bir hoca olduğunu söyleyen 8. sınıf öğrencisi Z.A., "Hocamız son zamanlarda sürekli başörtüsü üzerine konuşmalar yapmaya başladı. Bir gün ders sırasında dersi anlatmayı bırakıp, 'Ben şimdi sizden büyüyünce başörtüsü örtmeyeceğinize, evden çıkarken Ayet-el Kürsi okumayacağınıza dair yemin etmenizi istiyorum.' dedi. Bunun üzerine sınıftan bazı öğrenciler 'söz veriyoruz' dedi. Sınıfın çoğunluğu ise sessiz kaldı. Hocamız da bize 'Irak'ta kadınlar başını örtüyor, bakın onlar şimdi ne haldeler; sizler de örterseniz bizim ülkemiz de Irak gibi olur.' diyerek bizleri ikna etmeye çalıştı. Ben de akşam babama durumu anlattım, o da öğretmenden şikayetçi oldu." dedi. Bazı veliler ise çocuklarının beyinlerinin ders yerine bu tür şeylerle yıkanmasının dehşet verici olduğunu söyledi.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş Yap
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.
yaa bu ne yaa bıktım yaa yeter yeter yeter laiklik demokrasi adına veya vs vs vs adına bize neler deee yapıyorlar böyle sırf bunlar böyle diyor diye inadı bile kapanırım beee bunlara söyleyecek söz bulamıyorum ...
eğer türkiye olurda bir gün parçalanırsaa bu kalleşler yüzünden olucak...
« Son Düzenleme: 20 Haziran 2008, 00:07:41 Gönderen: Savtegin »
Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın 13.1.1991 günü Sivas'ın Sıcak Çermik ilçesinde Refah Partisinin Eğitim Seminerinde yaptığı konuşma aşağıda verilmiştir... (…sen Refah Partisi’ne hizmet etmezsen hiçbir ibadetin kabul olmaz. Çünkü başka türlü müslamanlık olmaz. Başka türlü kurtuluş yok... Refah bu ordudur. Bütün gücünle bu ordunun büyümesi için çalışacaksın. Çalışmaz isen patates dinindensin... Bu parti İslami cihad ordusudur. Kendi kendine CİHAD ediyorum diye faaliyette bulunamazsın. Karargaha bağlı olmak zorundasın, her faaliyette karargaha bağlı olmak zorundayız. Karargaha danışılmadan yapılan faaliyetler tefrikadır. Çalışacaksan, burada çalışacaksın. Müslüman mısın? Bu orduda asker olmaya mecbursun... Cihada para vermeden müslüman olunmaz. Kişinin müslümanlığı, cihada verdiği para ile ölçülür. Bir müslüman, zekatını götürüp fakire veremez. Zekatını beytülmale, cihad ordusunun karargahına, ilçe teşkilatının başkanlığına verecektir. Biz müslümanız. Biz Kur'anı hakim kılmak isteyene gideceğiz. Hepimiz Refahçı olmaya mecburuz, çünkü cihad ediyoruz... Şuurla Refaha çalışan cennete gidiyor. Neden? Çünkü Refah demek Kur'an nizamını hakim kılmak için çalışmak demektir)
Güya dindar olan Erbakan yukarıdaki konuşmayı yaparsa, öğretmenin biri "başörtüsü takmama yemini" ettirmiş çok mu? Olaylara objektif bakabilmek lazım. Eğer yukarıda bahsedilen öğretmene kızdığımız kadar zamanında Erbakan tarafında yapılmış olan abuk subuk işlere kızabilseydik belki şimdi baş örtüsü sorunu diye bir sorun olmayacaktı. Zira "Rektörler baş örtülü kızlara selam duracak" veya "İmam Hatipler bizim arka bahçemizdir" sözleriyle bu ülkede "mütedeyyin" kesime en büyük zarar bence Erbakan tarafından verilmiştir.
Refah Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan'ın 13.1.1991 günü Sivas'ın Sıcak Çermik ilçesinde Refah Partisinin Eğitim Seminerinde yaptığı konuşma aşağıda verilmiştir... (…sen Refah Partisi’ne hizmet etmezsen hiçbir ibadetin kabul olmaz. Çünkü başka türlü müslamanlık olmaz. Başka türlü kurtuluş yok... Refah bu ordudur. Bütün gücünle bu ordunun büyümesi için çalışacaksın. Çalışmaz isen patates dinindensin... Bu parti İslami cihad ordusudur. Kendi kendine CİHAD ediyorum diye faaliyette bulunamazsın. Karargaha bağlı olmak zorundasın, her faaliyette karargaha bağlı olmak zorundayız. Karargaha danışılmadan yapılan faaliyetler tefrikadır. Çalışacaksan, burada çalışacaksın. Müslüman mısın? Bu orduda asker olmaya mecbursun... Cihada para vermeden müslüman olunmaz. Kişinin müslümanlığı, cihada verdiği para ile ölçülür. Bir müslüman, zekatını götürüp fakire veremez. Zekatını beytülmale, cihad ordusunun karargahına, ilçe teşkilatının başkanlığına verecektir. Biz müslümanız. Biz Kur'anı hakim kılmak isteyene gideceğiz. Hepimiz Refahçı olmaya mecburuz, çünkü cihad ediyoruz... Şuurla Refaha çalışan cennete gidiyor. Neden? Çünkü Refah demek Kur'an nizamını hakim kılmak için çalışmak demektir)
Güya dindar olan Erbakan yukarıdaki konuşmayı yaparsa, öğretmenin biri "başörtüsü takmama yemini" ettirmiş çok mu? Olaylara objektif bakabilmek lazım. Eğer yukarıda bahsedilen öğretmene kızdığımız kadar zamanında Erbakan tarafında yapılmış olan abuk subuk işlere kızabilseydik belki şimdi baş örtüsü sorunu diye bir sorun olmayacaktı. Zira "Rektörler baş örtülü kızlara selam duracak" veya "İmam Hatipler bizim arka bahçemizdir" sözleriyle bu ülkede "mütedeyyin" kesime en büyük zarar bence Erbakan tarafından verilmiştir.
yukardaki açıklamaları bu forumda kim destekliyorki? seçimlerde halkında desteklemediği defalarca anlaşıldı buna rağmen bunu alıntılıyıp bunun hesabını sorar gibi tavır anlaşılır bir şey diil bu asıl konuyu sulandırnaktan başka neye yararkii!
güzell !! hocam gelne kadar ben birşeyler karalaıyım bu konunun içeriği nedir? bir dayatmacı küçücük çocukların zihnini bulandırıyor baş örtüsünü kötü belletiriyor yemin ettiriyor sanki içki içmeyeceğime uyuşturucu kullanmayacağıma yemin ederim gibi bunu eleştiriyoruz bunu yazıyoruz peki şimdi kılçığın alıntısının bunla ne ilgisi var alıntıyı kim savunuyor kim tepki vermiyor onlara bakın ben konunun dışına çıktım, diğer arkadaşlarda çıkıcak, hocamda çıkıcak zaten çıkmişş başlı başına bir konu açsa eyvallah yani var olan konuyu geri plana almanın ne anlamı var bu tavırları ve söylemleri yüzünden siyaseten bitmiş bir harekete inanmak ne kadar doğrukii lütfen asıl konuyu rahat bırakın! kılçık kardeşim sizde ayrı konu açın orda tartışalım lütfen
« Son Düzenleme: 25 Haziran 2008, 19:46:02 Gönderen: mendakka5 »
Mendakka, islamı bilenlerin veya bildiğini düşünenlerin temel sorunlarından biri bence "herkesin islamı aynı ölçüde bildiğini sanmak"
O öğretmen öğrencilere baş örtüsü yemini ettirirken aslında bunu "islama gıcıklık" olsun diye yapmıyor. Cahilce de olsa kendisini ve inandığı değerleri korumaya çalışıyor. Mesela ölünceye kadar "başı açık" olarak özgürce yaşamak, plaja gidip "mayoyla" denize girmek, restoranda özgürce "rakısını" yudumlamak istiyor.
Şimdi "ne alakası var, ona kim engel olacak ki?" diyebilirsin. Ama git bir de ona sor bakalım. O bunu bilmiyor ki.
Ona göre islam gerçek yüzünü "Erbakan" ile gösterdi. Bundan sonra da ilk fırsat bulduklarında yine gerçek yüzlerini gösterecekler diyor ve bunun önlemlerini almaya çılışıyor. AKP hükümeti baş örtüsü düzenlemesini yaparken, Konya milletvekiliydi galiba bir hainin "Baş örtüsünü kamu çalışanlarına da serbest bırakıcaz" cümlesi belki senin ilgini çekmiyor ama, O öğretmen diyor ki "İşte gerçek amaçları bu".
Ve bu şekilde de "laikçilerin" ekmeğine yağ sürülüyor...
« Son Düzenleme: 26 Haziran 2008, 08:49:45 Gönderen: KILÇIK »
niye hainki! fikrini söylemiş sonuçta ne hainliği 80 yıldır isteyen istediğini yapıyor hatta fazlasınıda yapıyor özgürlük diye laiklik diye ne içkinin kötülüğünden bahsedebiliyoruz nede kürtajın cinayet olduğundan dizileri seyretmiyormusunuz neler fışkırıyor oradan yaprak dökümü mü ahlak dökümümü ne karın ağrıysa son bölümünde afedersiniz ama fahişelik resmen kutsandı seyretmeyin demekle olmaz bu genel bir tavır ulusal kanallar bu konuda ikiz kardeş gibiler bakın TUNUS örneği var onu biraz incelemenizi tavsiye ederim size ,ve lütfenn bunu başka konuya alın artık konu mundar olduu
Konu özelde bir hocahanımın başörtüsü histerisidir,bu doğru.
Ancak genele baktığımız zaman konunun sadece bu bayanı değil hepimizi ilgilendirdiği gün gibi ortada.
Bu öylesine bir ilgi ve karşılıklı tepki ki toplumda bu konuyla alakalı görüş bildirilen ve herkesin bir bilen olarak bir şeyler deme zorunluluğunda kendini hissettiği bir mevzuya dönüşmüş durumda.
Bu kadar genele yayılmış ancak aslında sadece uygulayanları ilgilendirmesi gereken ve özel bir konu durumunda olan bir mevzu,açıldığı zaman;konunun sadece tek bir yönü ile anlaşılması imkansızdır.
Konu kişiye özeldir.Yaşantılarına göre kendi yaşadıkları herkesinkinden daha önemlidir.
Çünkü genel hatları ile incelenmeye çalışılan bu konunun aslında her insan için özel yönleri vardır. Bu bir "laik"içinde böyledir,"laikçi"içinde böyledir,inanan ve uygulayan içinde böyledir,bundan nemalanmaya çalışan siyasetçi içinde böyledir.
Bizler hep bu türlü konulara bakarken karşı tarafı eleştirmekten başka bir şey yapmadık.
Bizim hatamız nedir ,bu insanlar bizden neden korkuyor diye sorgulamadık bile.
Öyle oluncada yaptığımız tek şey;
Baş örtüsü Allah'ın emridir demekten öteye geçemedi.
Oysa bu sadece bizi bağlayan bir hükümdü,karşıdaki kişileri bu çokda fazla ürkütmüyordu.
Onların ürktükleri bambaşka konular vardı ve biz hep bunları görmezden gelirken,onlar bizlere ne kadar sert ve katı davrandıysa bizde onları korkutma adına hiç bir şeyden çekinmedik.
Erbakan hoca bu işin başı değilse bile önemli dönüm noktalarından biridir.
Siyasi ihtirası için hiç çekinmeden baş örtüsünü ve Müslümanların inançlarını kullanmıştır.
Topluluklara ettirdiği yeminler ve KILÇIK kardeşimin örnekleriyle verdiği beyanları ile bu yarayı kaşıyarak sürekli bir oy potansiyeli sağlamaya çalışmış ve sorunu bir kör düğümüe dönüştürmüştür.
Onun bu yaptıklarının ardından başa geçen her iktidar konuyu halledeceğim vaadini kullanmaya başlamış ve iktidar olur olmaz,bir kayıkçı kavgası görüntüsüyle bu mevzunun üzerine gitmiştir.
Oysa bu konuyu siyasiler ve ya bir başkası sosyal,tarihi ve kültürel boyutlarını halletmeden çözemezdi.
Bunu sadece ben değil elbette ki siyasilerde çok iyi biliyordu.
Tıpkı Erbakanın kanlı mı kansız mı,arka bahçemiz vs.örneklerini ortaya koyarken söylediklerini hiç bir zaman yapamayacağını bilmesine rağmen,sırf siyasi hırsları için milletin menfaatlerini ayaklarının altına alması gibi.
Bundan etkilenen laik kesim ise direkt olarak laikçilerin kucağına itilmiştir.
Laikçiler ise Erbakanın karşıt versiyonundan başka bir şey olmadıkları için tek amaçları kendi bürokratik baronluklarını korumak olmuştur.Bunun için gerekirse orduyu tahrik etmekten tutunda,kendi adamlarından oluşan anayasa mahkemesi üyelerini bile milletin üzerine çıkarmaktan çekinmemiştirler.
Ben her zaman şunu düşündüm bu konuda;"laikçiler"ne kadar suçluysa bu konuda"Dinciler"de o kadar suçludur.
Tek masum olanlar ise Laikliği devlet hayatında benimseyenler ve bunun yanında inancı için örtünenler olmuştur.
Ne yazık ki tek desemde bu insanların sayısı neredeyse ülkemiz nüfusunun %97'sidir.
%3'ün şahsi menfaatleri için ne yazık ki %97 bu gün mağdur durumdadır.
bu çok rahatlatıcı bir açıklama oldu dayatmacılar için ben onların yerinde olsam size çiçek falan gönderirdim erbakanı bu ülkenin başına kurtarıcı yapanlara dayatmacılar diilmidir hocam yıllarca siyasi bir karükatür olmanın ötesine geçemeyen birini kim mehdi yaptı erbakan hoca işin kamuflaj,dır nevzat yalçıntaş hocam geçenlerde açıkladı bu iş iran devrimiyle başladı bizzat kendisi şahit ABD den birileri gelmiş orda oldu sizdede olmaması için sebeb yok dendii ve dayatmalar yasaklar başladı bu arada öcüü ! lazımdı onunda kim olduğu (oldurulduğu) belli hocamm afedersiniz ama ben kime ne dedim şimdi isteyen istediği konuyu açsın ne istesede yazsın, derdim şuu bir daha yazimm asıl konu sulanmasınn aç bu konuyu lokal olarak orda yazalım dedimm, sizin gibi bir kalem erbabanın bu konu hakkında ancak bu kadar yazabiliyorum( Ayıp etmiş.Keşke demeseydi.Bu insan haklarına aykırıdır.")demenize,de çok şaşştım vallahii!! yapmayın saygıdeğer hocamm baş örtüsü neyin simgesidir de yemin ettiriyorsunuz içkininmi uyuşturucunumu vsvs bir kışlada öğretmenlik yapan bayanın işine son vermişlerdi baş örtüsü ile kötü örnek oluyormuş diye sürekli olarak bana siz veya başka saygıdeğer insanlar şunu empoze ediyorlar empati yapın!! olurr yapalımda birazda karşısısı yapsın karşısı şimdiye kadar inanan insanların bu ülkeye bir zarar vermediklerini anlasın artık kaçtır şunu rica ediyorum bir tunusa bakarmısınz ordada bu günler yaşandı ama bu kadar direniş olmadı bu kadar ısrarla hak arama olmadı bu konuda bu kadar yazabiliyorum diyen çok şükür azdı işte sonuç ortada nedir demeyin zaten siz biliyorsunuz bilmeyenlerde bir iki tıklamayla öğrensin saygılarr
bu çok rahatlatıcı bir açıklama oldu dayatmacılar için ben onların yerinde olsam size çiçek falan gönderirdim
Mendakka ben böyle durumlarda kendimi bazılarına karşı öfkelenmiş olarak yakaladığımda "Hudeybiye Barışını" hatırlarım ve hatta yeniden okurum. Samimiyetle senin de yeniden okumanı öneririm.
O dayatmacılar hep vardı. Ve koskoca peygamber yanında bulunanların neredeyse tamamını hayal kırıklığına uğratacak o "adaletsiz" gibi görünen anlaşmayı kabul etti. Bak o anlaşmanın hemen ardından aşağıdaki olay cereyan etmişti.
Andlasma maddelerinden müslümanlari en çok üzenlerden birisi, Mekke'den kaçan müslümanlarin iade edilmesi hakkindaki madde idi. Daha andlasma imzalanir imzalanmaz zincirlerini sürükleyerek gelen Ebu Cendel'in, "Müslüman oldugum için bu kadar zulümlere iskencelere ugramistim. Beni tekrar ayni iskencelere atmak mi istiyorsunuz? Beni yine müsriklere mi teslim edeceksiniz?" çigliklarina ragmen antlasma geregince Kureys adina andlasmayi yapan müsrik Amr oglu Süheyl'e teslim edilmesi, müslümanlari gözyaslari içinde birakmisti .
Yukarıda görüntüdeki zulüm'ü peygamber kabul etmişken biz tutturmuşuz bir "zulüm" edebiyatı. Dine sığınarak birilerinin "başının ezilmesi" için yanıp tutşuyoruz. Başını açmayıp okullarından atılanlara "kahraman" muamelesi yapıyoruz. Oysa okullarda başını görevi için açan ve okuldan sonra başını örterek evine giden öğretmenlerin kız öğrencilere "ne harika" örnekler oluşturduğunu fark etmiyoruz bile.
Öyle geniş bir konu ki neresinden tutsan roman çıkar...
Mendakka konuyu dağıttığım ve senin arzu ettiğin biçimde "o yasakçı" öğretmene "lanetler" yağdırmadığım için kusuruma bakma. Bu bataklık çok geniş. O yüzden sivrisineklere kızmayı çok anlamlı bulmuyorum...
söz veriyorum okuyacam biliyorum ama yine okuyacam 10 sene sonra ne oldu onuda okuyacam 30 yıl oldu zülüm devam ediyor 300 yıl sonrada zülüm devam edebilir
(Yukarıda görüntüdeki zulüm'ü peygamber kabul etmişken biz tutturmuşuz bir "zulüm" edebiyatı. Dine sığınarak birilerinin "başının ezilmesi" için yanıp tutşuyoruz. Başını açmayıp okullarından atılanlara "kahraman" muamelesi yapıyoruz. Oysa okullarda başını görevi için açan ve okuldan sonra başını örterek evine giden öğretmenlerin kız öğrencilere "ne harika" örnekler oluşturduğunu fark etmiyoruz bile. ) siz başörtüsünü açarak okula giden kızların günahlarını kabul edin asıl siz kahraman olun! bu forumda olmanızdan çok memunum renginizi çok cesurca ve ve net belli etmenizide takdir ediyorum aziz nesini de(ateşi bol olsun) tavrını çok net ortaya koymasından dolayı takdir ederdim şimdi beni ayne kefeyemi koydunuz demeyin haşaaa! hiç öyle bir niyetim yok hem bu ağır bir vebal olur son olarak ben sivrisinklerle uğraşmaya devam edicem sonuçta şimdi şu an beni ısırıyorlar yokki zırhım falan bataklığı kurutmayı size ve hocama bırakıyorum
siz başörtüsünü açarak okula giden kızların günahlarını kabul edin asıl siz kahraman olun!
Ehven-i şer diye bir kavram var. Kötünün iyisi anlamına geliyor. Bence bu noktada geniş ve derin bir düşünceye dalarak ehven-i şeri bulmak lazım. İki yol var. Birincisi okuluna geldiğinde ister perukla ister gerçek saçlarınla eğitim öğretimine devam edeceksin. Mezun olunca da (eğer kamu kurumlarında çalışmayı tercih edersen)çalışacağın ortamlarda "başını açmaya devam etsen bile" islamın diğer her şartını uygulamaya gayret eden bir müslüman olarak bulunduğun her yerde "örnek" olmaya devam edeceksin.
İkinci yol da "baş örtüsü hakkımız, söke söke alırız" eylemleriyle sürekli baş örtüsü konusunu bir savaş meselesi yapmaya devam edeceksiniz, tahsiliniz yarım kalacağı için toplumda örnek teşkil edebilecek saygın pozisyonlara ulaşma şansınız kalmayacak ve sizin baş örtüsü nedeniyle girmediğiniz bir eğitim fakültesine sizin yerinize mesela yukarıdaki örnekte "türban takmama yemini" ettiren bir öğretmen adayı girecek. Ufacık çocuklar okullarında ve sokakta gittikçe daha az "baş örtülü" "tahsilli" insan görmeye başlayacaklar.
Önceki mesajımda derslere başını açarak giren öğretmenin okuldan çıkarken başını örtmesinin mütedeyyin ailelerden gelen kız öğrencilere nasıl umut aşıladığını söylemiştim. Mütedeyyin ailelerden gelmeyenleri de eğitimin hakkını en iyi biçimde vermeye çalışmaları nedeniyle "yahu benim öğretmenim okuldan çıkarken başını örtüyor, sokakta pazarda da örtüyor ve hiç de denildiği gibi yobaz değil. Ben onu çok seviyorum. O zaman baş örtüsü sanıldığı kadar kötü bir şey değil" deme sonucuna ulaştırması sence "basit bir iş mi Mendakka?
Hayat hiç bir zaman siyah veya beyaz değildir. Hayat grinin tonlarıdır. Bir şeye günah veya sevap derken o olayın sebep ve sonuçlarını olabildiğince objektif biçimde ortaya koymak gerekir diye düşünüyorum...
« Son Düzenleme: 27 Haziran 2008, 14:27:38 Gönderen: KILÇIK »
peki daha sonra ne isteyecekler okulu kamusalı kışlayı hallettiler bitecekmi yanii hakketten bu kadarmı iyi niyetlisiniz bak ne güzel mumin aç kapa artema gibi olmuş! siz çok zeki birisiniz bunu anladım şimdiye kadar ama son yazdıklarınız size hiç yakışmadı o kadar ısrar ediyorum tunus tunus diye hiç değinmiyorsunuz tabiki hayat sadece siyah beyaz diildir bunu bana söylemeyin barii ama haram haramdır helalde helaldir bunun ortası olurmu hiçç ya hadi siz arada bir bardak şarap için bizde arada cumaya geliriz geçinip gideriz böyle bir şey olabilirmi!