Birlikteforum Kültürel Bilgi Paylaşım

Reklamlar
Fark AkademiFark Akademi

Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #13 : 07 Kasım 2009, 12:23:28 »

Fark Akademi

Resimler harika,bilgiler müthiş... ;)

Teşekkürler. :)

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #14 : 07 Kasım 2009, 19:53:06 »

Bizim güneşimiz bir karadeliğe dönüşmeyecek.
Güneşimiz ve benzer kütledeki yıldızlar ömürlerinin sonlarına doğru şişerek “kırmızı dev” haline geliyorlar.
Böylece birkaç kez şişip büzüşürler.
Sonra dış katmanlarını uzaya bırakıyorlar.
Sonra “beyaz cüce” haline dönüşüyorlar.

Bir yıldızın karadeliğe dönüşmesi için Güneşten en az 8 kat daha fazla kütleye sahip olması gerekiyor.

Kara delikler Güneşimizden 8-50 kat büyük kütleli yıldızların çökmeleriyle oluşuyor.

Demir bu büyük yıldızların merkezindeki hidrojenden oluşuyor.
Yani demir dünyamızda oluşan bir element değildir.
(Kuranda bu konulara değinilirken yıldızların büzüşmesinden (1) Demrin ise uzaydan dünyamıza indirilmesinden bahsedilir.(2) )

Bu karadeliklere yıldız kökenli karadelikler denilir.
Bu tür yıldızlar ancak birkaç milyon yıl yaşayabiliyorlar ve kısa ömürleri süresince dış  katmanlarının bir bölümünü güçlü rüzgârlarıyla uzaya saçıyolar. Merkezlerindeki hidrojen yakıtı demire dönüşüp çekirdek tepkimeleri durunca,dengelenemeyen muazzam kütle çekimi nedeniyle yıldız çökerek bir kara delik oluşturuyor.
Karadelikler dev bir vakum makinası gibi karşısına her çıkanı yutuyor.



(1)Tekvir. 81/1
“İzeş şemsu kuvviret.”
“Güneş bürülüp dürüldüğü zaman.”

(2)Hadid.57/25
“…ve enzelnel hadîde fîhi be’sun şedîdun ve menâfiu lin nâsi…”
“…Ve içinde kuvvetli sertlik bulunan demiri indirdik. Ve onda insanlar için pekçok menfaatler  vardır….”
« Son Düzenleme: 07 Kasım 2009, 19:55:04 Gönderen: gezginn »

Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #15 : 07 Kasım 2009, 20:13:55 »

Sayın gezginn bu konuda yazdığınız bilgilere bakarak size birşey sormak istiyorum.Bilginiz dahilinde cevaplarsanız sevinirim.
Kuran da geçen "Zülkarneyn" ayetleri ile bu yıldızların veya gökte ki herhangi bir cismin bir alakası varmıdır?

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #16 : 07 Kasım 2009, 22:20:57 »

Sayın gezginn bu konuda yazdığınız bilgilere bakarak size birşey sormak istiyorum.Bilginiz dahilinde cevaplarsanız sevinirim.
Kuran da geçen "Zülkarneyn" ayetleri ile bu yıldızların veya gökte ki herhangi bir cismin bir alakası varmıdır?



Konu hakkında bazı farklı yorumlara rastlamıştım zannediyorum böyle bir açıdan sordunuz.
Kuran’da geçen Zülkarneyn ayetlerinin hiçbir gök cismi ile alakası yoktur.


Ayetlerden Zülkarneyn’in  çok geniş bir alanı fethettiği anlaşılıyor.

1.Zülkarneyne iktidar verildi:
Öncelikle ona verilen güç ve iktidardan bahsediliyor.
Ve o da bu gücü ile batıya yönelerek yolu üzerindeki karşısına çıkan her yeri fethetmiş.
Ayetlerde geçen "Mağrip"-(bkz.18/86) (batı) "matla’ "(bkz.16/90)(doğu) kelimelerinden çıkan anlama göre önce batı taraf zikredildiğine göre önce batıya sonra doğu'ya gitmiş ve hakimiyet kurmuş.

2.Önce batıya sefer yaptı:
Mağrip olarak bilinen bölge Kuzey Afrika bölgesidir.
Öyle ise önce Kuzey afrika’yı fethetmiş oluyor.
Şayet buralara ulaştı ise Anadolu toprakları üzerinden Kızıldeniz ile Akdeniz arasındaki bölgeden geçmiş olmalıdır.
Kurandaki "bulanık pınar" söyleminden anlaşıldığına göre
Buraya vardığında akşam saatleri sırasında Güneşin yansımalarını bir akarsuyun üzerinde görmüş.

3.Sonra doğuya sefer yaptı:
Sonra yine bir sebepten dolayı sefere çıkmış doğuya ulaşmış.
Buraya ya Hindistan üzerinden ulaştı yada Anadolu ve Türkistan bölgesi üzerinden…

Ulaştığı bu yer hakkında geçen ifadeye göre halkın bu coğrafyada güneşle aralarında bir örtü olmadığı yerden bahsediliyor.

Ayette (bkz.18/90) geçen "setr "kelimesi lügatte Örtme, kapama, gizleme anlamına geliyor.
Bunu gölgelik olarak düşünebiliriz.
Belkide burası bir çöl idi.Belkide güneş ışıklarından örten bulutların olmadığı bir yerle karşılaştı.
Şayet Kuzey Afrika bölgesinden doğuya doğru giderken Hint bölgesine yönelmiş ise Belkide Hindistan'ın batı tarafında bulunan çöl bölgeye ulaşmış olabilir.


Çünkü Kuzey afrika'dan Hindistan'a doğru giderseniz önce Hindistan'ın batısındaki çöl ile karşılaşabilirsiniz.
(Diğer bir ihtimalde "Moğol çölü" olabilir)

Aynı yönde ilerlediğini düşünürsek Kuzey doğusu'nda Çin var.
Zaten bir süre sonra tekrar bir sebepten dolayı iki seddin arasında kalan bir yere sefere çıkmış.
Buranın halkına bir set yaparak yardım etmiş.


Son olarak ulaştığı yerin iki set arası olduğunu düşünürsek buranın Çin Seddi olabileceğini de düşünebiliriz.

Son olarak Çin’ ulaştığı anlaşılıyor.
Buraya sınır ve muhtemelen dağlık araziler arasında kalan bir topluma yardım etmesine gelince Muhtemelen saldırılara maruz kalan bir halka yardım amaçlı olarak dağlık arazideki bir geçide set yapmıştır.
Şayet çevresi yüksek dağlarla çevrili ise geçit arasına yapılan set taarruzları kesmek açısından etkili olabilir.
Moğol topaklarında Çin sınırında böyle dağlık araziler mevcuttur.
Moğolistan ve Gobi Altayları Çin sınırı yakınlarına kadar uzanır.
Gobi tam çin sınırı'ndadır.
Burada Gobi çölü denen bir çöl vardır.
Bu çöl Doğu Türkistan ile Çin arasında yer alır.
Etrafı kayalık sıradağlarla çevrilidir.
“Güneşle arasında örtü olmayan yer” denilince akla elbette bitki örtüsü gelebilir.
Yada bulutların gölgelemediği bir yere ulaşmıştır.

Bölgenin bâzı yerleri kum, bâzı yerleri çakıllarla kaplı olan Gobi Çölünde, bitki örtüsü dikenli çalı ve küçük otlardan ibâretir.





Kuzey Afrika ve çin arası bölge Koyu renkli bölge Çin


« Son Düzenleme: 07 Kasım 2009, 23:12:23 Gönderen: gezginn »

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #17 : 07 Kasım 2009, 22:51:40 »

Zülkarneyn’in Doğuya seferi sırasında Kurandaki ifadelerden çıkan yoruma göre önce İki sed arasında bir  halkın yanına ulaşmış.
Kurandaki Örtüsüz bölgeyi bitki örtüsüne istinaden çöl, iklim ve hava şartlarına istinaden bulutlar olarak düşünürsek, bulutların gölgelemediği yer veya çöl olarak anlaşılır.

Bölgede öyle yerler varki "bulutsuz gökler" tabiri kullanlır.
Gobi çölü ise dünyanın 2. büyük çölüdür.



Muhtemelen Moğol topraklarındaki Çin sınırında yer alan Gobi bölgesi olmalı.
Zaten çin seddi’de Gobi çölünün güneyinden geçer.
Bu çölün çevresi sıra dağlarla çevrilidir.
Muhtemelen buralardaki bir geçitten gelen akınlardan şikayetçi olmuşlar.
Ve Zülkarneyn’de Mutemelen bir geçidi, yapmış olduğu sed ile kapatmış olmalıdır.

Çin seddinin yapılış tarihi Hunlar zamanına denk gelir.
Zaten seddin inşasının nedenlerinden biriside Hunlardır.
Öyle ise Çin seddini yapan Zülkarneyn değildir.
Bu sedlerin arasında yer alan halkın güvenliği için başka bir sed yapmıştır.
« Son Düzenleme: 08 Kasım 2009, 00:29:00 Gönderen: gezginn »

Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #18 : 07 Kasım 2009, 23:12:53 »



Konu hakkında bazı farklı yorumlara rastlamıştım zannediyorum böyle bir açıdan sordunuz.
Kuran’da geçen Zülkarneyn ayetlerinin hiçbir gök cismi ile alakası yoktur.


Ayetlerden Zülkarneyn’in  çok geniş bir alanı fethettiği anlaşılıyor.

1.Zülkarneyne iktidar verildi:
Öncelikle ona verilen güç ve iktidardan bahsediliyor.
Ve o da bu gücü ile batıya yönelerek yolu üzerindeki karşısına çıkan her yeri fethetmiş.
Ayetlerde geçen "Mağrip"-(bkz.18/86) (batı) "matla’ "(bkz.16/90)(doğu) kelimelerinden çıkan anlama göre önce batı taraf zikredildiğine göre önce batıya sonra doğu'ya gitmiş ve hakimiyet kurmuş.

2.Önce batıya sefer yaptı:
Mağrip olarak bilinen bölge Kuzey Afrika bölgesidir.
Öyle ise önce Kuzey afrika’yı fethetmiş oluyor.
Şayet buralara ulaştı ise Anadolu toprakları üzerinden Kızıldeniz ile Akdeniz arasındaki bölgeden geçmiş olmalıdır.
Kurandaki "bulanık pınar" söyleminden anlaşıldığına göre
Buraya vardığında akşam saatleri sırasında Güneşin yansımalarını bir akarsuyun üzerinde görmüş.

3.Sonra doğuya sefer yaptı:
Sonra yine bir sebepten dolayı sefere çıkmış doğuya ulaşmış.
Buraya ya Hindistan üzerinden ulaştı yada Anadolu ve Türkistan bölgesi üzerinden…

Ulaştığı bu yer hakkında geçen ifadeye göre halkın bu coğrafyada güneşle aralarında bir örtü olmadığı yerden bahsediliyor.

Ayette (bkz.18/90) geçen "setr "kelimesi lügatte Örtme, kapama, gizleme anlamına geliyor.
Bunu gölgelik olarak düşünebiliriz.
Belkide burası bir çöl idi.
Şayet Kuzey Afrika bölgesinden doğuya doğru giderken Hint bölgesine yönelmiş ise Belkide Hindistan'ın batı tarafında bulunan çöl bölgeye ulaşmış olabilir.


Çünkü Kuzey afrika'dan Hindistan'a doğru giderseniz önce Hindistan'ın batısındaki çöl ile karşılaşabilirsiniz.
(Diğer bir ihtimalde "Moğol çölü" olabilir)

Aynı yönde ilerlediğini düşünürsel Kuzey doğusu'nda Çin var.
Zaten bir süre sonra tekrar bir sebepten dolayı iki seddin arasında kalan bir yere sefere çıkmış.
Buranın halkına bir set yaparak yardım etmiş.


Son olarak ulaştığı yerin iki set arası olduğunu düşünürsek buranın Çin Seddi olabileceğini de düşünebiliriz.

Son olarak Çin’ ulaştığı anlaşılıyor.
Buraya sınır ve muhtemelen dağlık araziler arasında kalan bir topluma yardım etmesine gelince Muhtemelen saldırılara maruz kalan bir halka yardım amaçlı olarak dağlık arazideki bir geçide set yapmıştır.
Şayet çevresi yüksek dağlarla çevrili ise geçit arasına yapılan set taarruzları kesmek açısından etkili olabilir.
Moğol topaklarında Çin sınırında böyle dağlık araziler mevcuttur.
Moğolistan ve Gobi Altayları Çin sınırı yakınlarına kadar uzanır.
Gobi tam çin sınırı'ndadır.
Burada Gobi çölü denen bir çöl vardır.
Bu çöl Doğu Türkistan ile Çin arasında yer alır.
Etrafı kayalık sıradağlarla çevrilidir.
“Güneşle arasında örtü olmayan yer” denilince akla elbette bitki örtüsü gelebilir.

Bölgenin bâzı yerleri kum, bâzı yerleri çakıllarla kaplı olan Gobi Çölünde, bitki örtüsü dikenli çalı ve küçük otlardan ibâretir.





Kuzey Afrika ve çin arası bçlge Koyu renkli bölge çin





Sonra yine bir sebebi izledi. Nihayet iki sedd arasına ulaştı.

(Orada) iki sedden başka bir de kavim buldu ki, neredeyse söylenen tek bir sözü bile anlamıyorlardı.

Dediler: Ey Zülkarneyn! Ye'cüc-Me'cüc bu yerde bozgunculuk yapıyorlar. Onlarla bizim aramızda bir sedd yapman şartıyla sana vergi verelim mi?

Dedi: 'Rabbim'in beni içinde bulundurduğu şey daha üstündür. Siz bana bedensel gücünüzle destek verin de, onlarla sizin aranıza kat kat engel açayım.

Bana demir kütleleri getirin (dedi). İki sedefin arası eşit olunca 'körükleyin' dedi. Onu ateş haline koyunca da 'Getirin bana, üzerine erimiş bakır dökeyim' diye seslendi.

Artık onu ne aşabildiler ve ne de geçebildiler.

Dedi: Bu, rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve rabbimin vaadi haktır.

Yukarıda ki ayetlerden anlaşılacağı üzere bahsedilen set üzerine erimiş bakır dökülmüş bir set.Dünya üzerinde böyle bir set var mı?

ayrıca ayetlerde geçen, sedd/südd kelimesi var.Bu kelime "bulut", "sis" anlamında da kullanılıyor.

Benim yorumum; kızgın demir kütlelerinin üzerine erimiş bakır dökülerek bir gaz bulutu (dünyamızın etrafını cevreleyen atmosfer gibi) elde edildi ve yecüc-mecüc oraya hapsedildi. Demir in uzaydan gelmesi dediğinizde bu sebeple olabilir.Yani yecüc mecüc dünyadan değil di ve zülkarneyn de dünya da değil uzayda koordinatlar arasında yolculuk yaptı.

Zaten yecüc mecüc ün seti gececeği (Dedi: Bu, rabbimden bir rahmettir. Rabbimin vaadi gelince onu yerle bir eder. Ve rabbimin vaadi haktır) rabbimin hakkıdır diyor ayette.Böyle ise yecüc mecüc dünya üzerinde hangi setin ardında olabilir?

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #19 : 07 Kasım 2009, 23:20:13 »

Bu tür yorumlar var ama Zülkarneyn yeryüzünde yaşamıştır.
Tüm insanlar yeryüzünde türemiş bir canlı türüdür.
Demir madeni uzaydan gelen metorlar vasıtasıyla dünyamıza ulaşmıştır.
Demirin dünyada olması fizik kanunlarına aykırıdır.
Demirin oluşması için çok yüksek sıcaklığa ihtiyaç vardır.
Bu sıcaklığın ise  dünyada meydana gelmesi imakanı yoktur.

Demir madeni çok eski tarihlerden itibaren kullanılır.
Yani Zülkarneynden öncede demir kullanılıyordu.

Zülkarneyn hakkında  "uzayda başka yerdeydi sonra yere indirildi" şeklinde en ufak bir ima bile yoktur.
Konuya vakıf olmayan bazıları Kuran'ı yanlış yorumlayarak böyle söylemişlerdir.
« Son Düzenleme: 08 Kasım 2009, 11:21:07 Gönderen: gezginn »

Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #20 : 07 Kasım 2009, 23:37:33 »

Bu tür yorumlar var ama Zülkarneyn yeryüzünde yaşamıştır.
Tüm insanlar yeryüzünde türemiş bir canlı türüdür.
Demir madeni uzaydan gelen metorlar vasıtasıyla dünyamıza ulaşamıştır.
Demirin dünyada olması fizik kanunlarına aykırıdır.
Demirin oluşması için çok yüksek sıcaklığa ihtiyaç vardır.
Bu sıcaklığın ise  dünyada meydana gelmesi imakanı yoktur.

Demir madeni çok eski tarihlerden itibaren kullanılır.
Yani Zülkarneynden öncede demir kullanılıyordu.

Zülkarneyn hakkında naşka uzayda başka yerdeydi sonra yere indirildi şeklinde en ufak bir ima bile yoktur.
Konuya vakıf olmayan bazıları Kuran'ı yanlış yorumlayarak böyle söylemişlerdir.


Sayın gezginn, daha önceki mesajımda kızgın demir üzerine erimiş bakır dökülerek yapılmış bir set var mı diye sormuştum.Dünya üzerinde böyle bir set bulundu mu?

Ayrıca ayette "kat kat" setten bahsediyor.Burdan üst üste setler olduğunu anlayabilirmiyiz?

Ve yine daha önce ki mesajımda sorduğum yecüc mecüc dünya da hangi setin ardın da olabilir?

Yecüc mecüc ün "ALLAH" ın vaadi" gelince o seti aşacağı söyleniyor ayette.O zaman yecüc mecüc şu an bi yerlerde yaşıyor diyebilirmiyiz?

Çevrimdışı gezginn

  • *
  • Cinsiyet: Bay
Hubble’den yeni fotoğraflar “yıldız patlaması”
« Yanıtla #21 : 08 Kasım 2009, 00:23:01 »

Sayın gezginn, daha önceki mesajımda kızgın demir üzerine erimiş bakır dökülerek yapılmış bir set var mı diye sormuştum.Dünya üzerinde böyle bir set bulundu mu?

Ayrıca ayette "kat kat" setten bahsediyor.Burdan üst üste setler olduğunu anlayabilirmiyiz?

Ve yine daha önce ki mesajımda sorduğum yecüc mecüc dünya da hangi setin ardın da olabilir?

Yecüc mecüc ün "ALLAH" ın vaadi" gelince o seti aşacağı söyleniyor ayette.O zaman yecüc mecüc şu an bi yerlerde yaşıyor diyebilirmiyiz?


Ben Kuran üzerinden yorumluyorum
Diğer,rivayetlere İsrailiyat karışmımıdır? nedir? bilmek kolay değil.
En mantıklısı Kuran üzerinden gitmektir.
Kuran üzerinden çok mantıklı bir yorum getirmeye çalıştım zaten.



Ye'cüc ve me'cüc kimlerdir?
Bunlar hakkında sadece yorum yapılabilir.
Belkide Çin gibi bir Ülkenin Dünyayı talan etmesi gibi anlaşılabilir.
Gerçektende Çin kalabalık nüfusu ve ekonomik girişimleri ile dünya ekonomisini alt-üst ediyorlarken gelir kaynaklarını adeta ticari yönden talan ediyorlar.

Ya da daha önceki tarihlerde Moğolların büyük yağma ve talanları dile getirilmiş olabilir.
Ye'cüc ve me'cüc garip varlıklar olarak düşünülmemelidir.
Bir millet olarak düşünülmelidir.



Kurandaki Konu ile ilgili ayetler ışığında bilimsel çalışmalar yapılsa zannediyorum bu sed bulunabilir.
« Son Düzenleme: 08 Kasım 2009, 00:29:34 Gönderen: gezginn »