Kullanıcı Adı: Beni Hatirla?
Şifre:
  BirlikteForum. Kültürel Bilgi Paylaşım Platformu > Kültür & Sanat & Tarih > Tarih ve Strateji > Kurtuluş Savaşı - Çanakkale > 

24 NİSAN 1915 ERMENİ SOYKIRIM GÜNÜ MÜDÜR?


Konu Bilgileri
Konu BaşlıgıKonu: 24 NİSAN 1915 ERMENİ SOYKIRIM GÜNÜ MÜDÜR?
Cevap SayısıCevap Sayısı: 26 cevap var
Okunma SayısıOkunma Sayısı 3419 defa
Bu Konuyu Görüntüleyenler0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1] 2 3 İleri  Hepsi   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: 24 NİSAN 1915 ERMENİ SOYKIRIM GÜNÜ MÜDÜR?  (Okunma Sayısı 3419 defa)
26 Nisan 2009, 09:20:30
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« :»




                                        24 NİSAN 1915 ERMENİ SOYKIRIM GÜNÜ MÜDÜR?

       1890’dan sonra başlayan onlarca isyan ve hemen ardından gelen Ermeni katliamları karşısında Osmanlı hükümeti, Ermeni Patriği, Ermeni milletvekilleri, komiteler ve Ermeni cemaatinin önde gelenlerine yeni karışıklıklar çıkması durumunda "ülke savunmasını sağlamak amacıyla sert önlemler almak zorunda" kalınacağı anlatılmıştır. Osmanlı Hükümeti’nin bu gayretleri belgeleriyle sabittir.



     Osmanlı’nın bütün iyi niyetli ikazlarına rağmen, daha savaş başlamadan önce her türlü isyan hazırlığına girişmiş olan Ermeniler, savaş başlar başlamaz toplu bir isyana yönelmemişlerdir. Osmanlı orduları cephede savaşırken, Ermenilerin eylemleri, "Ermeni bağımsızlığı için, müttefik davasına hizmet gayesiyle" hazırlanan plana uygun yürütülmüştür. Ancak, Ermeni çetelerinin cephe gerisindeki faaliyetlerinin, devletler hukukuna göre hıyanet sayıldığı gerçeği göz ardı edilmiştir.



      Ermeni isyanları özellikle Doğu Anadolu'dan başlayarak diğer vilayetlere yayılmıştır. Erzurum ve çevresinde Rus işgalinin genişlemesiyle Ermeniler, "halkın kanını kendilerine mubah" görmüşler ve bir Alman generalinin ifadesiyle, "Bu bölgedeki Müslüman halkı silip süpürmeye başlamışlar”dır.



     Ermeni çetelerinin bu tür zulüm ve eylemleri sürerken, güvenlik kuvvetleri tarafından Ermenilerin yaşadıkları bölgelerde yapılan aramalarda pek çok silâh ve cephane ele geçirilmiştir. Artık devletin varlığını ağır bir şekilde yaralayan bu durum, biraz daha hoşgörü gösterildiğinde, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sürükleneceğini göstermektedir.



      Osmanlı Devleti'nin savaşa girmesinden ve özellikle Kafkas Cephesindeki bozgundan sonra, Ermenilerin Müslüman halka karşı baskıları, askerden firarları, asker ve jandarmaya saldırıları, silahlı ve mühimmatla yakalanmaları, Fransızca, Rusça ve Ermenice şifre gruplarının ele geçirilmesi gibi gelişmeler, ülke çapında bir karışıklık çıkaracaklarını gösteren en önemli kanıtlar olmuştur. Enver Paşa, bu nazik durum sebebiyle 25 Şubat 1915'te ilgili birimlere dikkatli olunmasını bildirmiştir.



     Ancak sınırlı bir bölgede gerçekleştirilen bu uygulamanın genelleştirilmesi fikrini pekiştiren olay, Van Ermenilerin isyanı olmuştur. Çevredeki Ermenilerin, Osmanlı Devleti'nin savaşa girdiği tarihlerde Van'da toplandıkları ve silahlanarak Rusların iyice yaklaşmasını bekledikleri resmi belgelere yansımıştır. 17 Nisan 1915'de başlayan isyan, bütün vilayeti sarmış ve 20 Nisan'da da Van şehri ve köylerindeki Ermeniler ile Çölemerik Nasturileri ayaklanmışlardır. Ermeni Katogikosu V. Kevork, 10.000 silahlı çetecinin bu isyana katıldığını bildirmiştir.



     Bunun üzerine Ermeni komiteleri 24 Nisan 1915 tarihinde kapatılarak, yöneticilerinden 2345 kişi devlet aleyhine faaliyette bulunmak suçundan tutuklanmıştır. Dışarıdaki Ermenilerin her yıl "Ermeni soykırımının yıldönümü" diye andıkları 24 Nisan, işte bu 2345 komitecinin tutuklandığı tarihtir ve tehcirle alakalı değildir.



     Ancak, asılsız olayları bile abartarak propaganda malzemesi yapan komiteci Ermeniler, söz konusu tutuklamaları da bir propaganda konusu yapmak için derhal harekete geçmişlerdir. Nitekim, Eçmiyazin Katagikosu Kevork, ABD Cumhurbaşkanı’na şu telgrafı göndermiştir:



     "Sayın Başkan, Türk Ermenistan’ından aldığımız son haberlere göre, orada katliam başlamış ve organize bir tedhiş Ermeni halkının mevcudiyetini tehlikeye sokmuştur. Bu nazik anda Ekselanslarının ve büyük Amerikan Milletinin asil hislerine hitap ediyor, insaniyet ve Hıristiyanlık inancı adına, büyük Cumhuriyetinizin diplomatik temsilcilikleri vasıtasıyla derhal müdahale ederek, Türk fanatizminin şiddetine terkedilmiş Türkiye'deki halkımın korunmasını rica ediyorum.



    Kevork, Başpiskopos ve bütün Ermenilerin Katogikosu."



    Başpiskopos Kevork'un telgrafını, Rusya'nın Washington Büyükelçisi'nin ABD'deki temasları izlemiş, böylece yasadışı işler yapan Ermeni komitecilerinin tutuklandığı gün olan 24 Nisan, “Türkler’in Ermenileri soykırıma tabi tuttuğu gün” olarak dünya kamuoyuna propaganda edilmiştir.



KAYNAK:
Gürün, Kamuran-; Ermeni Dosyası, TTK Basımevi, Ankara 1983, s. 210-211
 

Logged
hasmetvu' Adlı Üyenin İmzası

Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
Tarih 'i tekerrür diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?
 
                                Mehmet Akif

26 Nisan 2009, 12:53:17
Birlikte Üyesi
*
Üye No: 22004
Mesaj Sayısı: 308
Teşekkür Sayısı: 614

Offline
« Yanıtla #1 :»

   Başka bilgilerde ben eklemek isterim.Balkan seferlerini kaybetmemiz ve Rusların trabzona kadar gelmesi Osmanlının ermenileri göç etmeye mecbur kılmıştır.Göç etmeye zorlanan alan ise doğu bloku ülkeleri yani Lübnan Suriye  v.s.Buralarda Osmanlı toprakları nitekim,yani osmanlı karışıklığın bitmesi için barışçıl bir yol seyretmiş.Üstelik ermeni soykırımı diye saçma sapan adledilen bir olayda ölen ermeniler açlık,salgın hastalık ve yokluktan ölmüştür ki bir okadarda müslüman ölmüştür o yıllarda.O yıllarda ölen ermenilerin 1,5milyon olduğu ermeni sempatizanları tarafından yazılıp çizilse bile kaynaklara göre ermeni nüfusu Osmanlıda 1 milyon bile değildir.O yıllarda soykırımın olduğunu iddia eden se rus komutanları tamamen ermeni sempatizanıdır.Eklemek istedim güzel ve güncel bir konu teşekkürler..
Logged
KüMe' Adlı Üyenin İmzası

DÜNYA DÜZDÜR
İNEKLER UÇAR
NÜKLEER ZARARSIZDIR...
26 Nisan 2009, 13:35:32
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #2 :»

       Tarihte olduğu gibi günümüzde de Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde sözde soykırımı tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir.

       Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.
Ermeni sorununun ortaya çıkışından bugüne kadar, katliamı ve katletmeyi meslek edinen Ermeni terörünün amacı; tarihi gerçekleri tamamen görmezlikten gelerek, sözde Ermeni soykırımı iddialarını ve Ermenilerin taleplerini dünya kamuoyuna duyurmaktır. Ulaşmak istediği son ise, "Büyük Ermenistan" rüyasıdır.

       Ermeniler ve destekçileri, Büyük Ermenistan rüyasını gerçekleştirmek amacıyla, Ermenilerin göç ettirilmesini soykırım şeklinde istismar eden “Dört T Planı”nı uygulamaya koymuşlardır. Bu plan, Ermeni iddialarının dünyaya “tanıtılması”nı, Türkiye tarafından “tanınması”nı, Türkiye’den “tazminat” alınmasını ve nihayet “Batı Ermenistan” olarak adlandırılan “toprak” parçasının Türkiye’den koparılmasını amaçlamaktadır.

       Ermeni sorunu, Osmanlı devletini parçalayarak çıkarlarına ulaşmayı amaçlayan ülkelerce ortaya çıkarılmış, bugün ise isimleri değişmekle birlikte aynı çıkar çevrelerinin Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için sıcak tuttukları temelsiz, yapay ve maksatlı bir sorundur.

       Bu temelsiz iddia ve iftiralarla çıkar elde edenler, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde kendi örf-adetlerini ve dinlerini özgürce yaşayan Ermeni asıllı Türk vatandaşları değil; açlıkla karşı karşıya bulunan Ermenistan topraklarından fiziken ve ruhen çok uzakta bulunan diaspora Ermenileri ve oy avcılığı yaparak halkını boş ve tehlikeli emeller uğruna peşinden sürükleyen fırsatçı politikacılardır. Bu fırsatçıların, tarihi gerçekleri hiçe sayarak tamamen politik ve ekonomik çıkarlar amacıyla Türkiye’ye yaptıkları haksızlıklara son verilmelidir.

        Her nisan ayında “Avrupa diplomasisi” yeniden hareketlenir ve Ermeni Meselesi ile ilgili tartışmalar daha bir alevlenir.Tarihi gerçekleri ve haklı davamızı dünya kamuoyuna anlatmak, her Türk vatandaşının, özellikle de devlet idarecilerimiz, bilim adamlarımız ve basın-yayın organlarımızın vazgeçilmez görevidir.

alıntı

http://www.ermenisorunu.gen.tr/turkce/ozet/index.html
« Son Düzenleme: 26 Nisan 2009, 15:06:55 Gönderen: hasmetvu » Logged


26 Nisan 2009, 20:55:24
Üye
*
Üye No: 12952
Mesaj Sayısı: 86
Nerden: hem çok uzak hem çok yakın
Teşekkür Sayısı: 42

Offline
« Yanıtla #3 :»

çok değil bi seksen doksan yıl öncesi biz istiklal savaşını verirken topraklarımızda yaşayan milleti sadıka sıfatını taşıyan ermaniler kalleşliğin tam manasını verecek eylemler sergilediler...benim temennim ve ricam bu zalimliklerin tarih sayfalarında kaybolmaması..tüm gençlerin tarihi araştırmalarını ve okullarda bile örtbas edinilmek istenen(ki bu büyük planın bi parçası) ecdadımızın neler yaşadıklarını öğrenmelerini canı gönülden arzulamaktayım...lütfen içi boş , anlık zevklere programlaşmış biri sürü haline gelmeyelim(içim dolmuş .. Tongue :Psizinle paylaşmak isedim)bu arada hasmetvuyada teşekkür ederim..
Logged
tarantula' Adlı Üyenin İmzası

çıktığın yolu , taşıyacağın yükü iyi bil....
28 Nisan 2009, 14:34:13
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #4 :»

                              Halaçoğlu'ndan Obama'ya Tepki: "Siz Küba ile Sınırlarınızı Açın"

     Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türkiye'yi Ziyaret Eden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Obama'nın "Tarihinizle Yüzleşin" İfadesine, "Obama Kendi Tarihi ile Yüzleşsin" Diyerek Cevap Verdi. Halaçoğlu, Türkiye'ye 'Ermenistan ile Sınırlarınızı Açın' Çağrısında Bulunan Obama'ya "Siz Küba ile Sınırlarınızı Açın" Dedi.


     Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türkiye'yi ziyaret eden Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Obama'nın "Tarihinizle yüzleşin" ifadesine, "Obama kendi tarihi ile yüzleşsin" diyerek cevap verdi. Halaçoğlu, Türkiye'ye 'Ermenistan ile sınırlarınızı açın' çağrısında bulunan Obama'ya "Siz Küba ile sınırlarınızı açın" dedi.

     Türk Eğitim Sen İzmir 3. No'lu Şube tarafından Özel Fatih Koleji'nde "Ermeni Soykırımı Yalanı ve Tarihi Gerçekler" konulu konferans düzenlendi. Konferansa, Türk Eğitim Sen 3. No'lu Şube Başkanı Adnan Sarısayın, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Faruk Altınkılıç, Türk Eğitim Sen İzmir İl Temsilcisi Ahmet Doğruyol ve sendika başkanları ve üyeler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından sinevizyon gösterimi yapıldı. Eski Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, bazı belgeler eşliğinde, 1. Dünya Savaşı sırasında Fransa, İngiltere ve Rusya ordularında Ermeniler'in gönüllü biçimde savaştıklarını anlattı. Türkler'in en başından beri insana değer verdiğini belirten Halaçoğlu, "Dinimizde de yaratılan her şey kutsaldır. Bunların içerisinde en büyük değer sahibi canlı ise insandır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra Ayasofya'yı cami haline getiriyor. Bir vakıf kuruyor. Bu vakfın ilk cümlesi şöyle geçiyor: 'Kainatın özü insandır bu vakfım insanlar içindir'. Dolayısıyla bizim dünyaya bakış açımız farklıdır. 130 sene Cezayir'de kalan Fransa bütün Cezayirliler'in ana dilini değiştirip Fransızca yapmıştır. Nüfus cüzdanlarından İslam kelimesini çıkarmıştır. Halbuki orda 300 seneden fazla Osmanlı Türkleri kalmıştır. Hiç kimse dinini değiştirmemiştir. Kültürünü değiştirmemeştir. Bırakın onu, 520 seneden fazla kaldığı Balkanlarda Türkler hangi milletin dinini kültürünü değiştirmiştir. Hiçbiri değişmemiştir." diye konuştu.

      ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türkiye ziyareti sırasında İstanbul'da gençlerle bir araya geldiğini ve bu buluşma sırasında saatine bakarak 'ezan saati geldi' demesini eleştiren Halaçoğlu, "Ben söylemem onu. Yani bir devlet adamının aklına gelir mi ezan şu saatte okunacak şu kadar zamanımız kaldı diye. Bunların hepsi kurgulanmıştır. Bunu birileri çok iyi yetiştirmiş, bize mesaj veriyor" dedi. ABD'nin 50 yıl sonrasını planladığının altını çizen Halaçoğlu, "Obama'nın iktidara gelişi de planlanmıştır. Bundan sonraki dönemde de bir kadın ABD Başkanı olacaktır. Ancak ne olursa olsun, kim gelirse gelsin ABD'nin çizmiş olduğu yol haritasında bir değişiklik olmaz. Türkiye'ye 'Ermenistan ile sınırlarınızı açın' çağrısında bulunan Obama'ya, 'Küba ile sınırlarınızı açın bakalım. Küba ile ilişkilerinizi düzeltin' Bizim devlet adamlarımız bunu söylese ya. Obama önce kendi tarihi ile yüzleşsin" diyerek ABD politikalarını eleştirdi.

      Osmanlılar'ın hiçbir neden yokken Ermeniler'i tehcir ettiğini öne sürdüklerini vurgulan Halaçoğlu, "Eğer Osmanlı Ermenileri, Fransa'ya 'Sizin yanınızda savaşıyoruz' diyorsa, o zaman zaten ihanet ediyorlar demektir. Uluslararası hukuka göre ihanetin cezası sürgündür. Herkes önce bunu düşünsün. Bunu Türkiye Cumhuriyeti'ndeki liberal kesim ve özür dileme imzası verenler düşünsün. Çeşitli sebeplerle bilim adamı adı altında Türkler'in soykırım yaptığını söyleyenler düşünsünler. Osmanlı Devleti, Rusya ile mücadele ederken, Musul'da İngilizler ile mücadele ederken, Suriye'de Fransız ve İngilizler ile mücadele ederken, Çanakkale'de ölüm kalım mücadelesi verirken, Ermeniler Osmanlı Devleti'ni sırtından vurarak ihanet etmiştir." dedi.

alıntı


     Hocamız bizim için çok değerlidir, kıymetlidir, sözü itibar görür.

     Başarılar diliyorum çalışmalarında, her daim yolu açık olsun.

     Bu yoruma ise diyecek söz bulamıyorum, işte Halaçoğlu

« Son Düzenleme: 28 Nisan 2009, 14:35:08 Gönderen: hasmetvu » Logged


30 Nisan 2009, 21:19:02
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #5 :»

   Tarihin en önemli özelliği belgelere dayandırılmasıdır.Belgesi kanıtı olmayan olaylar gerçek değildir.Türk tarihçilerimiz ermeni soykırımının yapılmadığına dair bir çok kaynak gösterirken,ermeniler asılsız iddialarda bulunmaktadırlar.
  “Soykırım” iddiasını bir Osmanlı politikasına bağlamaya heveslenen Ermeni propagandası, bir de bu yönde alınmış bir karar olduğunu kanıtlamak zorundadır.


TALAT PAŞA’NIN SOYKIRIMI EMREDEN GİZLİ TELGRAFI VAR MIDIR?
     

        Bunun için de bir formül bulunmuş ve Talat Paşa’ya atfedilen ve General Allenby komutasındaki kuvvetlerce Halep’te ele geçildiği ileri sürülen bir takım telgraf örnekleri ortaya çıkarılmıştır. Bu telgrafların Naim Bey adlı bir Osmanlı memurunda bulunduğu ve İngiliz işgalinin öngörülenden daha kısa sürede gerçekleşmesi nedeniyle Osmanlılarca imha edilemediği iddia olunmaktadır.
     Aram Andonian adlı bir Ermeni yazar bu telgrafların örneklerini 1920’de yayınlamış(1), ayrıca Talat Paşa’yı Berlin’de katleden Tehlirian’ı yargılayan mahkemeye de verilmiştir. Mahkemede bunlardan 5’i söz konusu edilmiş, ancak delil olarak kabul edilmedikleri gibi, otantik olup olmadıkları da herhangi bir karara bağlanmamıştır.
    Diğer Ermeni iddiaları gibi, bu iddianın da gerçekle bir ilgisi yoktur. Şöyle ki;
a.   Bu telgraflar 1922’de İngiltere’de Daily Telegraph gazetesinde yayınlanmıştır(2). İngiliz Dışişleri Bakanlığı bunun üzerine durumu işgal komutanlığından soruşturmuş ve sonunda bu belgelerin Allenby kuvvetlerince bulunmadığı, Paris’teki bir Ermeni gurubunca icat edildiği anlaşılmıştır.
b.   Telgrafların kaleme alınış şekli ve yazıldıkları kağıtlar Osmanlı belgeleri olmadıklarını açıkça göstermektedir.
c.   İngilizler ve Fransızlar İstanbul’un işgalinden sonra Ermenilere karşı girişilen “katliamın” sorumlularını cezalandırmak amacıyla tutuklamalara girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümeti, İttihat ve Terakki Partisi ve yöneticilerine olan düşmanlığı nedeniyle işgal kuvvetlerine bu hususta elinden gelen her türlü yardımı yapmıştır. Tutuklananlardan bir kısmı İstanbul’da yargılanmış, bir kısmı ise Malta’ya sürülmüştür.

    İstanbul’daki mahkeme İttihat ve Terakki’nin firardaki 4 yöneticisini gıyaplarında idama mahkum etmiş, ayrıca 3 kişiyi daha idam cezasına çarptırmıştır. Bu son idam cezalarının yalancı tanıkların ifadelerine dayanarak verildiği daha sonra açığa çıkmıştır.

    İngilizler Malta’ya sürdükleri sanıklar aleyhine her yerde belge ve tanık aramaya girişmişler, Osmanlı Hürriyet ve İtilaf Hükümetinin de yardımlarına rağmen hiçbir belge bulamamış, bunun üzerine ABD arşivlerine müracaat edilmiştir. Bu arşivlerde de katliam iddialarını kanıtlayacak belge bulunamamıştır.

    Washington’daki İngiliz Büyükelçiliği bu konuda İngiliz Dışişlerine şu cevabı göndermiştir:

    “Malta’da tutuklu bulunan Türkler aleyhine delil olarak kullanılabilecek hiçbir şey olmadığını bildirmekten üzüntü duyuyorum. Yeterli delil oluşturabilecek hiçbir somut vakıa mevcut değildir. Söz konusu raporlar, hiçbir suretle, Türkler hakkında Majesteleri Hükümetinin halen elinde bulunan bilgilerin takviyesinde yaralı olabilecek delilleri bile ihtiva eder görünmemektedir. (3)”

    İngiliz Dışişleri bu cevap karşısında ne yapılması gerekeceğini İngiliz Kraliyet Savcılığına sormuştur. Savcılığın yanıtı şöyledir:

   “Şimdiye kadar hiçbir şahitten,tutuklular hakkında yapılan suçlamaların doğruluğunu kanıtlayabilen bir ifade alınmış değildir. Esasen herhangi bir şahit bulunup bulunmayacağı da belli değildir...(4)”

    Sonuç olarak, Malta’daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama dahi yöneltilmeden ve duruşma yapılmaksızın 1921 sonlarında serbest bırakılmışlardır.


Devam edeceğim bu başlığa.
Görelim hainlikte bir sınır var mı?
Görelim yalancılıkta nasıl bir menfaat umuluyor?
« Son Düzenleme: 01 Mayıs 2009, 10:51:43 Gönderen: hasmetvu » Logged


01 Mayıs 2009, 07:15:27
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #6 :»

d.   Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna dair kanıtlar aşağıdaki şekilde sıralanabilir:    
   
1. Andonian, yaptığı sahte belgelerin “gerçek Osmanlı belgeleri” olduğunu kanıtlamak için, söz konusu belgelerdeki Halep Valisi Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasına dayanmıştır. Ancak, halihazırdaki arşivlerde bulunan Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasını taşıyan bir çok belge incelendiğinde, Andonian belgelerindeki imzanın sahte olduğu ortaya çıkmaktadır.

2.   Andonian’ın Mustafa Abdülhalik Bey’in imzasının taşıyan sahte belgelerinin bir tanesinde bir tarih yer almaktadır. Ancak dönemin İçişleri Bakanlığı ve Halep Valiliği arasındaki yazışmalara ilişkin asıl belgeler incelendiğinde sözkonusu tarihte Halep Valisinin Mustafa Abdülhalik Bey değil Bekir Sami Bey olduğu görülmektedir.

3.   Dolayısıyla, Andonian’ın sahte belgeleri şunu kanıtlıyor ki, Andonian’ya Müslüman Rumi takvimi ile Hıristiyan takvimi arasındaki farklardan tamamen habersizdi, ya da belgeleri hazırlarken bu farklar gözünden kaçmıştı. Dikkatsizliği sonucu tarihlerde ve referans numaralarında yaptığı hatalar belgelerin sahte olduğu konusunda şüpheye yer bırakmaktadır.

4.   Dönemin İçişleri Bakanlığının “giden şifre” kayıtları ayrıntılı olarak incelendiğinde Bakanlığın şifre kayıt tarih ve numaraları ile Andonian’ın sahte belgelerinde yer alan tarih ve numaralandırma sistemi arasında hiçbir benzerlik olmadığı, Andonian’ın sözde “şifreli telgraf”ları ile dönemin İçişleri Bakanlığının Halep’e gönderdiği gerçek şifreli telgraflar arasında bir ilişkinin bulunmadığı ortaya çıkmaktadır.

5.   Andonian’ın “şifreli telgraflarının“ Türkçe “orijinalleri” ile dönemin Osmanlı şifreli mesajları karşılaştırıldığında, görülmektedir ki, kullanılan şifre sistemleri arasında da herhangi bir bağlantı bulunmamaktadır. Andonian belgelerini gerçek gibi göstermek için hiç kullanılmayan, mevcut olmayan yeni bir şifreleme metodu kullanmıştır. Sahte belgelerin üstlerindeki tarihlerden Osmanlıların 6 ay boyunca aynı şifreleme yöntemini kullanmış oldukları sonucu çıkar ki, bu imkansızdır. Zira o dönemde yayınlanan bir genelge ile savaş yıllarında kullanılan şifreleme yönteminin 2 ayda bir değiştirilme zorunluluğu getirildiği ve bunun uygulanmakta olduğu kanıtlanmıştır.

6.   Andonian’ın iki sahte belgesinde yer alan Besmele’nin acemice yazılış şekli de gerçek belgelerdekilerle karşılaştırıldığında Andonian’ın belgelerinin sahte olduğuna delalet etmektedir. Bu acemice yazım şekli, Osmanlılarda müslüman olmayanların -Osmanlıca’yı bilseler bile- Besmeleyi yazışmalarında hiç kullanmamış olmalarından kaynaklanmış olabilir.

7.   Andonian’ın bir çok sahte belgesinde yer alan cümle yapıları ile gramer yanlışlarının bir Osmanlı görevlisince gerçekleştirildiğini kabul etmek güçtür. Aynı şekilde, önemli Osmanlı görevlilerince kullanıldığı iddia edilen bir çok deyim ve ifadenin herhangi bir Osmanlı Türkü tarafından bile kullanılması mümkün değildir. Türklerin suçlarını kendi ağızlarından itiraf ettiklerini kanıtlama çabası içerisindeki Andonian bu hususu da gözden kaçırmıştır.

8.   Sahte belgeler, iki tanesi hariç, üzerlerinde dönemin Osmanlı bürokrasisinin kullandığı resmi sembollerin hiçbiri bulunmayan düz beyaz kağıda yazılmıştır. Sahte belgelerden birinin, Osmanlıların özel yazışmalarda bile kullanmadıkları çizgili kağıda yazılmış olduğu, diğer iki belgenin de herhangi bir Osmanlı Postanesinden alınabilen boş telgraf formlarına yazıldığı görülmektedir.

9.   İngilizlerin, Ermeni olaylarından sorumlu tuttukları Osmanlı görevlileri aleyhinde kullanılabilecek belgeler bulmak için yoğun çaba sarf ettikleri bir dönemde, İngilizce edisyonu bulunmasına rağmen Andonian dokümanlarını kullanmamış olmaları İngiliz hükümetinin belgelerinin sahte olduğunu kanısını taşıdığını göstermektedir.

10.   Andonian tarafından uydurulan belgeler eğer varolmuş olsalardı, çok gizli ibaresi taşımalarından dolayı telgraf yoluyla değil kurye vasıtasıyla gönderilmeleri ve dosyalarda üç yıl boyunca tutulmak yerine okunur okunmaz yok edilmeleri gerekirdi.

11.   Andonian’ın kitabının İngilizce ve Fransızca baskıları arasında, baskı veya tercüme yanlışlıklarından kaynaklanmış olamayacak kadar önemli bir çok farklılıklar vardır.

12.   Son olarak, Ermenilerin sözcüleri olarak hareket eden, Ermeni çevrelere yakın ilişkiler içindeki bazı yazarlar bile, Andonian belgelerinin gerçeklikleri üzerinde şüphelerini dile getirmektedirler.

Kısacası, meşhur “Talat Paşa Telgrafları” Andonian ve çevresi tarafından uydurulmuş aldatmacadan başka bir şey değildir.

e.   Talat Paşanın Ermenilerin katledilmesini emrettiği ileri sürülen telgrafıyla aynı tarihlerde gönderdiği başka gizli telgraflar da vardır. Bu telgraflar tehcir sırasında suç işleyecek görevlilerin cezalandırılmasına ilişkindir. Bir yandan Ermenilerin “katli” istenirken, diğer yandan da bu “katliamı” yapacak görevlilerin cezalandırılmaları talimatının verilmesinin izahı yoktur.

f.   Neareast Relief Society adlı Amerikan yardım kuruluşunun tehcir sırasında Ermenilere yardım etmek üzere Anadolu’da görev yapmasına Osmanlı Hükümetince izin verilmiştir. ABD’nin İtilaf Devletlerin safında Osmanlılara karşı savaşa girmesinden sonra da bu kuruluşun Anadolu’da kalmasına müsaade olunmuştur. Bu husus ABD Büyükelçisi Elkus’un raporlarına da konu teşkil etmiştir.

Bu durumda, eğer “katliam” emri verilmişse, Amerikan kuruluşunun faaliyet göstermesine ve “katliama” tanık olmasına nasıl müsaade edilmiştir, yani, “biz Ermenileri katlediyoruz, siz de gelin seyredin”mi, demiştir? Bunu herhalde mantıklı açıklamak imkanı bulunmaktadır.

g.   İstanbul, Batı Anadolu ve Trakya’da oturan Ermeniler tehcir dışında bırakılmıştır. Hatta Orta Anadolu Ermenilerinden bile yerlerinde bırakılanlar olmuştur. Topyekûn bir tehcir bile söz konusu olmadığına göre, “topyekûn bir katliam” hiç iddia edilemeyecektir.

KAYNAKLAR
1) Andonian, Aram; Documents officels concernants les Massacres Armeniens, Paris 1920. Imprimerie Turabian
2) Daily Telegraph, 29 mayıs 1922.
3) Washington'daki İngiliz Büyükelçiliği, R.C. Craigie'den Lord Jurzona 13 Temmuz 1921; İngiliz Dışişleri Arşivi, 371/6504/8519.
4) 29 Temmuz 1921, İngiliz Dışişleri Arşivi, 371/6504/E8745

     

    Eğer Hükümet Ermenileri topyekûn imha etmek niyetinde olsaydı, herhalde bunu aylarca süren bir tehcir yoluyla değil,

Ermenilerin bulundukları yerlerde ve özellikle cephelere yakın bölgelerde çok kolay bir şekilde yapabilirdi.

Görüldüğü gibi, Ermenilerin sımsıkı sarıldıkları soykırım iddiası da yalandan başka bir şey değildir ve

bir soykırım hiç bir zaman söz konusu olmamıştır.


Logged


03 Mayıs 2009, 06:58:28
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #7 :»

     Gerçek ismiyle Hovannes Katchaznouni (Ohannes Kaçaznuni) Ermeni tarihinde tartışılmaz çok önemli bir kişidir. Ermeni terör örgütü Taşnatsutyun (Taşnak) Partisi’nin kurucularındandır. 1918 yılının temmuz ayında kurulan Ermeni devletinin ilk başbakanıdır. Ermeni devletini hükümet başkanı olarak 13 ay yönetmiştir. (Temmuz 1918 - Ağustos 1919)

     İlk Ermeni Başbakanının imzasını taşıyan bu rapor Ermeni arşivlerindedir ve “Ermeni Soykırımı Yalanının”  resmi bir belgesidir.

     Evet bütün bu saptamalar, Ermenistan’ın ilk başbakanı, Taşnaksutyun Partisi’nin kurucusu Kaçaznuni’ye aittir.

     Sözü edilen bu kitap Ermenistan'nı n ilk Başbakanı Kaçaznuni' nin 1923'te parti konferansında sunduğu tebliğ metni olarak Mehmet Perinçek tarafından Rus arşivlerinde bulunmuş ve Kaynak Yayınları tarafından kitap olarak yayınlanmıştır. Bildiğim kadarı ile su anda İngilizce ve Fransızca olarak da yayınlanmış.Önemli olan dünyanın bilmesi.



       OPERASYONA KATILDIK

      1914 sonbaharında, Türkiye henüz savaşan taraflardan birine katılmadığı dönemde, Güney Kafkasya'da büyük gürültü içinde ve enerjik biçimde Ermeni gönüllü birlikleri oluşturulmaya başlandı. Sadece birkaç hafta içerisinde Ermeni devrimci Taşnaksutyun Partisi hem bu birliklerin kurulmasına hem de Türkiye'ye karşı gerçekleştirdikleri askerî operasyonlara aktif biçimde katıldı.

      BARIŞI SABOTE ETTİK
Türklere karşı ayaklandık. Barışı sabote etmek için savaştık bile. Artık hepimiz Türkler'in düşmanı olan İtilaf devletlerinin kampındaydık. Türkiye'den "denizden denize Ermenistan" talep etmekteydik. İtilaf devletlerinin ordularını Türkiye'ye göndermeleri ve hâkimiyetimizi temin etmeleri için Avrupa ve Amerika'ya resmî çağrılar yaptık. Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türkler'le savaştık. Öldük ve öldürdük. Artık, Türklere ne
gibi bir güven telkin edebiliriz ki?


     GERÇEKLERİ GÖREMEDİK

    Askerî operasyonlara katıldık. Kandırıldık ve Rusya'ya bağlandık.
Tehcir doğruydu ve gerekliydi. Gerçekleri göremedik, olayların sebebi biziz. Türklerin millî mücadelesi haklıydı. Barışı reddetmemiz ve silahlanmamız büyük bir hataydı. Türklere karşı ayaklandık ve savaştık. Sevr Antlaşması gözümüzü kör etmişti. İsyanımızın temelinde İtilaf devletlerinin bize vadettiği büyük Ermenistan hayali vardı. Ama biz hiç bir zaman devlet olamadık. Türkiye Ermenistan'ı diye bir devletin hayalden öte olmadığı gerçeğini göremedik.

   

Çok daha ilginç gerçeklerle devam edeceğiz...

« Son Düzenleme: 03 Mayıs 2009, 11:17:21 Gönderen: hasmetvu » Logged


06 Mayıs 2009, 21:40:16
Aktif Üye
*
Üye No: 10610
Mesaj Sayısı: 904
Teşekkür Sayısı: 662

Offline
« Yanıtla #8 :»

    Kaçaznuni, Ermenilerin önce Çarlık Rusyası’nın emelleri doğrultusunda hareket ettiğini, Çarlık Rusyası’nın yıkılışından sonra da bu sefer Batılı devletlerin güdümüne girdiğini; İngiltere, Fransa, ABD gibi devletlerin bölgedeki çıkarları için Türklere karşı savaştıklarını açıkça belirtmektedir.

    Kaçaznuni raporuna göre, 1903-1905-1907 yıllarında Ermenilerle Müslümanlar arasında kanlı çatışmalar olmaktadır.1914 yılında gönüllü Ermeni birlikleri kurulur ve Türklere karşı harekete geçerler.

      AKLIMIZ DUMANLANMIŞTI

     Biz Ermeniler kayıtsız şartsız Rusya'ya yönelmiş durumdaydık. Herhangi bir gerekçe yokken zafer havasına kapılmıştık. Sadakatimiz, çalışmalarımız ve yardımlarımız karşılığında Çar hükümetinin Ermenistan'ın bağımsızlığını bize armağan edeceğinden emindik. Aklımız dumanlanmıştı. Biz kendi isteklerimizi başkalarına mal ederek, sorumsuz kişilerin sözlerine büyük önem vererek, kendimize yaptığımız hipnozun etkisiyle, gerçekleri anlayamadık ve hayallere kapıldık.

     TÜRKLER DOĞRU YAPTI
 
    1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu bir tehcire tâbi tutuldu. Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır. Bu yöntem en kesin ve uygun olanıydı. Kızgınlık ve korku içinde bulunan biz Ermeniler, 'suçlu' arıyorduk ve bu suçluyu Rus Hükümeti ve onun kalleşçe politikaları olarak belirledik. Siyasal açıdan olgunlaşmamış ve dengesiz insanlara özgü bir şaşkınlık içinde, bir uçtan diğerine savrulmaktaydı k. Rus Hükümeti'ne karşı dünkü inancımız ne denli körü körüne ve temelsizse, bugünkü suçlamalarımız da o denli körü körüne ve temelsizdi. Siyasal bir parti (Taşnaksutyun) olarak biz, meselemizin Rusları ilgilendirmediğini ve onların gerektiğinde cesetlerimizi çiğneyerek geçip gidebileceklerini unutmuştuk.

Daha bitmedi..........
Logged


Sayfa: [1] 2 3 İleri  Hepsi   Yukarı git
  Yazdır  

BirlikteForum Etiketler
24 NİSAN 1915 ERMENİ SOYKIRIM GÜNÜ MÜDÜR?

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Benzer Konular - Bu Konularda İlginizi Çekebilir
Konu Başlığı Başlatan Yanıtlar Görüntülenme Son Mesaj
ALIŞVERİŞLERİMİZDE BELGE ALMANIN ÖNEMİ NEDİR ??? Ekonomi reisbey 4 903 Son Mesaj 03 Mart 2010, 11:51:51
Gönderen: beria
Bir Çiçek Aldım... Şiir yasmin 1 254 Son Mesaj 11 Mart 2009, 01:04:24
Gönderen: nesir
neyin imzası atıldı? karşılığında ne olucak veya ne olmayacak? Siyaset Meydanı musa44 2 152 Son Mesaj 14 Ekim 2009, 20:19:03
Gönderen: musa44
Powered by SMF 1.1.11 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
Genel Forum Hakkında Yasal Uyarı

Birlikteforum Rayo Yayını | Birlikteforum_Portal |

Kuruluş : 28 Aralık 2006
BirlikteForum.Com Her Hakkı Saklıdır
Sitede bulunan linklerin tamamı kopya olup,site ve host sahibiyle ilişkili değildir. Bu dosyalar size tanıtım amaçlı sunulmaktadır ve site bünyesinde hiçbir dosya bulunmamaktadır.Dosyaları bilgisayarınızda 24 saatten fazla tutmanız T.C. yasalarına göre suç sayılır. Dosyalar tanıtım amaçlı olduğundan hak sahibi şahıs veya şirketin bize bildirmesi halinde,isteği üzerine haksahibine ait tüm dosyalar kaldırılır. Site genelinde yayınlanan yazı, şiir vs. kaynak belirtilmek zorundadır. Haksahibinin talebi üzerine alıntı yazı, şiir vs. siteden kaldırılır. Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay almadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir. web sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmez.Birlikteforum.com bağlantı verdiği sitelerin içeriğinden sorumlu değildir.
Web sitemiz Google ve Live arama motorlarında, Birlikteforum kelimesinde öncülük etmektedir. İletişim


BirlikteForum. Kültürel Bilgi Paylaşım Platformu Çöl Atesi v3 by rallyproco